SİNEMA YAZARI VE ELEŞTİRMENİ İHSAN KABİL: MİLLİ SİNEMALAR KİMLİKSİZLEŞİYOR!

 İHSAN KABİL


 İslami bir sinema mümkün mü?

 

İslami bir sinemadan, dini şiarlara dikkat eden, gözeten bir sinemayı anlıyorum ve manevi duyarlıklı sinema demeyi tercih ediyorum. Bugün için öncelikle, açıklık, şiddet ve edebi argonun üstündeki kaba kullanımlara tevessül etmeyen sinemayı olabildiğince İslami sayabiliriz. Daha dini bir sinema anlayışı ise mümkün olduğunca İslami umdelere dikkat eden bir sinema anlayışı ile söz konusu olabilir. Bir ideal olarak ortaya konabilir ve üstüne geniş argümanlar geliştirilebilir.

 

İslam sinemaya tebliğ aracı olarak mı bakmalı, yoksa sanat olarak mı? Sinemanın bu sanat içindeki yeri var mı?

 

Sinema tebliğ aracı da olabilir ancak bu hiçbir zaman doğrudan, kör gözüm parmağına biçiminde olmamalıdır. İslam’ın hayat tarzı, dolaylı yollardan, çağrışım, sembol ve mecazlarla verilebilir.

 

 Sinema pahalı bir sanat dalı. Müslümanlar bu alanda nasıl bir yatırım yapmalıdır?

 

Müslümanlar bu gerçekten ciddi finansmana dayalı bu sanat dalına muhakkak yatırım yapmalıdır. İyi senaristlerin, kameramanların, kurgucuların, yönetmenlerin yetişmesine destek vermelidir. Bir filmin yapımına sponsor olarak da gerekirse zararı dahi göze almalıdırlar. Ticari hayatta hiç mi zarar etmiyorlar? Nesillerin yetişmesinde önemli bir basamak olan sinema sanatında da zarar edebilirler.

 

Sinemanın İslami fıkhı oluşabilir mi? Geçmişin fıkhi görüşleriyle sinemayı değerlendirmek mümkün mü?

 

Sinemanın fıkhi açıdan değerlendirilmesi her zaman söz konusu olabilir. Ancak insan elinden çıkma her şeyde olduğu gibi, hata yapma ihtimali göz önüne alınarak burada da belli ölçülerde esneklik mümkün olabilir. Sinema göstermeci bir sanat olduğu ve merkezinde de insani ilişkiler olduğu için özellikle mahrem konusunda hassasiyet gösterilmelidir. Geçmişin fikhi görüşleri de tabii ki göz ardı edilmemelidir.

 

 Dünyadaki İslami tecrübelerin içinde Türkiye'nin yeri nedir? Ne olmalıdır?

 

Sinema açısından yaklaşırsak, bir arayış devam etmektedir. Öncelikle bir kimlik sorunu söz konusudur. Kendi olmak, kültürel kökleriyle bağlantı kurmak, gelenek halkalarını yeniden oluşturmak, insan ve medeniyet anlayışını bugünün diliyle yeniden temsil etmek elzem kabul edilmelidir.

 

 Kuran'ın sinematografik yapısından söz etmek mümkün mü? Vahyin sinema diliyle aktarımı mümkün mü?

 

Edebi ve sinematografik anlatım, Kur’an surelerinde de ortaya çıkmaktadır. İran sineması bir deneme olarak zaman zaman bunun örneklerini vermektedir. Vahyin sinema diliyle aktarımı, manipüle etmeden mümkün olabilir.

 

 Sinemada hakikat dilini sadece İslam ülkelerindeki sinemacılar mı oluşturabilir?

 

Hakikat izlekleri diğer inançlara ait sinemalarda da görülebilmektedir. Hakikate bütün insanlık muhataptır dolayısıyla sadece İslam’a münhasır değildir. Ancak tam olgunluğa erişmiş hali İslam ülkelerindeki sinemacılar tarafından ortaya konabilmelidir.

 

Türk sinemasındaki konu, kurgu ve özgün senaryo yazma eksikliği nasıl giderilebilir?

 

Sinemamızın bu eksiklikleri, üzerlerinde daha fazla çalışılarak, kurum ve kuruluşlar tarafından desteklenerek, güçlü bir entelektüel yapı oluşturularak giderilebilir. Mevcut edebiyat verimlerimizden ve geçmişin edebi birikiminden mutlaka yararlanılmalıdır. Kurgu, daha teknik bir konudur, dünya sinemasının güncel örnekleri mutlaka takip edilmelidir.

