KÜRESELLEŞME ÇAĞINDA GENÇLİĞİ ANLAMLANDIRMAK

İçinde yaşadığımız çağın belirgin niteliği küreselleşme ile ifade edilmektedir. Küreselleşme olgusu ekonomik ve teknolojik imkaânlar ve gelişmişlikle ifade edilmesine rağmen, küreselleşmenin  insan gruplarıyla ilişkisi genellikle ihmal edilmektedir. Her şeyi tanımlayan küreselleşme olgusu ışığında gençlik kavramını nasıl anlamamız gerektiği sorusuna  yeni ve derinlikli cevaplar  bulmamız lazımdır. Gençlik kavramını ve olgusunu, artık klişe kavramlarla ele almanın hiçbir anlamı kalmamıştır. Gençliği, dünün anlayışlarına göre değil, bugünün dünya gerçeklerine  göre anlamlandırmamız lazımdır. Gençliğin, içi boş sloganlarla fetişleştirilmesi ve mistifikasyonu hiç bir sorunu çözmemektedir. Bilakis arkaik anlayışlar gençliği, çözüm kaynağı değil, sorunun kendisi haline getirebilmekedir.Gençlik genellikle  fetişleştirilmekte ve   mistik bir gizeme büründürülmektedir. Gençliğe kaldıramayacakları ağır yükler yüklemek, onlara yüce ideallerin taşıyıcısı misyonu vermek gençleri bunaltmakta ve ezmektedir. Genç, misyoner değidir. Genç, hiç kimseden farklı değildir. Genci insan olarak ele almak lazımdır. Gence   abartılı anlamlar yüklemek, onu büyük misyonların takipçisi haline getirmek büyük hayal kırıklıklarına neden olabilir. Genci tanımlamak ve sınırlamak yerine, genci anlamak ve gence alan açmak lazımdır.

Küreselleşme, karşımıza birçok imkân yaratmasına rağmen aynı zaman da  insani açıdan maliyeti yüksek olabilmektedir.Küreselleşmenin insani maliyeti net olarak ortaya konmuş değildir.  Küreselleşme ve insanlık arasında net ve açık bir ilişkinin ortaya konmaması, küreselleşmenin insanlık için maliyetini anlamamızı zorlaştırmaktadır. İnsanlık ve küreselleşme arasında net bir ilişki olmadığı gibi, gençlik ve  küreselleşme arasındaki tecrübede açık değildir.   Belirsizliğin  ve sürekli değişimlerin olduğu global konteksde gençler, küreselleşme  olgusundan en çok etkilenen insanlardır. Aslında küreselleşme olgusu, gençliği hedefleyen bir olgudur. Küreselleşen gençlik ve gençleşen küreselleşme olguları birbirini beslemektedir. Gençlik, küreselleşme olgusunun içeriğini belirlediği gibi, küreselleşme de gençlerin  kültürlerini, yaşam tarzlarını ve  anlam dünyalarını değiştirmektedir. Globalleşme iki ucu  sivri bir kılıç gibidir. Ekonomik imkânlar sunan küreselleşme, aynı zamanda sosyal ve insani maliyeti yüksek olmaktadır. Küreselleşmenin  ekonomik imkânları ve insani maliyeti arasında bir denge tutturmayı genç öğrenmelidir.

İnsanların birbirine yaklaştığı, aynı zamanda aralarındaki farkların büyüdüğü bir dünyadayız. Beklentilerin ve ihtiyaçların arttığı ama insanların tatmin olmadığı insanlık durumu, bugünün dünyasının önemli bir karakteristiğidir.Küreselleşen dünyadaki eşitsizlik ve tatminsizlik duygusunu en çok yaşayan kesim, belkide gençlerdir. Küreselleşmenin devasa imkânları, insanlarda büyük açlık ve arzu uyandırmaktadır. Küreselleşme,  küresel pazarın ürünleriyle  gençlerden bir karşılık beklemektedir. Tüketim, bir yaşam biçimidir. Gençler,  birey olarak tüketmeye ikna edilmektedirler.Küresel pazar herkese özel bir şey sunmakta ve tüketim ürünleri  sayesinde  herkeste  bir aidiyet duygusu yaratılmaktadır.Yükselen tüketim beklentileri tatmin edilmeyince gençlerde yoksunluk, umutsuzluk ve öfke oluşmaktadır.Globalleşme, gençlerin üzerinde   mega umutlar ve ihtiyaçlar yaratırken aynı şekilde bu ihtiyaçların  karşılanması için  tatmin edici imkânlar  sunulmamaktadır. Gençlerin küreselleşme süreci içinde dengeyi nasıl koruyacakları ve küreselleşme olgusuyla nasıl başa çıkacakları önemli bir soru olarak önümüzdedir.

