Medreseler ve İlahiyatların Artılarını Bir Araya Getirmeliyiz

1.1979 yılında medreseden icazet aldım. Gerek talebelik dönemlerimde gerekse icazet aldıktan sonraki hocalık dönemimde nasıl bir eğitim sorusuna cevap aradım. 

Kendimin talebelik yaptığı 1970 li yıllarda Arap Dili ve Edebiyatı medreselerdeki müfredatın yüzde 90 ını oluşturuyordu ve bu da talebenin enerjisini ve zamanını buraya harcıyordu ve doğal olarak toplum ilimlerinden uzak yaşıyorlardı. İlmi yönden çok iyi olmalarına rağmen topluma ışık tutamıyorlardı. Kur’an ve sünneti anlamak için gramer çok önemliydi ama toplumdan uzak nesiller yetişiyordu maalesef.

 

Eğitimden öngördüğüm hedef, çağını ve yaşadığı toplumu tanıyan, siyasi, kültürel yönlerinden haberdar olan, toplumu Kur’an ve sünnet ışığında yönlendirebilecek Âlim ve kanaat önderleri yetiştirmekti bu yüzden de hocalığım döneminde muasır âlimlerin kitaplarını okutmaya çok büyük önem verdim.

Âlimler peygamber varisleridir, peygamberler ne için gönderildilerse âlimler de aynı görevleri yerine getirmelidirler. Peygamberlerin gönderiliş amaçları olan hem dünyayı hem ahireti inşa etmek görevini âlimler üstlenmelidirler. İnsanları karanlıktan aydınlığa çıkarmaları gerekmektedir. Bildiğimiz gibi karanlık iki türlüdür birincisi ruhi boyutu ikincisi ise hayata dönük boyutu mevcuttur.  Zülüm, tefrika, kin, haksız kazanç gibi…

İmam Gazali ‘fıkhı’ dünyevi ilimlerden sayıyor, Usuli Fıkıh da şöyle bir kaide yer almaktadır: Fetva zaman, mekân ve şahsa göre verilmelidir. Bütün bu nedenlerden dolayı hoca, toplumu, zamanı ve insanı tanımalıdır ki, tıpkı bir doktor gibi karşısındaki kişiye göre tedavi üretebilmeli,  zararı dahi dokunabilir. 

 

 

2.İslami ilimlerde ülkemizde iki temel kurum var; ilki kökünü tarihten alan medreseler ve cumhuriyet döneminde kurulmuş ilahiyat fakülteleri.

Medreseler, Arapça dil bilgisi yönüyle iyi olmakla beraber beşeri ilimlerde çok büyük eksikliklere sahipler.  İlahiyat Fakülteleri ise sosyal ilimlerde iyi olmalarına rağmen Kur’an’ı ve sünneti daha iyi anlamamız için gerekli olan Arapça da eksikler. Eğer bizler bu iki kurumun artı yanlarını bir araya getirebilirsek yetiştirdiğimiz talebeler iki kanatlı kuş gibi olabilirler. Ashabı Suffe bu şekildeydi.

 

3.Öncelikli hedefi eğitim olan STK’ ların sayısı az olmak ile beraber eğitim konusu artık gündeme getirilmekte ve üzerinde görüşülmekte ve bu da bizleri ümit var kılmaktadır. Şu an eğitim konusunda çok büyük gelişmeler olmakla beraber istenen seviyeyi henüz yakalayabilmiş değiliz…

Müfredatta yapılacak düzenlemeler ile daha iyi bir seviyeye çıkarılabilir; örneğin, yeni eğitim dizaynında İlahiyat Fakültelerinde medrese eğitimi almış hocalar ile Arapça dil bilgisi yönleriyle, güncel ve sosyal bilimler alanındaki konferans ve seminerler ile de medrese öğrencileri geliştirilebilir… .

 


  • Sayı: 165
  • Sayı: 164
  • Sayı: 163
  • Sayı: 162
  • Sayı: 161
  • Sayı: 158
  • Sayı: 157
  • Sayı: 156
  • Sayı: 155
  • Sayı: 154.Sayı
  • Sayı: 153
E-Mail listemize katılarak yeni yayın ve etkinliklerimizden haberdar olabilirsiniz.
Email :