Ölülerin sesleri

RÜSTEM BUDAK

 

 

YAKINDA... Çok yakında... Kıyamet kopacak!

* * *

Cennet... Ve Cehennem...

Bir adım, bir niyet, bir bakış, bir söz, bir duruş, bir tavır ötede...

Uzakta, ufukta, gelecekte, meçhul de değil...

* * *

Nice ölümü beklenenler dururken, ölümü beklenmeyenlerin göçünü izleriz.

* * *

İnsanın cehennemi; olduğunu zannettiği şeyin olmaması, hakikat olarak düşündüğü şeyin yalan olması, uğruna feda olduğu şeyin feda olmaya değer olmadığını görmesi, gerçek adına sarıldığı şeylerin yalan olması, aldandığının ve aldattığının farkına varmasıdır.

* * *

Hayat; Ol! emri ile Öl! emri arasında geçen imanın ve bu uğurda verilen emeklerin toplamıdır.

* * *

Ölüm’ü en güzel hatırlatanlar ve yaşatanlar ölülerdir.

Ölülere selam olsun.

O ölüler ki varlık sebeplerimiz...

O ölüler ki mirasımız...

O ölüler ki bizi bekleyen ev sahipleri...

O ölüler ki beklemektedirler bizi...

O ölüler ki hayatı onlarla birlikte inşa etmedeyiz...

*         * *

Mezarlığında ziyaret ettiğin bir mezar varsa, sen artık o şehirden sayılabilirsin.

*         * *

Umut, var oluşun dinamiğidir.

Umduğunu bazen bulmak var. (Cennet)

Umduğunu, umduğun yerde bulamamak var.(Cehennem)

*         * *“ölmek ne garip şey anne”

Her an- saat-gün- ay- yıl yeni bir ölüm haberi geliyor. Ya da ölümcül hastalığa tutulanların haberleri…

Bir gün bizim de haber konusu olacağımızı hatırlayarak…

*         * *

Bedeni ve yaşamı en çok istismar edilen ölülerdir.

Çünkü ölü savunmasızdır.

Savunması; yaşadıklarıdır.

Ölünün yaşadıklarını ise yaşayanlar çıkarına- anlamına göre yorumlarlar.

*         * *

Ölülerin değeri, yaşamlarının değeri ile orantılıdır.

Değerli yaşamlar… Değerli ölüler…

Değersiz yaşamlar… Değersiz ölüler…

*         * *

Ölmeyi bilmek demek:

Allah’a adanmaktır.

Her anın değerini bilmektir.

Zamanın ruhunu kavramaktır.

Her an yenilenmektir.

Yaşadıklarımızdan ders çıkarmaktır.

Hayata anlam katmaktır.

Bunları yapmıyorsak, ölümün varlığını bilsek bile kendisini inkâr ediyoruz demektir.

*         * *Ölülere Sorular:

1.  Sizi kim ve neden öldürdü?

2.  Ölmeyi siz mi istediniz?

3.  Uğrunda ölmek istediğiniz ile bulduğunuz aynı mı?

4.  Öldükten sonra hayat nasıl?

5.  Ölmeden önce söylemek isteyip de söyleyemediğiniz şey neydi?

6.  Dünyaya tekrar dönmek istiyor musunuz?

7.  Ölüm mü güzel, yaşamak mı?

8.  Sizi öldürenlerle karşılaştığınızda ne yapıyorsunuz?Söyleyin Ey Ölüler!

Biz ölümlüler, ölümü anlayamadık.

Ölümü anlamadan da hakikati bulamayacağız.

* * * Ölülerin sesleri...

Ölülerden- ölümlerimizden geriye kalan sesleridir- seslerimizdir.

Sesler, beynin ve kalbin içinde yankılanıp durur.

Bu sesler bazen kesilir gibi olur.

Bazen en derin uyku anında uyandıran ses gibi uyandırır.

Bazen seslerini özleriz, duymak isteriz.

Kulağımızı mezara yaklaştırır gibi yaklaştırırız.

Sesi derinden derine gelir.

Belli belirsizdir.

Bazen karşınızda son söylevini söylerken bulursunuz.

Onların sesleri doldurmuştur her yeri...

Sesler kaybolup gitmez.

En yüksek ve kalıcı sesler onların sesleridir.

Dinlemek isteyeni bulduklarında anlatacakları çok şeyleri vardır.

Ama insanlar dinlemeye dayanamazlar.

Biraz daha dinlerlerse kafaları çatlayacak hale gelir.

Sesler...

Ölülerin sesleri...

Duyuyor musunuz?


  • Sayı: 164
  • Sayı: 163
  • Sayı: 162
  • Sayı: 161
  • Sayı: 158
  • Sayı: 157
  • Sayı: 156
  • Sayı: 155
  • Sayı: 154.Sayı
  • Sayı: 153
E-Mail listemize katılarak yeni yayın ve etkinliklerimizden haberdar olabilirsiniz.
Email :