Gençler, küreselleşme çağında sınırlarını değil, sınırsızlıklarını düşünmeye başlamışlardır.Gençlik ve sınır kavramları, bugünün dünyasında artık biraraya gelememektedir. Geleneksel olarak gençlere sınırlı olmak öğretilirdi. Günümüz dünyasında gençlerin, sınırlılıkları değil, sınırların ötesini düşünmeyi öğrenmeleri gerekmektedir. Sınır kavramına oryante olmuş bir zihnin küreselleşme olgusunu tecrübesi   verimli olmamaktadır.

Küreselleşme genelde ekonomik bir olgu olarak algılanmaktadır. Küreselleşmenin bilgi ve teknoloji ekonomisi, kendisine uygun yeni bir insan tipi istemektedir. Homoglobalikus olarak ifade edebileceğimiz  küreselleşme insanı,   çok yönlü bilgiyle donanmış, dünyanın her tarafında çalışabilen, mensubu olduğu coğrafyayı, kültürü ve toplumu aşan yeni bir tipe ihtiyaç duyulmaktadır. Küreselleşmenin gençlerden beklentisi, gençlerin küresel ekonominin  ihtiyaç duyduğu  elemanı olmaktır. Gençler, artık yarının umutları değil,  bugünkü ekonomik faaliyetleri yürüten ekonomik kaynaklara dönüşmüşlerdir. Gençler, artık üretici aktif kaynak olma imkânını küresel ekonomi içinde yakalamışlardır.Gençliği genellikle cehalet ve tecrübesizlikle  birlikte ele  alan bir algılama vardır. Küreselleşen dünyada genç bireyin  bilgisizliği ve tecrübesizliği  tolere edilmemektedir. Gencin tecrübeli, donanımlı ve bilgili olması istenmektedir.

Gençlik kesimi kendisine  özgü bir düşünce ve anlam çerçevesi oluşturma arayışındadır. Gençliğin tek bir ideolojiye veya inanca  saplanması yerine  bütün görüşlere açık bir zihinsel dünya oluşturması gerekmektedir. Küresel çağın gençliği sosyalist gençlik veya milliyetçi gençlik değildir. Küresel çağ, bütün görüş ve değerlere açık, bunları eleştirel olarak değerlendirebilen, kendisine özgü fikirler üreten dinamik ve yaratıcı bir küresel  gençlik olgusunu gerektirmektedir. Küreselleşme çağında  dünyaya at gözlüğüyle bakan ideolojik gençlik dönemi  sona ermiştir.Gençlik, hiçbir fikirden korkmamalı ama hiçbir ideolojinin mülkiyeti haline gelmemelidir. İnsanlığın ilmi hür, fikri hür ve vicdanı hür bir gençliğe ihtiyacı vardır.

Küreselleşme, gençliğin düne değil, bugüne ve yarına odaklanmasını gerektirmektedir. Geçmişe yönelimli gençliğin bugünün küresel dünyasında özne olması mümkün değildir. Mevlana’nın “Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım” sözünü unutmamak lazımdır. Genç,  küresel dünyanın bugününe dair söz söyleyen kişidir.

Gençlerin önünde küresel çağın İbrahim’i olmak şeklinde büyük bir meydan okuma vardır. Kur’an, İbrahim Peygamberden genç olarak söz etmektedir. Zamanının bütün putlarını  sorgulayan ve kıran İbrahim’den toplum,  putları diline dolayan ve eleştiren genç olarak söz etmektedir. Küresel çağın en büyük eksikliği, bugün Genç İbrahim’lerin olmamasıdır. Bütün putları sorgulayan ve yıkan, insanı hakikatle ve faziletle buluşturan İbrahimi modele dünya gençliğinin ihtiyacı bulunmaktadır.

