Liderler ve Spor

İnsan uzun süre zihnen, manen veyahut bedenen iştigal ettiği konunun, varlığın veya işin özelliklerini istemeden de olsa sahiplenmeye başlar. Bilincimizin fark etmediği zamanlarda etrafımızda gelişen her türlü olay bilinçaltımıza kodlanır ve kişiliğimizin oluşumunda etkili olur. Zaman zaman ilgilendiklerimizin özellikleri günlük hayatımızda net bir baskınlık göstermeseler dahi reflekslerimizde kendilerini bütün açıklığıyla ortaya sermektedir.

Hayatının ve zihninin büyük bir bölümünü hayvanlara bilhassa da maymuna adayan Darwin’in baktığı her şeyi maymunlarla nasıl ilişkilendirmeye çalıştığını dahası bir süre sonra hareketlerinde de maymuna özgü davranışlar sergilemeye başladığı biliniyor. İnsan çevresindekileri olayları en iyi bildiği, yetkin olduğu olaylar üzerinden okur onlar ile ilişkiler kurmaya çalışır bir nevi onlar üzerinden sembolize eder ve anlamlandırır. Tıp alanıyla ilgilenen bir kişinin toplumu ve siyasi, sosyolojik kurumları vücudun azalarına ve vücuttaki sistemlerin çalışmasına benzetmesi, bilgisayar ile uğraşan kişilerin koca bir şehir yapılanmasını bir kasanın malzemelerine benzer görmesi gibi zihnimizin bizi ikna etme ve kolay yoldan kani olma çalışmaları mevcuttur.

  Toplumda insanların bebeklik dönemlerinden cenaze merasimlerine değin gerek televizyon, medya ile gerekse insanların sözlü gündemlerinde ülkede hegemonya kurmuş olan spor ve ülkenin geleneksel sporları devamlı olarak bireye anımsatılır. Bazen bir derbi haftası mecliste halk tarafından sıcak bakılmayacak kanunların geçmesi için iyi bir fırsat olabilmekte ve dahası sporun bizleri nasıl daha derinden kuşattığını yakın zamanda yapılan bir deney de Tanrı’yı çizmesi istenilen çocukların spor kulüplerinin amblemlerini çizmiş olması ile de anlayabiliriz.

   Ülkelerin kimliklerini oluşturan etken taşlarından biri olan spor kendi özelliğini topluma, ülkelere ve pekala da liderlere yansıtmaktadır. Şuursuzca yapılan holiganik tutumlar hangi spor dalında olursa olsun sporun rengini kişilere lanse etmekte ve aynı zamanda da toplumun evirilmesiyle sporlar da form değişikliğine maruz kalabilmektedir. 

    Osmanlı geleneksel sporu olan ata sporumuz olarak da adlandırdığımız ‘Güreş’  uzun süre mücadele verilen yoğun efor ve güç isteyen heybete dayalı ancak tuş veya pes etme ile nihayetlenebilen bir oyundu güreş, içerisinde bir çok ‘fake’ hareketi barındıran aslında bir yem sanatıdır. Şehzadelerin fiziksel gelişiminin bir parçası olarak öğretilen ve yaptırılan bu spor onların padişah olmaları halinde devlet stratejilerini, savaş stillerini de yönlendiren bir mantalite oluşturmaktaydı. Osmanlının yıkılması ve tebaası üzerinde psikolojik etkilerini kaybetmesinin bir göstergesi de yenişilemeyince günlerce dahi sürebilen bir sporun toplumdaki nüfuzunun kırılmasıyla değişen toplumunun güreşteki tuş veya pes etmeye yönelik olan bu spora zaman sınırlaması getirmesi ve puanlama usulüne dönmesi toplumdaki değişimin spor üzerindeki bir yansıması olarak gösterilebilir.

Antik Yunan acı çekmeye, bedeni zorlamaya ve çıplaklığa dayanan atletizm oyunlarının yapıldığı olimpiyat adlı tanrısal şölenler ile anılır. Bu şölenlerin mitolojik bir arka planı olmak ile birlikte toplumu tek hedefe kitleyen bir bayram havası da sunmaktadır. Olimpiyatlar süresince savaş yapmak yasaktır bu uygulama Yunan medeniyetinin  ‘haram ayları’ olarak söylenebilir. Site devletlerinin finanse ettiği (sponsor olduğu) sporcular olimpiyatlar için hazırlanmaktaydılar; ta ki Hıristiyan egemenliğinin toplumda hissedilmesiyle tanrılara böyle bir sunu yapılmasına gerek kalmayınca kadar. Hristiyanlığın egemen olduğu yıllarda bazen yasaklandı bazense oyunların çıplaklık öğeleri reforma uğratıldı. Günümüzde Yunanistan’ın kökleriyle bağlantı kurmasının en büyük adresi spordur ve ne zamanki Yunanistan sporuyla kendisi dünyaya gösterirse o zaman yeniden bir medeniyet tasavvuru sunabilecektir.

