Ölüm bilinci ihtiraslara gem vurur

 

İNSANOĞLU başarılı olamayacağı bir sınava girmek istemez. Hayat bir sınavdır. Hesabını veremeyeceğimiz bir yaşantımız varsa ölüm korkutucudur. Korkmak, sonucu değiştirmeyeceğine göre buna hazırlıklı olunmalıdır. Cennet ve Cehennem dünya hayatının bir meyvesidir. Cennet; Rabbimizin rızasıdır, hoşnutluğudur. Cehennem ise azabıdır, gazabıdır. Allah’ın rızasına ve cennete talip olan kişi davranışlarına, attığı adıma dikkat eder. Çünkü hesap verme şuuruyla hareket eder. 
Karıncayı bile incitmez. Hesap gününü hesaba katmayan bir kişi nefsin istek ve arzularına göre hareket etmiş demektir. Böyle bir kişi ölmeyi asla istemez. Çünkü hesap günü onun için çetin bir gündür. Rasulullah (sav) bir hadislerinde “Lezzetleri ve tatları yok eden ölümü çok hatırlayın.” buyuruyor. Ölümü hatırlamak aslında bu âlemin (dünyanın) geçici bir yer olduğunu, Rasulullah’ın(sav) buyurduğu gibi, bir yolcunun, yolda giderken bir ağacın altında dinlenecek kadar bir zamanının olduğunu söyler. Böyle bir dünyada aklı selim sahibi elbette ki davranışlarına dikkat edecektir. Rabbimiz Kitabı Kerim’de “O hanginizi daha güzel iş(ameller) yapacağınızı denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O güçlüdür bağışlayıcıdır”(Mülk,2) buyurur. Bu bilinçle yaşayan, bunu hayatının her alanına yerleştiren elbette ki bu dünyanın imarını, toplumsal başarı ve adaleti tesis için uğraşırken, ölüm bilincini kuşanmayan bir zihniyet katliamlar, talanlar, yıkımlar, yetimlerin bol olduğu bir dünya meydana getirir. Ölüm bilinci ihtiraslara gem vurur.
Modern anlayışın hâkim olduğu bir dünyada ölümü düşünmek, hatırlamak hayatın dışındadır. İnsan, tabiatı gereği dünyaya düşkünlük gösterme ve ahireti, ölümü, hesabı, mizanı hatırından uzak tutma yönündedir. 
DOSYAHAYATINHASAN SEZER

HASAN SEZER 

 


İNSANOĞLU başarılı olamayacağı bir sınava girmek istemez. Hayat bir sınavdır. Hesabını veremeyeceğimiz bir yaşantımız varsa ölüm korkutucudur. Korkmak, sonucu değiştirmeyeceğine göre buna hazırlıklı olunmalıdır. Cennet ve Cehennem dünya hayatının bir meyvesidir. Cennet; Rabbimizin rızasıdır, hoşnutluğudur. Cehennem ise azabıdır, gazabıdır. Allah’ın rızasına ve cennete talip olan kişi davranışlarına, attığı adıma dikkat eder. Çünkü hesap verme şuuruyla hareket eder. Karıncayı bile incitmez. Hesap gününü hesaba katmayan bir kişi nefsin istek ve arzularına göre hareket etmiş demektir. Böyle bir kişi ölmeyi asla istemez. Çünkü hesap günü onun için çetin bir gündür. Rasulullah (sav) bir hadislerinde “Lezzetleri ve tatları yok eden ölümü çok hatırlayın.” buyuruyor. Ölümü hatırlamak aslında bu âlemin (dünyanın) geçici bir yer olduğunu, Rasulullah’ın(sav) buyurduğu gibi, bir yolcunun, yolda giderken bir ağacın altında dinlenecek kadar bir zamanının olduğunu söyler. Böyle bir dünyada aklı selim sahibi elbette ki davranışlarına dikkat edecektir. Rabbimiz Kitabı Kerim’de “O hanginizi daha güzel iş(ameller) yapacağınızı denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O güçlüdür bağışlayıcıdır”(Mülk,2) buyurur. Bu bilinçle yaşayan, bunu hayatının her alanına yerleştiren elbette ki bu dünyanın imarını, toplumsal başarı ve adaleti tesis için uğraşırken, ölüm bilincini kuşanmayan bir zihniyet katliamlar, talanlar, yıkımlar, yetimlerin bol olduğu bir dünya meydana getirir. Ölüm bilinci ihtiraslara gem vurur.Modern anlayışın hâkim olduğu bir dünyada ölümü düşünmek, hatırlamak hayatın dışındadır. İnsan, tabiatı gereği dünyaya düşkünlük gösterme ve ahireti, ölümü, hesabı, mizanı hatırından uzak tutma yönündedir. 

    Modern anlayışın hâkim olduğu bir dünyada ölümü düşünmek, hatırlamak hayatın dışındadır. İnsan, tabiatı gereği dünyaya düşkünlük gösterme ve ahireti, ölümü, hesabı, mizanı hatırından uzak tutma yönündedir. “Hayır, hayır siz peşini (dünyayı) seviyorsunuz ve ahireti bırakıyorsunuz.” (Kıyamet, 20-21) İnsanın ölümden hoşlanmamasının ondan kaçmasının pek çok sebebi vardır. Dünyaya aşırı bağlılık, ahiretin unutulması, ebedilik arzusu, günah ve tuğyan bunlar ve daha başka nedenler ölümden kaçma sebebidir. Peygamberimiz (sav) bu konuda şöyle uyarı yapıyor: “Gaflete dalan, gülüp oynayan kabirleri ve toprak altında çürümeyi unutan kul ne bedbahttır. Azan, haddi aşan, geldiğini ve nereye gittiğini unutan kul ne bedbahttır.” (Tirmizi, Sıfatul Kıyame-17) Modern çağın insanı genel olarak ölümden hoşlanmaz, hatta ölüm, ahiret, hesap gününden bahsedildiğinde ellerini tahtaya, mermere vurur. Bizden uzak olsun der. Hâlbuki Rabbimiz kitabı keriminde şöyle buyuruyor; “O, ölüm sarhoşluğunu, bir gerçek olarak gelip de (insana) işte bu, senin yan çizip-kaçmakta olduğun şeydir.” (denildiği zaman da) (Kaf,19) “Her nerede olursanız olun ölüm sizi bulur; yüksekçe yerlerde tahkim edilmiş kalelerde olsanız bile…” (Nisa,78)


  • Sayı: 164
  • Sayı: 163
  • Sayı: 162
  • Sayı: 161
  • Sayı: 158
  • Sayı: 157
  • Sayı: 156
  • Sayı: 155
  • Sayı: 154.Sayı
  • Sayı: 153
E-Mail listemize katılarak yeni yayın ve etkinliklerimizden haberdar olabilirsiniz.
Email :