Gençlerin önünde ideolojik ve değerler alanında birçok seçenek bulunmaktadır. Gençler, istedikleri ideolojiyi veya inancı seçebilmektedirler. Gençlerin ideoloji eksikliği bulunmamasına rağmen, onların eksik ve mahrum oldukları en önemli değer, ahlaktır. Küresel çağda genç insanın ahlaki bir çerçeve ile insana, hayata, çevreye ve dünyaya bakan küresel bir perspektife sahip olması  gerekmektedir.

Gençlik denilince akla gelen özgürlüktür. Gençler ve özgürlüğü birbirinden ayırmak mümkün değildir. Özgürlük, gencin   kişiliğini nasıl oluşturacağı, ne iş yapacağı ve hangi değerlere göre hayatını yaşayacağı  konusunda kendisinin karar vermesini gerektirmektedir. Özgürlük, gencin genç olarak hayatını yaşamasının olmazsa olmazıdır. Genç, sürekli olarak özgür ve özgün olmanın yollarını bulmalı ve keşfetmelidir. Genç insanı özgürlük düşüncesinden uzaklaştırmak gençliğin yozlaştırılması demektir.Küreselleşme ile birarada düşünülemeyecek olan  şey  kapalılık, tutuculuk, statükoculuk ve fanatizmdir. Gençlik, dinamizm ve değişkenlik demektir. Gençliğin değişimci ve yenilikçi   özelliğini kaybetmesi küreselleşme çağında nasıl yaşayacağını bilmemek demektir.Gençlik, muhafazakârlığı değil sürekli olarak  özgürlüğü yaşamalıdır.

Gençlik, özgürlük ve değişimle  ilgili bir tecrübe olmasına rağmen gençliğe itaat ve  konformizm dayatılmaktadır. Küreselleşme çağında  gençliğin özgüven, özgürlük ve yaratıcılık-girişimcilik temelinde  kişiliklerini geliştirmelerinin imkânları yaratılmalıdır.Gençliğe   başkalarının verdiği cevaplar dayatılmamalı, gençliğe kendi sorularını  sorma ve cevaplarını verme yeteneği geliştirilmelidir.

Gençliğe dindarlık adına tasavvfuf-tarikat merkezli, milliyetçi-muhafazakâr, siyasi dini kimlik, modernist dini kimlik, geleneksel dindarlık, kültürel dini kimlik, cemaatçi ve  mezhepçi kimlikler empoze edilmektedir. Gençlerin bugün ihtiyaç duyduğu bu dar kimlikler değildir. Gençlere küresel müslüman insan kimliğini oluşturmaları seçeneği  sunulmalıdır. İnsanlığı bütün çoğulculuğuyla, medeniyetiyle ve  birikimiyle bir bütün olarak anlayan yeni bir genç insan modeline ihtiyaç vardır.

Genç insanı tek bir boyutla ele alan yaklaşımlar yıkıcı olmaktadır. Şehvet, eğlence, gelip geçicilik gibi kavramlar gençlik anlayışını  ifsad etmektedir. Genç insanın aklını, kalbini ve zevkini birlikte ele alan bütüncül bir gençlik anlayışına ihiyaç vardır. Genç insanlar üzerinden  toplum ve insan mühendisliği yapan otoriter ve totaliter anlayışlar, gençlerin aklını, kalbini ve zevkini ifasad etmektedirler. Gençlerin aklını bozmadan selim hale getiren bir yaşam alanının imkânları üzerinde durulmalıdır.

Küreselleşme çağında gençlik doğal insani dili kaybetmiş durumdadır. Bugün dünyada bir e-gençlik olgusu  oluşmaktadır. Gençler, kişiler arası ilişkiler yerine  dijital iletişim araçları üzerinden birbirleriyle ilişki kurmaktadırlar. Teknoloji, bugün gençliğin sahici insanlarla iletişim kurmasına  engel olmaktadır. Sanal dünyada kurulan dil, sahici bir insani dil değildir. Sanal dil, yarım yamalak, ne olduğu belirsiz,  anlaşılmaz kelimelerden oluşan  bir iletişim biçimidir. Sanal dünyanın ucube dili üzerinden birbirleriyle ilişki kurmaya çalışan gençler, sadece insanlık dilini değil aynı zamanda insanlık düşüncesini de kaybetmektedirler.

