“MUHAMMED/ ALLAH’IN ELÇİSİ”

RÜSTEM BUDAK


Bir Film İzledim, hayatım değişmedi ama bakış açım zenginleşti…

Mecidi’nin ‘Muhammed/ Allah’ın Elçisi’ filmini izlemek nasip oldu.


1. Sinema bilinenin görsel hali… Farklı kaynaklardan beslenmekten kaynaklanan bazı farklılıklar dışında bildiğimiz bir mücadelenin sinema üzerinden anlatımı… Bu film, her film gibi tasvir, benzetme, rol, kurgu…

 

2. Peygamberimiz üzerinden oluşturulan suret- beden- sözün bir oyuncu tarafından verilip verilmemesi filmin ana tartışma konusu… Bu çok basit konunun bu kadar abartılıp akidevi bir tartışma konusu haline getirilmesi, birçok gerçekliği konuşmanın önüne geçiyor. Film de peygamberimizin yüzü, bedeni, giyimi, saçları, gözleri gösterilmiş. Şimdiye kadar peygamberimiz bu denli somut planda ifade edilmemişti. Bence filmin en büyük katkısı bu noktada olmuştur. Peygamberimizin tiyatro, sinema ve dizilerde sanatçılar tarafından ifade edilmesinin önü açılmış oldu.

 

3.Biyografik film olduğu için geçişler başarılı olmamış. Mekkeli müşriklerin Müslümanlara uyguladıkları ambargo ile başlayan film, Ebu Talib’in şahitliğinde bir yolculuğa çıkarıyor.
Peygamberimizin çocukluğunu esas alması itibariyle sadece o dönemi esas alsaydı, daha bütünlüklü olacaktı.

 

4. Filmin dikkati çektiği esas husus diğer din ve ideolojilere İslam’ın mesajının Hz. Muhammed’in şahsında iletilmesidir. Özellikle Batı kamuoyu başta olmak üzere diğer toplumlara İslam’ın mesajının iletimi bu çağda sinema dili ile en hızlı ve merak uyandırıcı niteliğe sahiptir. Müslümanlar, diğer din mensuplarına İslam’ı nasıl bir dil ve algı düzeyi üzerinden ifade edeceklerini bilmiyorlar. Film, peygamberimizin varlığının başta Hıristiyan ve Yahudi kaynaklarından nasıl bir karşılığı olduğunu çok güzel bir şekilde ifade ediyor.
Yahudi ve Hıristiyanlara asli dil, çizgi ve damara çağrı niteliği taşıyor.

 

5.Doğumundan itibaren beklenen peygamber anlayışı, yaş ilerledikçe bu ifade biçiminden uzaklaşıyor. Peygamberimizin çocukluğuna sığdırılan özellikle beklenen elçi merkezli anlayış, gençlik döneminden itibaren ta ki ilk vahyin indiriliş dönemine kadar gündeme gelmiyor. Çocukluk dönemine atfedilen olağanüstülükler, sonrasında olağan bir hayata dönüşüyor. Peygamberimiz ticaret, evlilik ve Mekke’deki zaman içerisinde resul- elçi olmasına dair bir beklentinin içinde olmuyor. Ve kendisi bu noktaya atıfta bulunacak hiçbir vurgulama içinde de değil.

 

6.Filmin en güzel yönleri insani, doğal, olağan olan akıştır. Yetim olması, anne- çocuk ilişkisi, ayrılıklar, öksüz kalması… Anlatı mitolojiden gerçekliğe döndüğünde daha etkileyici ve sahici oluyor.

 

7.Muhammed’in sürekli adalet arayan ve özgürlük mücadelesinin çocukluktan itibaren ortaya konulması filmin başarılı noktalarındandır.

 

8. Yahudilerin peygamberi tespit ve peygamberin ele geçirilmesi noktasındaki mücadelesinin gerçekliği tartışılmalıdır. Filmde bu husus abartılarak sunulmuştur.

 

9.Tamamen rivayet kültürü ile değil tamamen Kur’an’ın anlattığı peygamberin sinema diliyle ifadesi daha başarılı olacaktır.

 

10.Film, peygamberin hayatına giriş mahiyetinde önemli bir kapı açmış bulunuyor.
Dönem veya olay merkezli olarak peygamberin hayatının beyaz perdeye aktarılması Müslümanlarının sorumluluklarındandır.

