Küresel Sistemin Çıkarları Nasıl Tahkim Ediliyor?

 

YRD. DOÇ. DR. ALİ EMRAH BOZBAYINDIR

YRD. DOÇ. DR. Ali Emrah BOZBAYINDIR

 

1. Küresel sistem veya dünya düzeni (World Order) denildiğinde belli aktörlerin küresel ölçekte belirledikleri siyaseti uygulama kapasitesini anlıyorum. Sistemin en önemli unsuru küresel ekonomik işbölü- mü ve karşılıklı bağımlılıktır. Fordist üretim döneminde endüstrileşmiş ülkeler üretim bandı, katı iş bölümünü dayanarak ortaya çıkardıkları mamul ürünleri satıyorlar ve hammadde ve enerjiyi genelde sanayileşmemiş çevre ülkelerden elde ediyorlardı. 1980li yıllardan itibaren ise Post-fordist üretim sistemi küresel iktisadi sistemin yapısında önemli değişiklikler meydana getirmiştir. Post-fordist esnek üretim modeli aşamalarının dış kaynaklardan satın alınması (outsourcing) şekline çalışmakta ve çok uluslu şirketler sistemin başat aktörü haline gelmekte devletleri geriletmekte zaman zaman da savaşlara sürüklemektedir. Bunun anlamı endüstrileşmiş ülkelerin emek yoğun üretim aşamalarını ucuz işgücü piyasalarından bu nevi ülkeler arasındaki kıyası- ya rekabetten yararlanarak satın almasıdır. Örneğin, son otuz yılda Çin birçok çok uluslu şirketin üretimini ger- çekleştirdiği ana merkez olmuştur. Burada ucuza üretilen mamul veya yarı mamul ürünler diğer pazarlara satılmış ve yüksek kâr oranlarına ulaşılmıştır. Endüstrileşmiş ülkeler bakımından ortaya çıkardığı netice geniş kitlelerin işsiz kalmasına ve esnek çalışma modelinin geniş kitlelere dayatılmasına yol açtı. Bunun en dramatik örneği bir zamanlar ABD otomotiv sektörünün merkezi olan Detroit’in hayalet şehre dönmesidir. Belki de Avrupa ve ABD’de yükselen yeni milliyetçiliğin iktisadi temelinde bu olgu yatmaktadır. Trump’ın yeni-merkantalist bir ekonomi modeli benimsemesi de bununla açıklanabilir. Bu iktisadi model, ithalatın azaltıp ihracatın artırılması suretiyle ülke içinde refah seviyesinin yükseltilmesi anlayışına dayanır. Nitekim, Trump’ın iş başına gelir gelmez kendi ülkesinin otomotiv devleri General Motors ve Ford’u şayet Meksika’da otomobil üretmeye başlarlarsa yüksek vergilere hazır olmalarını söylemiş, aynı şekilde Alman BMW ve Volkswagen firmalarına da yüksek vergi uygulamayı planlandığını ifade etmiştir. Küresel iktisadi sistemden yüksek endüstri ürünleri ve Çin pazarındaki etkinliği ve AB adı altında oluş- turduğu ortak pazarla en çok istifade eden ülkelerden biri olan Almanya ile ABD arasında esen soğuk rüzgârların altında da bu rekabet ve tenakuz yatmaktadır.

2. Yukarıda da ifade ettiğim gibi sistem son kırk yılda artık iyice kendi alanlarını tahkim etmiş ve yayılmıştır. Bunda en büyük rolü belki menkul kıymetler borsaları eliyle de yeknesaklaştırılan iktisadi sistemler ve iletişim ve ulaşım teknolojilerindeki muazzam geliş- meler oynamış, oynamaktadır. İktisadi sistemin önemli aktörleri arasında IMF, Dünya Bankası gibi kuruluşlar yer almaktadır. Son dönemde siyasi ve ekonomik bakımdan gittikçe önemli hale gelen aktör de BM Güvenlik Konseyi’dir. Konsey, II. Dünya Savaşı sonrası dünyanın bir ürünü olup beş daimi üye ABD, İngiltere, Fransa, Çin ve Rusya’ya tanıdığı veto yetkisiyle küresel hiyerarşinin en bariz örneğidir. Sistemin araçlarına bakıldığında karanlık sayfaları çevirmeye başlıyoruz. Zira örneğin çok uluslu şirketlerin Sahra Altı Afrika’da belli grupları silahlandırıp adeta iç savaşları hazırladıkları, kendi taleplerine direnen yöneticileri rüşvetle satın alma, devirme veya suikast yöntemlerine başvurarak ortadan kaldırdıkları söylenmektedir. Sistemin belki en önemli araçları arasında kavramlar yer almaktadır. Lafzı itibarıyla olumlu çağrışım uyandıran insan hakları, eşitlik ve özgürlük gibi kavramlara sistemin menfaatlerini tahkim edecek muhteva yüklenebilmektedir. En son Arap Baharı ve artçıları kavramlar üzerinden başlatılan dalganın bizleri trajik sonuçlarıyla yaşamaya zorlamaktadır.