Bugünkü gençlik,  ulusal,  dinsel, coğrafi, sınıfsal veya ideolojik olmaktan çıkmıştır. Bugün küresel gençlik dediğimiz bir olguyla karşı karşıyayız. Küresel genç,  küresel süreçlerin içinde aktif olarak  yer alan diğer kültürlere ve coğrafyalara zaman-mekân mesafesini aşarak bağlanan kişidir. Küreselleşme çağında izole olmuş  gencin,  varlığını aktif olarak ortaya koyması  çok  zordur. Teknoloji duvarları gençleri soyutlamaktadır. Kapalı ve lokal olanın ötesinde gencin küresel ve açıklığa yönelmesi gerekmektedir.

Küreselleşme  tecrübesi açık olmasına rağmen,  küreselleşme teknolojisi insanı kapalı kutu haline getirmektedir. Küresel köy haline gelen dünyada gençler, küresel köylü olmuşlardır.  Dijital alemin dar sınırlılıkları içine hapsolan, yüzyüze ilişkiler yerine sanal ilişkileri tercih eden bir kitle  ortaya çıkmıştır. Küreselleşme sürecinin en önemli sonucu  gençlerin küresel köylü olmasıdır. Küreselleşme küresel bir kent kuramamıştır.  Küreselleşme, gençleri kentlileştirmemiş,  köylüleştirmiştir.

Gençlik, dünyayı, insanlığı ve evreni keşfetme ve anlama merakına sahiptir. Ancak bugün   gençlik dünyayı ve hayatı keşfetmek ve anlamak yerine  internetten elde edilen yüzeysel bilgileri tüketmeye başlamıştır.Dijital bilgi kaynakları, gençlerin merak, keşif ve anlama yeteneklerini köreltmektedir.Gençler, keşfi kaybetmeleriyle aslında derinliklerini kaybettiler. Genç insan, derin insanlığını keşfetmeye çalışan derin gençtir. Derinlik yerine yüzeysellikle yetinen ve başkalarının ürettiği kavrayışları tüketen kişiler, aslında gençliklerinin yanında insanlıklarını da  çürütmektedirler. 

Globalleşme belirsizlikle eş bir süreçtir. Küreselleşmenin   birincil muhatabı  gençlerdir. Küreselleşmeden en çok etkilenen kesim gençlik olmasına rağmen,  gençler globalleşmenin neden olduğu hızlı değişim ve dönüşümleri kontrol edememektedirler veya süreçleri etkileyememektedirler. Gençler, bugün küreselleşme süreci tarafından kontrol edilen bir konumdadırlar. Bu durum, küreselleşme sürecinin mağdurları  ve kurbanlarının gençler olup olmadığı sorusunu gündeme getirmektedir. Gençler, küresel değişmenin barometresi olmalarına rağmen sosyal değişmedeki rollerinin çok sınırlı olduğu görülmektedir. Zaman ve mekânı birleştiren küreselleşme, insanlar arasındaki fiziki ve  coğrafi mesafeleri kaldırmaktadır. Küreselleşen dünyada insanlar arasındaki psikolojik, sosyal ve kültürel mesafeler,  maalesef ortadan kalkmamaktadır. Bilakis bugünün dünyasında sosyal ve insani farklar, derinleşmektedir.Gençler, içinde yaşadıkları toplumda  derinleşen insani farklar karşısında nasıl bir tutum takınacakları konusunda   karmaşık bir durumdadırlar. Küreselleşme, farklılılığı ortaya çıkardığı gibi insanları  da  farklılaştırmaktadır. Gençlerin,  farklılıklarını ve farklılaşmayı birlikte  nasıl gerçekleştirecekleri konusunda yeni bir benlik oluşumuna ihtiyaçları vardır. Gençlerin local kalması, küreselleşme süreci içinde mağdur edilmeleri ve dezavantajlı olmaları anlamına gelmektedir. Lokal hayatın ötesinde küresel düzeyde yaşamayı gençlerin öğrenmesi gerekmektedir. Merkez-çevre ilişkilerini bugün küreselleşme belirlemektedir.Yerele haps olanları dışlayan ve dezavantajlı hale getiren küreselleşme süreci, local hayatın sınırlarının dışına çıkanları ise çevreden alıp merkeze taşımaktadır.