 

Emperyal sinema dilinin İslam ülkelerindeki olumsuz etkisi hakkında neler söylenebilir?

 

Çok geniş çerçeveli bir konu ama başta seyircinin etkilenmesi ve algı yönetimi olarak söze başlayabiliriz. Başta Amerikan sinemasının tesirlerinden söz edilmelidir. Belli bir hayat tarzı genç seyirci kitlesine dayatılmakta, böylece de zihniyet dünyaları dönüştürülmektedir. Giderek milli sinemalar da bu hâkim sinema görüşüne benzemeye başlamakta ve kendi kimliklerini iyice silikleştirmektedirler.

 

 Mecidi'nin "Peygamberimiz bugün gelseydi tebliğini sinemayla yapardı." sözü hakkında ne düşünüyorsunuz.

 

Mecidi’nin bu sözünün bir değeri olduğunu düşünüyorum. Allah’ın halk ettiği her aracın bir anlamı olduğuna inanıyorum, dolayısıyla da kamera da istendiğinde rahmete dair çok önemli olgular ortaya koyabilir. Dünya, bir ibret âlemi ve sahnesiyse, onun bir simülasyonu olan sinemanın nasıl bir potansiyeli olduğunu düşünebiliyor musunuz? Ancak gerçekçilik adına batıl ve mahrem olanın birebir taklidi yerine, onu ikame edecek sinema dilinin marifetiyle değişik sembolik anlatım yolları bulunmalıdır.

 

 Mecidi'nin filmi üzerinde, İslami camianın tartışma şeklini olumlu buluyor musunuz?  Mecidi'nin Muhammed/ Allah'ın Resulü filmi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu filmin bu denli sert eleştirileri hak ettiğini düşünmüyorum. Filmi genel olarak duygulu, olumlu buluyorum. Peygamber Efendimizi belli-belirsiz gösterdiği yerleri daha belirsiz kılabilirdi, salavatı Batı müziği tonlarıyla sunmayabilirdi; burada sanıyorum Batı dünyasını, genel de bütün dünyayı biraz İslam’a ısıtma amacı güdülüyor. Balıklı mucize sahnesi olmayabilirdi, ancak yine Batı’ya bir atıf var herhalde. Hep Çağrı’dan sonra başka film gelmedi diye konuşuluyordu, şu an elimizde iki referansımız var.

 

 "Rüya sineması" çalışmalarınız nasıl sürüyor? Sizce bu süreçteki karşılığı nedir?

 

‘Rüya sineması’ tanımlaması, öncelikle Sezai Karakoç’un, daha sonra Sadık Yalsızuçanlar’ın ortaya koyduğu bir nitelemedir. Çok önemli bir kavramlandırma olarak görüyorum. Daha önce olduğu gibi bugün de üzerinde kafa yorulması, açılımlara gidilmesi gereken bir yaklaşımdır.

 

 Türkiye'de bir sinema dili oluşturma potansiyeli var mı? Varsa Müslüman dindarlar bunun neresinde?

 

Türkiye’de bir sinema dili oluşturma potansiyeli mevcut. Tarihi seyri normal mecraında aksaydı, geleneksel gösteri sanatlarımız, gölge oyunu ve orta oyunumuzun tabii bir uzantısı ve bu yeni teknik dille hem form hem de içerik olarak yeniden temsili anlamına gelen sinemayla doğal bir bileşim meydana getirilebilecekti. 

 

Sinema sanatının İslam dünyasındaki yeri nedir? İslam düşüncesinde sinema yer bulabilecek mi?

 

Sinema sanatı, İslam dünyasında estetik ve içerik olarak en olgun örneklerini İran sineması dahilinde vermektedir. İslam coğrafyasının diğer bölgelerinde de zaman zaman nitelikli eserler ortaya çıkmaktadır. Ancak genel olarak sinema bir eğlence ve kelimenin her manasında tüketim aracı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bütün sanatların bileşkesi olarak ve geleneksel sanatların da görsel anlamda bir uzanımı ve açılımı olarak İslam düşüncesinde de hak ettiği yeri muhakkak almalıdır.


  • Sayı: 164
  • Sayı: 163
  • Sayı: 162
  • Sayı: 161
  • Sayı: 158
  • Sayı: 157
  • Sayı: 156
  • Sayı: 155
  • Sayı: 154.Sayı
  • Sayı: 153
E-Mail listemize katılarak yeni yayın ve etkinliklerimizden haberdar olabilirsiniz.
Email :