Orta Dünyanın Karanlık Eli: Muhammed Yusuf Dahlan

“Gazze’nin kahraman halkının umutlarını tekrar yeşertmek için, HAMAS’ taki kardeşlerimizle ortak çabalarda bulunuyoruz.”

27 Temmuz Perşembe günü, sürgünde bulunduğu Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki karargâhından video konferans yoluyla Gazze’deki meclis üyelerine hitap eden Muhammed Dahlan’a ait bu sözler. Belki en dikkat çekici cümlesi de buydu o konuşmanın.

Bu sözleri Dahlan’ın ağzından duymak şaşırtıcıydı, dinleyiciler arasında üst düzey HAMAS yöneticilerinin bulunması ise daha bir şaşırtıcı. Zira bu iddialı sözlerin sahibi, 2007 yılında Gazze’de seçilmiş HAMAS Hükümeti’ne karşı darbeye öncülük etmesi için görevlendirilen, Ortadoğu’nun en karanlık isimlerinden birisi, Muhammed Yusuf Dahlan’dı.

1961 yılında Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus kentinde fakir bir ailenin 6. çocuğu olarak dünyaya geldi Dahlan. Çocukluğu ve gençliği burada geçti. Filistin Kurtuluş Örgütü[1] (FKÖ) içerisindeki en büyük silahlı grup olan El Fetih’in gençlik yapılanmasında büyüdü. 1981’de Fetih Şahinleri adlı örgütün kurucuları arasında yer almakla suçlandı. İsrail hapishaneleriyle de o yıllarda tanıştı. 1981-86 arasında 11 kez hapis yattı. Hapishanede İbranice öğrendi.

Hapishaneden çıktıktan sonra Gazze İslam Üniversitesi’nde okuyan Dahlan, İşletme Bölümünden mezun oldu. Sonrasında İngilizce öğrenmek için İngiltere’ye, Cambridge Üniversitesi’ne gitti.

İsrail hapishanelerine girmesi, Dahlan’ın Filistin’deki siyasi karizmasına çok şey kattı. 1987 yılında başlayan 1. İntifada nedeniyle İsrail tarafından Filistin’den sürgün edilmesi ise şöhretini daha da arttırdı ve kısa sürede El Fetih’in öncüleri arasında yer edindi. Amman’a, Kahire’ye ve Bağdat’a gitti. Buradan Libya ve Tunus’a geçip oralardaki Filistin Kurtuluş Örgütü yapılanmalarına katıldı. Bu dönemde Yaser Arafat ile arası çok iyi olan Dahlan, siyasi ve askeri eğitimini Tunus’ta aldı.

Dahlan’ın ‘işbirlikçilik’ süreci de yine Tunus günlerinde başladı. CIA eski çalışanlarından Vatalia Bruner’a göre Dahlan bu dönemde El Fetih ile CIA arasında aracılık yapıyordu.

1993 yılında ABD’nin inisiyatifinde Norveç’in başkenti Oslo’da İsrail ile FKÖ arasında başlayan gizli görüşmeler sonucunda Washington’da Oslo Mutabakatı imzalandı. Yaser Arafat liderliğindeki FKÖ’nün içinde yer alan birçok örgüt Arafat ve Oslo gizli görüşmelerine sert eleştiriler getirirken, Muhammed Dahlan İsrail ile anlaşmanın Filistin’e sağlayacağı yararlar üzerinde durdu.

Oslo Mutabakatının ardından Gazze'de oluşturulan 20 bin kişilik Filistin Önleyici Gücü'nün başına geçerek CIA ve İsrail istihbarat servisleriyle sürekli temas haline geçen Dahlan, Yaser Arafat ile rekabet etmeye başladı.

Yine Oslo Mutabakatından sonra 1994’te açılan, Gazze’yi İsrail ve Batı Şeria’ya bağlayan Karni geçiş kapısından elde edilen gelirin yüzde 40’ını İsrail’den tahsil eden Dahlan’ın, bu paradan 1 milyon şekel’e yakın miktarı (yaklaşık 1 milyon lira) zimmetine geçirdiği; bunun yanı sıra Gazze’de uyuşturucu kaçakçılığı ve rüşvet mafyasından elde ettiği devasa gelirle Gazze’nin en zenginleri arasında yer aldığı biliniyor.. Halk arasında yaygınlaşan “Gazze idi, oldu Dahlanistan.” sözü de bu olağandışı güçlenme ve zenginliğe gösterilen tepkinin bir tezahürü.

2002 yılında İngiltere’ye giden Dahlan, Amerikalı ve İsrailli birçok yetkili ile görüştü. Dahlan’ın burada Sabra ve Şatilla kasabı olarak bilinen Ariel Şaron’un oğlu Umeri Şaron’la da uzun görüşmeler yaptığı biliniyor.