Küreselleşme konteksinde gençlerin yeni bir kimlik ve zihin  inşa etmeleri gerekmektedir. Ancak dezavantajlılık ve dışlanma karşısında   gençler, küreselleşme ile tepkisellik ilişkisi içine girmektedirler. Gençler, küresellleşme süreci içinde aktif olarak yer  almak yerine, ona   reaksiyon gösteren bir tutum takınmaktadırlar. Gençlerin, küreselleşme ile reaksiyoner tutumdan aksiyoner bir tutuma geçmeleri gerekmektedir. Gençler, küreselleşme sürecinin pasif alıcıları veya karşıtları olmak yerine bu süreçte söz söyleyen aktörler olma yeteneğine sahip olmalıdırlar.

Küreselleşmenin dinamosu olan  Batı toplumlarında gençler  küresel bilgi eknomisi içinde kolaylıkla yer almaktadırlar. Ancak Batı toplumlarının dışında kalan toplumlarda küreselleşmenin neden olduğu değişimin yönü ve durağı konusunda bir belirsizlik vardır. Ülkelerinin ve toplumlarının geleceği belirsİz olduğundan  dolayı  Doğu toplumlarının  gençleride  kaygılı ve endişeli olmaktadırlar. Küreselleşme,  acımasız yaşam alanları yaratmıştır. Gençler,  acımasız yaşam alanlarında kendilerine de yer olduğu konusunda  umutlu olmalıdırlar. Küreselleşme, kaos ve belirsizliğiyle büyük bir stres kaynağıdır. Aile, din ve akrabalık gibi geleneksel kurumsal etkilerin azalması sonucu, gençler kim olduklarına ve nereye gittiklerine kendileri bireysel olarak belirleme durumuyla yüzyüzedirler. Gençlere küresel dünyada nereye gittiklerine dair sağlam bilgi kanalları sunan ağlara ve kılavuzlara ihtiyaç vardır.

Küreselleşme sanıldığının aksine ekonomiyle sınırlı değildir. Küreselleşme  büyük ölçüde kültürle ilgilidir. Kültür ve ekonomi,  küreselleşme açısından birbirinden ayrılmamaktadır. Bilgi açısından  zengin veya yoksul olmak  insanlar arasında büyük fark yaratmaktadır. Küresel kültürün büyük bölümü gençlik kültürüdür. Küresel tüketim ekonomisi gençler etrafında oluşturulmuş olup tüketim ve gençlik merkezli bir küresel değer sistemi inşa edilmiş durumdadır. Gençler, küresel kültüre tek bir biçimde katılmamaktadırlar. Birçok biçimde  küresel kültüre katılan gençler, bir şekilde kendilerini küresel kültürün  bir parçası olma zorunda  hisssetmektedirler. Gençlik,  günlük düzeyde küresel kültür ürünlerini kullanarak kimliğini sürekli olarak oluşturmaktadır. Küresel kültür ürünlerini  kullanarak  onunla etkileşimde olan  gençler,  yerel konteksde  kendi tecrübe ve anlam dünyalarını oluşturmaktadırlar. Küresel kültür içinde gençler, kendi bireysel hikayelerini yerel bir şekilde ifade etmektedirler.Sanal alemde gençler,  bireysel hikayelerini sürekli olarak kurgulamaktadırlar. Küreselleşme, gençlere dijital   teknoloji yoluyla küresel biyografilerini anlatma ve yazma imkânı vermektedir. Herkes facebook, twitter gibi sosyal medya platformlarında kendi biyografisini yazmaktadır. Bu biyografinin ne kadar sahici olup olmadığı tartışmalıdır. Dijital alem yerine reel alemde  gençler sahici bir biyografiyi tecrübe etmelidirler.Gençler,  değişmez ve standart bir kültür ve kimlik yerine akışkanlık ve değişkenlik üzerine kurulan hibrit bir yaklaşımla küreselleşme içinde  gezinmektedirler. Küresel kültür, gençler için  kimliklerde, günlük hayatın inişlerinde ve çıkışlarında gezinmeye imkân veren bir kaynaktır.