 

Sinemacılar için Hz. Muhammed Filmleri Konuları:

 

 1. Hira, 2. Hicret, 3. Fetih, 4. Hılful Fudul, 5. Yahudilerle ilişkiler, 6.Peygamber ve eşleri, 7. Medine mescidi, 8.Peygamberin Son Günü, 9.Hudeybiye 10.Akabe Biatları 11.İfk hadisesi, 12. Tebük Seferi, 13. Bir’i Maune Faciası, 14.Hayberin Fethi, 15. Uhud Savaşı, 16. Hendek Savaşı, 17. Bedir Savaşı, 18.Ambargo, 19. Habeşistan’a Hicret, 20. Fil Olayı 21. Peygamberin Elçileri, 22. Kâbe, 23.İlk Müslümanlar, 24. Taif Yolculuğu, 25. Huneyn Savaşı, 26. Ezan, 27. Daru’n Nedve, 28. Daru’l Erkam, 29.Veda Haccı

 

11. Kardeş kavgasının devamına şahitlik ediyoruz.
Habil ile Kabil değil Ebu Talib ile Ebu Leheb mücadelesi öne çıkıyor.
Ebu Talib, Habil karakteriyle öne çıkıyor. Merhametli, sabırlı, vefalı ve fedakâr…
Ebu Leheb, zalim, kıskanç, tekelci, mal yığan, iktidar için her türlü zulmü göze alan…

 

12.Bu filmi bu haliyle yapmak büyük bir başarıdır. İran sineması Hz. Meryem, Hz. Yusuf ve Ashab-ı Kehf gibi filmlerle bunun kapısını çoktan aralamıştı. Bu altyapı ile daha güzel eserler verecektir. Mecidi’den Allah razı olsun.

 

13.İran sineması ümmetin yüz akıdır. İslami anlayışla sinemanın nasıl yapılabileceğini dünyaya kabul ettirdi. Öncelikle Müslüman toplum ve devletlere örnek oldu.

 

14. Filmin etrafında koparılan yaygaranın ne basit, bayağı, boş, kof, anlamsız olduğu film izlenince daha iyi anlaşılıyor. Bu yaygarayı koparanların entelektüel ve ilmi vakıaları göz önüne alındığında daha büyük trajedi olmaktadır. ‘İzlemeyin’ propagandası yapanlar büyük vebal altındadırlar. İzleyerek daha iyi nasıl yapılır, sorusunun cevabı bulunabilirdi.

 

15. Müslüman aklın ürettiği sinemayı desteklemek gerekirken, bu filmlere Charlie Hebdo muamelesi yapmak Allah’ın sinema ayetini inkâr etmektir.

 

16. İran- Şii kavramları üzerinden filmi yargılayanlar büyük bir yanılgı içerisindedirler.
Peygamberimizin çocukluğuna dair anlatılarda sünni kesimin kabul etmediği husus yok gibidir. Peygamberimizin ana rahmine düştüğü gece(regaib kandili), doğduğu gece(mevlid kandili) gibi anlatılardaki olaylar filme aktarılsa nasıl bir tablo ortaya çıkardı? Örneğin; meleklerin gelip peygamberimizin göğsünü yarması hadisesi…

 

17. Sinema çağın iletişim dilidir. Bu dili kullanmayanın çağa vereceği bir şey yoktur.
Zamanın gerisinde kalır. İslam’ın ruhunu sinema sanatına aktaramazsan, yirmi dört saat boyunca Holywood Kapitalizmin ruhunu her gece zihinlerimize işler. Üstelik İslam tarihi sadece peygamberler tarihi ile sınırlı değildir. İslam tarihindeki birçok olay bugün sinema olarak ifadesini bekliyor. Ki bunlar sadece kişi ve olay merkezli olanlar… Bir de imge, konu, algı, olgu olarak sinematografik ifade kaçınılmazdır. Ama daha o noktaya çok uzağız.

 

18.Muhammed/ Allah’ın Elçisi filmini izleyenlerin imanı artmıştır.
İzlemeden reddiye yazanların- konuşanların ise
asabiyetini- öfkesini artırmış, bu da onları hakikatten biraz daha uzaklaştırmıştır.

 

19. Filmin izlenmesi ısrarla tavsiye edilmelidir.
Çocuk ve gençlerin peygamber tasavvurlarına önemli katkılar sağlayacaktır.
Uzun süre gündemde tutulmalıdır ve tartışılmalıdır.

 

20.Akkad’ın Çağrı filmi yapım yılı 1976… Mecidi’nin Muhammed/ Allah’ın Elçisi 2016...
Uluslararası düzeyde bu dönemde peygamberimiz batılıların provokasyonları ile gündeme geldi. Her bir provokasyon İslamofobiyi besledi. Özellikle bu algıyı beslemek için kullanıldı.
Salman Ruşdi’nin kitabı ve karikatür tartışmaları ile bugüne gelindi. Kayıp bir kırk yıl… Bugün Müslümanların üretimi bir film yine Müslümanlar tarafından hiçbir makul gerekçesi olmaksızın linçe tabi tutulmaktadır. Yeni bir film için kırk yıl beklenmemelidir. Oysaki bu tartışma seviyesi filmlerin üretimini engellemektedir. Mecidi’den bu filmin devamını çekmesini bekliyoruz.
Emeği geçen herkesten Allah razı olsun.


  • Sayı: 165
  • Sayı: 164
  • Sayı: 163
  • Sayı: 162
  • Sayı: 161
  • Sayı: 158
  • Sayı: 157
  • Sayı: 156
  • Sayı: 155
  • Sayı: 154.Sayı
  • Sayı: 153
E-Mail listemize katılarak yeni yayın ve etkinliklerimizden haberdar olabilirsiniz.
Email :