Eski İngiliz İmparatorluğu ülkelerinde Ragby sporu çok önemli bir yer tutmaktaydı. Bütün adayı taktik ve stratejinin çok üst düzey olduğu yeri geldiğinde puan için daha az önemli olan sporcuların kendini feda edebilmesi gereken bu spor dünyaya tanıtıyordu. Aslında bu oyun tam bir İngiliz aklını bizlere sunuyordu; oyunun Amerika kıtasına geçmesiyle de oyunun sertlik dozajı artmış kaba kuvvet daha fazla ön plana çıkmış ve dünyaya ‘Amerikan Futbolu’ ismiyle kendisini duyurmuştur.

  Amerika Birleşik Devletlerinin bir önceki başkanı olan Barack Obama golf oynadığı görüntüleriyle karşımıza çıkıyor. ‘’Elitlerin oyunu golfu oynayan siyahi bir başkan’’ imgesi bizlere pazarlanıyor. Golf yumuşak, meşakkatsiz, uzun süreli, sade ve teknik bir oyundur. Belki sporlar arasında en az efor harcananlardan biridir, sonucu uzun vade de kendini ortaya koyar. Baktığımızda golf bir avukat için çok uygun bir spor profili sunmakta.

  Rusya Federasyonu başkanı Viladimir Putin’in yaptığı hangi sporu ele alacağımı ve sizlere sunacağımı bilememekteyim. Karateden Buz Hokeyine, Formula yarışmalarından Raftinge kadar birbirinden çok farklı dallarda üst düzey performanslar ile boy göstermekte olan Putin tam bir spor adamı ifadesini hak etmektedir. Yaptığı her sporun beynindeki farklı lobları çalıştırdığını yeni düşünce stilleri geliştirdiğini ve halen daha mental ve fiziksel olarak aktif bir başkan profili sunmasında çok büyük bir ehemmiyeti olduğunu düşünmekteyim.

  Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da futbol oynadığı hatta siyasete atılabilmek için aldığı teklifleri reddedip yoluna siyasi kulvarda devam ettiğini biliyoruz. 2014 yılında Fatih Terim Stadyumu’nun açılış maçında yaptığı hat-rick i biliyoruz. Attığı gollere baktığımızda birinci golü daha rahat vuruş imkânı olmasına rağmen ayağının dışıyla daha jenerik bir şekilde vuruyor…  İkinci golde kalecinin sağına veya soluna atarak kalecinin becerisine işi bırakabilme olasılığı var iken aşırtma bir vuruşla gol olup olabilme olasılığını tamamen kendi becerisine bağlı kılıyor. Üçüncü golde ise boş bir pozisyonda topu durdurup yerine geçmiş bir kaleciye şut çekebilecekken hareketli, yerine geçmemiş bir kaleciye topu durdurmadan zor bir vuruşta bulunuyor.

Birinci golden çıkarımım iş yapmış olmak kendisi için yeterli değil veyahut sonuç odaklı bir lider değil tepkileri de ayrıca belirlemeye çalışan birisi. İkinci golden anladığım kadarıyla kendine güveniyor ve zor duruma dahi girse karşısında duranların yapacağı işe müdahalesine imkân vermeme uğraşı içinde. Üçüncü golün kıssadan hissesi kanaatimce beklenmedik anları kolluyor ve ters köşe vuruşlara çabalıyor. Bir diğer dikkatimi çeken durum ise gollerden sonra takım arkadaşlarına, kendisine asist yapanlara gitmiyor tek başına yürüyor bütün bunları zihnindekilerin spordaki yansımaları olarak görebiliriz. Spordaki davranışların hayatına ve hayatındaki davranışların sporda yansımaları olduğu bir gerçektir. Benim buradaki bakışım çok sığ ve amatörce olabilmekte lakin kanaatimce ülkenin kaderine yol çizen birisinin reflekslerini ve davranışlarını ölçmek ve belirlemek adına birileri bu maçı defalarca kez izlemiş maçtaki jest ve mimikleri profesyoneller tarafından inceleme altına alınmıştır. Unutulmamalıdır ki refleksleri belli olanlar yönlendirilmeye müsaittir ve istihbaratlar bu konulara büyük önem vermektedirler.

Yine hatırlanması gerekir ki yüzde 60 ‘lara varan oy oranıyla ikinci kez  İran Devleti’nin Cumhurbaşkanı seçilen Hasan Ruhani münazara ustası, eski Cumhurbaşkanı Ahmedinejad ise bir Acem oyunu diyebileceğimiz satranç sporunda büyük başarılara sahiptir.       


  • Sayı: 164
  • Sayı: 163
  • Sayı: 162
  • Sayı: 161
  • Sayı: 158
  • Sayı: 157
  • Sayı: 156
  • Sayı: 155
  • Sayı: 154.Sayı
  • Sayı: 153
E-Mail listemize katılarak yeni yayın ve etkinliklerimizden haberdar olabilirsiniz.
Email :