Küresel kültürün tüketicisi olmak gençler üzerinde büyük ağırlık oluşturmaktadır. Gençler yerel kültür ve küresel kültür arasında bocalamaktadırlar. Bütün kitle iletişim teknolojileri ve sanal alem Amerika kültürünü yaymaktadır. Küreselleşme, bir ölçüde Amerika kültürünün küreselleştirilmesidir. Amerika ve Batı merkezli dünya,  genç insanların dilsel ve kültürel farklılıklarını ifade etmelerini zorlaştırmakta, gençlerin küresel düzeydeki insani çoğulculuğu çoğulcu olarak değil, tek boyutlu olarak  algılamalarına neden olmaktadır. Küreselleşme, salt çoğulcu bir olgu değildir. Küreselleşme aynı zamanda kültür emperyalizmi için yapılan politik bir hegemonya mücadelesdir. Kültür, küresel çağda yumuşak politik güçtür. Gençlerin, kültür emperyalizmi konusunda duyarlı olmaları gerekmektedir.

Küreselleşme, kültürü bireyselleştirmekte ve   evrenselleştirmktedir. Bireyselleşme ve küreselleşme, kültür bağlamında yanyana gitmektedir.Küreselleşme, kültürler arası farkları derinleştirmekte ve ortaklaştırmaktadır. Gençler,  küreselleşme sürecinde farklı kültürlerden aldıkları ürünleri, kendi local kontekslerinde  algılamakta, anlamlandırmakta ve içselleştirebilmektedirler. Gençler, farklı kültürlerden gelen  ürünleri anlama ve içselleştirmekle bir ölçüde aslında kendi güçlerini  ortaya koymakta ve toplumlarında var olan egemen kültür yapılarına  bir çeşit meydan okumaktadırlar. Kültürün globalleştiği bir dünyada, düyanın ve insanların artan bir şekilde birbirine bağımlı olduğu bir sürece giriyoruz. Dünya gençliğinin kimlik algısı arasındaki ilişki bu bağlamda önemlidir. Gençler, genelde  toplumun  en alıcı kesimi olarak düşünülmektedir. Gençlik, genellikle isyankâr bir ruha sahip olmakla anılmaktadır. Küreselleşen dünyada gençlik,   önceki nesillerin  kültürel ve tarihi mirasını, alışkanlıklarını ve  ritüellerini reddetmekte, diğer kültürlerin  unsurlarını alarak local konteksde yeniden üretmektedir. Gençler, yeni olana büyük bir yönelim içindedirler. Gençlik, isyan ve yenilik içiçe geçmiş durumdadır. Genç, önceki nesillerin kimliğine yatırım yapmak yerine kendi genç kimliğine yatırım yapmaktadır. ‘Genç  nasıl olunur’ sorusuna cevap vermek için  kişi, kültür, sanat, müzik, tüketim ve giyim tarzlarında  kendine göre tercihlerde bulunmaktadır.

Küreselleşme, dinamik ve sürekli değişimler içinde ilerleyen bir süreçtir. Gençlere sosyal aktörler olarak değil   pasif alıcılar olarak bakılmaktadır. Gençlik, olmuş bitmiş değil, oluş halinde  bir tecrübe demektir. Maalesef gençler, aktif küresel vatandaşlık kapsamı içinde küreselleşme  süreci içinde yer almak yerine büyük ölçüde pasif tüketici durumuna hapsedilmişlerdir. Gençler, değişim, dönüşüm ve kalkınmanın aktif taşıyıcıları olmalıdırlar. Dışarıdan  organize edilen programlarla gençlerin dinamik küresel vatandaş olması mümkün değildir.Gençlerin fıtri bir ahlak ve değerler  manzumesiyle donanmış olarak, selim bir akıl, kalb ve zevkle aktif bir şekilde küreselleşme  süreci içindeki rollerini  işlevsel olarak gerçekleştirmeleri gerekmektedir.


  • Sayı: 165
  • Sayı: 164
  • Sayı: 163
  • Sayı: 162
  • Sayı: 161
  • Sayı: 158
  • Sayı: 157
  • Sayı: 156
  • Sayı: 155
  • Sayı: 154.Sayı
  • Sayı: 153
E-Mail listemize katılarak yeni yayın ve etkinliklerimizden haberdar olabilirsiniz.
Email :