Yoluna Girmeyen Eğitim Sistemimiz

Her şey Allah adı ile başlar… Allahsız bir toplum hayali beyhudedir. Sizin tasarruf sahibi olmadığınız bir âlemde Allah’tan gayrı plan yapmak, Allah ile mücadeleye girmek demektir. Nisyanı seçen insanoğlunun batıl kısmı tarihi süreçlerde hep bu mücadeleyi vermiştir. Lakin Allah’a karşı başlatılan bu mücadele dünyada hüsrana, ahirette ise azaba mahkûm olmuştur. Modern zamanlarda özellikle Batı’da kiliseye karşı başlatılan mücadele, genişletilerek Allah’ sız bir dünya hayaline bürünmüştür. Üstelik bu mücadele küstahlık ve kibir maskesini takarak bu zamanlara gelmiştir. Şimdilerde ise niyetlerinde bir farklılık yok. Görünürdeki bazı değişikler olsa da, asıl niyetlerinin değiştiği anlamı taşımıyor. Üstelik İslam coğrafyasında kurulan sistemlerin hepsinin temel amacı bu niyetlerin, Müslümanların hayatlarının her alanına hâkim kılınması ile geçmiş ve geçiyor. Oluşturulmak istenilen bu kimliğin en önemli dişlisi ise eğitimdir. Modern Batı aklın okullarından geçen Müslümanlar, kazandıkları kimliklerin hayata nasıl yansıdığı “Kur’an ve Sünnet” gözlüğünden çok iyi bakması lazım. Dikkat edin… Bu gözlüklerin batıcı-batılı eller tarafından verilmesin…

Niyet ettim Allah rızası için namaz kılmaya… Namazı kime havale ettiğimizi gösterir. Samimiyetimiz oranında sevabımız artar, akıbetimiz hayırlı olur. İşin içinde gösteriş ve niyet sapması varsa durum tam tersi olur. Kurban Bayramını hep beraber yaşadık. Kurbanı kurban yapan şey niyetimizdir. Kurbanı besmelesiz kestiğinizde hem hayvana hem de kendinize zulmetmiş olursunuz. Besmele ile başladığınızda ise o kurban ibadete dönüşür. Allah’a o zaman halis niyet ve eylemleriniz ulaşmış olur. Bizim eğitim sistemimiz “Besmelesiz” olduğu için bir türlü istenilen sonuçlar çıkmıyor. Planlayıcılarımız eğitim akılını Batı’dan aldıkları ve onlar da maalesef “besmelesiz” oldukları için, Allah adı ile başlayan bir eğitim sistemimiz olmadı. Besmelesiz yemek yiyen insanın temsili olarak verilen şeytanın obezliği gibi bir büyüme veya gidişatı sürdürüyoruz.

 Normalde okullarda sürekli bir eğitim verilmekte, değişikler yapılmakta, en iyisi umudu taşınmakta… Lakin çıkan sonuç gençlerimizi ve çocuklarımız açısından pekiyi gözükmüyor. Yozlaşma, tefekkürden uzak, ahlaki problemlerin kıskacında, bireyselci – hazcı, sorumluluk almaktan uzak yığınlar oluşuyor. Bu hem ülkenin hem de ailelerin enerjisini sürekli tüketiyor. Ülkeler bu durumu çare bulamazlarsa hiçbir toplum bu çürümenin oluşturduğu olumsuzluklardan, yıkımlardan kurtulamaz.

Allah Resulünün o meşhur rivayetini duymayanımız yoktur. “ameller niyetlere göredir” buyuruyor. Bizim de şunu sormamız lazım… Bizim niyet ettiğimiz eğitim hicretimiz kime… Bizi nereye ulaştıracak. Hangi şahsiyetleri bu topluma sunacak. Bir medeniyetin temelleri hangi “Ömer”ler üzerinde yükselecek. İki Ömer’den biri olarak geçen duada hangisi bu ümmete ikram edilecek. Niyet ve eylemlerimizin doğuracağı gürbüz çocuklar hangi umutları diri tutacak. Dillerinde “besmele” ile derse başlayan bir eğitim yılına ne zaman kavuşacağız?..

İnsanın söz ve eylemleri hayata atılmış imzadır. Eylem ve söylemlerimiz ruhun dış âlemde görünür yüzüdür. İnsanın niyetlerinin hayata yansıması, geleceğe yürümesidir. İslam coğrafyasında cehalet ve cahillikle mücadele bu ümmetin en büyük ve acil sorunudur. Lakin sadece samimiyetimiz durumumuzu kurtarmaya yetmiyor. Samimiyetin yanında plan ve programı belirlenmiş, ufku ve vizyonu olan açılımlara ihtiyaç var. Toplumu kuşatacak genel bir perspektife, ihtiyaçlarını karşılayacak, değerlerine saygılı bir anlayışa muhtaçlığımız var. Müslüman toplumların Batılı eğitim sistemini ciddi bir eleştiriye ve bu eleştiri ile beraber kapsamlı Allah-Tevid-ümmet-Allah’a kulluk üzere olan bir eğitim sistemine ihtiyaç var. Bu coğrafyada bundan başka hiçbir program dikiş tutmaz. Tutmadığını iki üç asırdır görüyoruz. Hâkim yapılar yine de bu isteğinden vazgeçmiş değiller. Batı, bu ümmeti zihinlerini değiştirmek isterken ilk el attığı alan “eğitim” alanıdır.