2003 yılında Ürdün’deki Akabe görüşmelerinde Amerika ve Siyonistlere HAMAS’ı devirme planları sunan Dahlan hakkında Bush “Bu genç bizi hayretler içerisinde bırakıyor.” demiş ve kendisinden övgüyle bahsetmişti. Bu görüşmelere -o zamanlar İsrail Savunma Bakanı olan- Şaul Mofaz, Ariel Şaron ve Mahmud Abbas da katılmıştı.

İsrail'in 2005'te Gazze'den çekilmesi ve 2006'daki seçimlerin HAMAS'ın zaferiyle sonuçlanmasının ardından Dahlan, Fetih saflarında HAMAS'a karşı "kanlı ve kirli bir kampanya" başlattı.

ABD merkezli Vanity Fair dergisi de HAMAS'ın 2006'daki seçim zaferi sonrasında Washington yönetiminin HAMAS'ı iktidardan uzaklaştırmak için hazırladığı komplonun merkezinde Dahlan'ın olduğunu ifade etmişti.

Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas, Arafat’ın Dahlan’ın yürüttüğü bir suikastın kurbanı olduğunu; hatta sadece Arafat değil, çok sayıda Filistinliye yönelik suikastta onun parmağı olduğunu iddia etmişti. Abbas ayrıca, Dahlan'ın 2000 yılındaki Camp David zirvesinde İsrail ve ABD ile iş birliği yaparak Filistin'in müzakere masasındaki elini zayıflattığını öne sürmüştü.

Yine İngiliz The Guardian gazetesinin eski editörü David Hearst de Dahlan'ı 15 Temmuz darbe girişiminde FETÖ elebaşı Fethullah Gülen ile Abu Dabi yönetimi arasında aracılık etmekle suçlamıştı.

Tabii işlediği suçlar bunlarla sınırlı değil, sicili bir hayli kabarık Dahlan’ın. 2008 yılında İsrail’in Gazze'ye yönelik saldırısı öncesinde dönemin Ehud Olmert hükümetiyle istihbarat paylaşmak ve HAMAS komutanlarından Mahmud Mabhuh’a 2010'da Birleşik Arap Emirlikleri'nde MOSSAD ajanları tarafından gerçekleştirildiği iddia edilen suikasta yardımcı olmak da Dahlan aleyhine getirilen suçlamalardan bazıları.

Bugün bölge genelinde yürütülen örtülü operasyonların, faili meçhul cinayetlerin, terör organizasyonlarının birçoğunda onun imzası var. Bölge dışı güçlerin kirli işlerini yürüten, istihbarat ağlarının taşeronluğunu yapan, kara para aklayan, terörizmin finansmanını organize eden, bölgedeki rejim değişikliği projelerinde rol alan ve Ortadoğu coğrafyasındaki en ücra köşeye kadar kolu uzanan biri Muhammed Dahlan.

Şimdi tüm bu bilgiler ışığında, yazının giriş kısmında alıntıladığım o cümleye bir kez daha dönüp bakalım:

“Gazze’nin kahraman halkının umutlarını tekrar yeşertmek için, Hamas’taki kardeşlerimizle ortak çabalarda bulunuyoruz.”

Peki nasıl oluyor da bunca kirli işe bulaşan Dahlan ile Filistin İslami mücadelesinin duayen isimleri el sıkışıp anlaşmaya varabiliyor?

Aslında HAMAS’ın kısa vadede hedefi belli: Bir yandan en büyük destekçileri olan Katar’a uygulanan ambargo bir yandan da Mahmud Abbas yönetiminin yaptırımlarla ablukayı iyice ağırlaştırması sonucu iyice köşeye sıkışan Gazze halkına nefes aldırmaya çalışıyorlar. Kısa vadede hedef belli olmasına rağmen atılan bu adım uzun vadede harekete ne katar, hareketten neler götürür bilinmiyor.

Dahlan, bir taraftan HAMAS ile El Fetih arasındaki ayrılığı kendi çıkarları doğrultusunda kullanmayı başarırken, diğer taraftan kendisini ‘can çekişen Gazze’nin kurtarıcısı’ olarak takdim etti.