  Eğitim tüm insanlık tarihinin en önemli konuları arasında birinci sıradadır. Muhtevası, beklentisi, girdisi-çıktısı ile her daim gündem olmuştur. Tüm bu uğraşlar ise insanı belirlenen hedefler doğrultusunda, belli davranışları kazanmış birey haline getirmek. Tercih veya itiraz hakkından dolayı bükülmesi zor bir varlık olan insan, ateş çemberi ile dolu kuyuya atılan demirin erimesi gibi eritmeye çalışırlar… Ulusal devletler ancak ulusal kimlikler doğurur. Evrensel kimlik oluşturmazlar. Öyle bir amacı ve vizyonu da yoktur. İyi bir insan ancak iyi bir vatandaşlık tanımı ile yapılıyor. İyi bir vatandaşın ahlaklı, erdemli vasıflarından çok devlete bağlılık derecesi önem arz ediyor. Eğitimiz sistemimiz bu tanımlamanın dışında değildir.

Yeni eğitim sezonuna başladık, hayır olur inşallah… Yeni bir heyecanla başladık. Heyecanımızı depreştiren bir başka unsur yeni müfredatla birlikte, 1,5 ve 9. sınıfların yeni müfredatla eğitim öğretim yılına başlamaları. Yeni müfredat tanıtım seminerleri tüm öğretmenlere verilerek, farkındalık oluşturulmaya çalışıldı. Tolumun yenilikleri eğitimcilerin eliyle özümsenmesi amaçlandı. Öğretmenlerin uygulayıcılar olarak değişimin pratik açılımları sahaya yansıtmaları istenildi. Öğrenci odaklı, yaparak-yaşayarak öğrenmenin ön plana çıktığı, ilgi ve yeteneklerin ortaya çıkarılacağı ortamların oluşturulduğu, ödevlerin verilmediği, öğrencilerin başarı kaygısından uzaklaştırıldığı, ders içeriklerinin azaltıldığı-sadeleştirildiği- kazanımlarım arttırıldığı, milli değerlerin derlere yansıtıldığı, değerler eğitimin ders içeriğine zamansal olarak dağıtıldığı gibi birçok değişiklik…

Tüm bu değişiklerin kimi beklentileri karşıladığı varsayılabilir. Karşıt görüş veya görüşler de tam tersi hayal kırıklığına uğramışta olabilirler. İçinde olduğumuz ve gördüğümüz kadarıyla şunları söyleyebiliriz: Söyleyeceklerimiz tamamen yokluğu değil eksikliklerin iz düşümlerini yansıtıyor.

1-      Bir eğitim felsefemiz

2-      Bu felsefeyi oluşturacak işin ehli insanlarımız

3-      Bir tarih ve medeniyet bilincimiz

4-      Bir plan ve programımız

5-      Halis bir niyetimiz

Maalesef tüm bu saydıklarımız arızalı… Tüm bu tespitlere eklenecek çok şey de olabilir. Burada vurgulamak istediğimiz şey kısmi müfredat ve yönetmelik değişiklikleri aşan bir olgu vurgusu… Son 15 yıl da kaç kez değişiklik yaptık bizler de unuttuk. Değişim önemlidir ama şekilsel-politik- konjonktürel değişimler bizlere yol aldırmaktan çok, dairesel kısır bir döngüye mahkûm ediyor. Elbise değiştirmek bedeni ve ruhu değiştirdiğiniz anlamına gelmiyor. Eğitimin ruhuna dokunulmuş bir şey fazla göremiyoruz. Bir toplumun ilerlemiş-gelişmiş-zenginleşmiş fotoğraflardan çok ahlaklı-huzurlu-mutlu-güven veren karelere ihtiyacı var. Sayısal verilerimizin iyi olduğu (özellikle maddi anlamda) bizim manevi anlamda iyi olduğumuz anlamına gelmiyor. Çocuklarımız deneme tahtası olmamalı. Daha çok alternatifli eğitime ve bakış açılarına ihtiyacımız var. Eğitim noktasında en son Hayrettin KARAMAN hocamızın önerdiği ve bir çok değişik aydın-yazar-âlim ve kanaat önderlerin vurguladığı noktalara artık eğilmek lazım. Öğrencilerimiz-öğretmenlerimizi-idarecilerimiz-okullarımız birbirileri ile yarıştırılmasın. Bunun kazananı olmaz. Muhakkak bu yarışta sonuncu olan çıkacaktır. Altta kalanın canı çıksın denilemez. Devran döner bizi de bulabilir.

 Hangi yöntem tekniği kullanacağınız önemli olmakla beraber işin özü, insanın yüreğine dokunan ve inancına yatkın bir eğitim anlayışı sergilemektir. Modern ve çağdaş diye bahsettiğimiz uluslar bile insanın inanma boyutunu es geçmemiştir. Materyalist Batı aklı bile kendi inandığı değerleri ön planda tutarak diğer toplumları buna mecbur etmekte. Bu çıkmaz sokaktan artık kurtulmak gerek. İlke ve prensipleri İslam coğrafyasının ruhuna uygun bir eğitim anlayışı şart. Dünyayı es geçmeden ahireti önceleyen niyet ve eylemlere ihtiyaç var. Allah rızasını öne taşımak gerek. Kimsenin kınamasından korkmayarak…  Batı’nın kuyruğuna İki üç asırdır takıldık da memnun oldular mı?.. Gezi ile 15 Temmuz ile yine bize ayar vermeye çalıştılar. Hem de kimi kullanarak… Bu eğitim sisteminden geçen, bu milletin bağrından çıkan gençlerin eliyle… Başka söze gerek yok. Vesselam.


  • Sayı: 164
  • Sayı: 163
  • Sayı: 162
  • Sayı: 161
  • Sayı: 158
  • Sayı: 157
  • Sayı: 156
  • Sayı: 155
  • Sayı: 154.Sayı
  • Sayı: 153
E-Mail listemize katılarak yeni yayın ve etkinliklerimizden haberdar olabilirsiniz.
Email :