Bir direniş hareketi olan HAMAS, askeri olarak İsrail’e direnebilmeyi başardı. İşgal devleti karşısında başarılı bir mücadele verdi. Ancak İsrail-Mısır ablukası, üstesinden gelinmesi neredeyse imkânsız bir hal almışa benziyor. 2 milyon Gazzeli, yaşamı tehdit eden elektrik kesintileri, yiyecek, temiz su, ilaç ve yakıt yetersizliğinden dolayı ciddi sıkıntılar yaşıyor. Geçtiğimiz mayıs ayında ise Mahmud Abbas yönetimi, Gazze Şeridi’ndeki çalışanlarının maaşlarını ciddi oranda düşürdü ve Gazze’ye sınırlı ölçüde elektrik tedarik eden İsrail firmasına yapılan ödemeleri durdurdu.  

Gazze halkı ve HAMAS’ın böylesine köşeye sıkıştırıldığı bir süreçte Dahlan cömertliğiyle (!) sahneye çıkarak yakıt, ilaç, elektrik ve her türlü ihtiyaç malzemesi teklifini devreye soktu. Elbette ki hayrına yapmıyordu tüm bunları, karşılığında iktidardan hisse istiyordu.

Geçtiğimiz haziran ayında HAMAS heyeti, Mısır nezaretinde Dahlan’la bir araya gelmek için Kahire’yi ziyaret etti. Heyetin başında, 20 yılını İsrail zindanlarında geçiren ve askeri kanadın İsrail’e karşı göstermiş olduğu direnişe öncülük eden HAMAS’ın yeni lideri Yahya Sinvar vardı. Sinvar, Mısır’ın Gazze Şeridi ile Sina çölünü birbirine bağlayan Refah sınır kapısını açması karşılığında, Dahlan’a yönetimden pay veren anlaşmayı kabul etti.

Aktarılan bilgilere göre Refah sınır kapısı yakın zamanda açılacak ve sınırın Mısır tarafında kısa bir süre içerisinde elektrik santrali kurulacak. Santralin inşası bittiğinde de Gazze’nin 22 saatlik elektrik kesintisi ciddi oranda azalacak. Böylece 2007’den bu yana İsrail’in ağır kuşatması altında yaşam savaşı veren Gazze halkının hayatî fonksiyonlarını sürdürmesine yarayacak bir rahatlık ortamı sağlanmış olacak.

Gazze halkının içerisinde bulunduğu şartları göz önüne alırsak, kısa vadede bu anlaşma ciddi bir başarı. Ancak Filistinli analistler, HAMAS'ın Fetih'ten ihraç edilen Dahlan ile ortak çıkar gereği yakınlaşmasının HAMAS-Fetih gerginliğinden kaynaklandığı ve Dahlan ile böyle bir ittifakın Filistin'deki bölünmüşlüğü daha da derinleştireceği görüşündeler.

Ayrıca şu da bilinen bir gerçek ki, HAMAS'ın çıkar ilişkisine karşın Dahlan'ın hedefi HAMAS'ı başta Katar olmak üzere direnişe destek veren ülkelerden uzaklaştırmak, Filistin toplumundaki prestijini yitirmesini sağlamak ve İsrail'e karşı güçsüzleştirmek. HAMAS’ın direnişçi yapısından uzaklaştırılarak sıradan bir halk hareketine dönüştürülmesi ise yine İsrail, BAE ve Mısır üçlüsünün temel planlarından biri.

Aslında HAMAS da her şeyin farkında ancak şu durumda ‘ezeli düşman’ Dahlan’la masaya oturmaktan başka çaresi yok. Umarız HAMAS uzun vadeli bir plan yapar ve yıllardır ilmek ilmek dokuduğu yapıyı stratejik bir hatayla heba etmez.

 

 


[1] Filistin Kurtuluş Örgütü, bağımsız Filistin devleti kurmayı amaçlayan şemsiye niteliğinde bir organizasyondur. Birbirinden farklı ideolojilere sahip pek çok organizasyon, direniş hareketi, siyasi parti ve bağımsız figürü içerisinde barındırır. FKÖ içindeki en büyük grup olan El Fetih dışında FKÖ’ye katılan ilk gruplar George Habaş’ın kurduğu Marksist çizgideki Filistin Halk Kurtuluş Cephesi ve bu gruptan kopan Maoist, Nasır karşıtı Nayif Havatme’nin Filistin Demokratik Kurtuluş Cephesi ile Suriye Baas Partisi destekli El Saika olmuştur. Yine Türk Solu’nun efsane isimlerinden Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının da FKÖ kamplarında eğitim aldığı bilinmektedir.


  • Sayı: 164
  • Sayı: 163
  • Sayı: 162
  • Sayı: 161
  • Sayı: 158
  • Sayı: 157
  • Sayı: 156
  • Sayı: 155
  • Sayı: 154.Sayı
  • Sayı: 153
E-Mail listemize katılarak yeni yayın ve etkinliklerimizden haberdar olabilirsiniz.
Email :