3. Günümüze gelindiğinde küresel sistemin yarattığı tek tipçi ideolojik ve kültürel baskı ve büyük güçler arasında öteden beri var olan çelişkiler yeni bir çok kutuplu dünyayla karşı karşıya olduğumuz intibaını uyandırmaktadır. Dünyada dengeler değişmektedir. Örneğin, Breksit hadisesinden sonra belki bir ABD-İngiliz aksından daha doğrusu Anglosphere olarak anılan Anglo-Sakson dünyasının kendi içinde zaten var olan yakınlıkları tahkim etmesinden söz edebiliriz. Kıta Avrupası’nda ise iki dünya savaşına yol açan Almanya’nın yeniden yükselişi olgusu kendisini bu ülkenin beklentilerinin artmasıyla ülkemize de jeopolitik dayatmalar yapmaktadır. Buna mukabil Rusya soğuk savaş sonrası küresel sistem tarafından hayli yıpratıldıktan sonra kendini toparlama ve yeni bir Rusya inşa etme yoluna girmiştir. Şayet Putin’in ideoloğu filozof Alexander Dugin’i kabul edecek olursak Rusya siyasetini kü- resel sisteme karşı bir meydan okuma olarak görebiliriz. Dugin’e göre artık Batı dışı toplumların kendi özü Sistemin araçlarına bakıldığında karanlık sayfaları çevirmeye başlıyoruz. Zira örneğin çok uluslu şirketlerin Sahra Altı Afrika’da belli grupları silahlandırıp adeta iç savaşları hazırladıkları, kendi taleplerine direnen yöneticileri rüşvetle satın alma, devirme veya suikast yöntemlerine başvurarak ortadan kaldırdıkları söylenmektedir. ne, geleneklerine dönmekten başka çareleri yoktur. Rusya, örneğin, ya kendi Ortodoks-maneviyatçı özünü berkitecek ya da küresel sistem tarafından yutulacaktır. Burada ilginç bir noktaya geliniyor. Zira belki de günümüzde gerek Batılı gerekse Batı dışı toplumların ve hatta bir toplum içindeki zümrelerin küreselci ve yerelci şeklinde ayrıldığını görüyoruz. Bu olgu kendisini Batı’da yükselen Hıristiyan, milliyetçi ve anti-İslam unsurlarla bezeli bir yerelci siyasetlerle gösterirken; Batı dışı toplumlarda ise küresel sistem tarafından iç savaş vb. eliyle yutulmamışlarsa kendi geleneksel kökenlerine dönmek isteyenlerle sistemin yerel taşeronları arasında çatışmalara yol açmaktadır.

4. Küresel sistem mal, hizmet ve iletişimi küreselleş- tirirken terörü de küreselleştirmiştir. Hollywood filmlerini andıran infaz görüntüleri ve sosyal medyayı etkin kullanan terör örgütleri bunun en çarpıcı örnekleridir. Hakikaten, bu dehşet sahneleri ve sansasyonel terör eylemleri bir anlamda adeta Fransız filozof Paul Virilio’nun da ifade ettiği gibi korkuyu yönetme araç- larına (administration of fear) dönüşmektedir. Günü- müzde artık Devletler birbirine doğrudan savaş ilan etmemektedir. Bunun hukuki nedeni BM Şartı’nın saldırgan savaşı yasaklamasıdır. Gerçekten meşru mü- dafaa ve BM Güvenlik Konseyi kararı olmadan sava- şa girmek uluslararası hukuka aykırıdır. Bunun yanı sıra Batı toplumlarındaki bilhassa Batı Avrupa’nın sekülerleşme, yaşlanma ve egoist bireycilik gibi olgular kahramanlar-sonrası (post-heroic) toplumları ortaya çıkarmıştır. Yani bu ülkelerin kendi çıkarlarını gerçekleştirmek için feda edecek askerleri yoktur. Bu nedenle, yukarıda belirtilen üretim aşamalarının dışsallaştırılması gibi savaşlar da periferideki taşeron silahlı örgütler eliyle yürütülmektedir. Bu açıdan bakıldığında gü- nümüzde birçok terör örgütün küresel sistemin araç- ları arasında yer aldığını söylemek abartı olmayacaktır. Esasen bir iletişim stratejisi olan küresel terör hadiseleri de küresel iletişim kanalları vasıtasıyla aynı anda dünyanın yer yanında etki ve sonuç doğurmaktadır. Belki de özellikle intihar saldırıları veya son Londra saldırısında görüldüğü gibi ulaşım araçlarının silah gibi kullanıldığı olaylar birer mesaj niteliği taşımaktadır. Birinci Dünya savaşına Dünya’ya götüren hadiselerin, bir dizi suikast ile kendini ifade eden jeopolitik daralmanın sonucu olduğu da unutulmamalıdır. Elbette bu, terörü meydana getiren yerel ve ideolojik koşulların görmezden gelinmesi anlamına gelmemektedir. Buna karşılık, bu nevi terör örgütlerini -yukarıda anlatılan nedenlerle- küresel sistemin aktörlerinin desteklediği unsurlar niteliği taşımaktadır.

5. Küresel sistemle tek bir ülkenin veya milletin yalnız başına mücadele etmesi zor. Artık sistem içinde insan sonrası dönem tartışılır hale geldi. Trans-humanism olarak adlandırılan bu akım artık insan-robot veya yapay zekâyla donatılmış robotların hayata karış- ması neticesinde artık insanlara gerek olmayan bir sistemi ima ediyor. Daha evvel birinci sanayi devriminde kol gücünün yerini makine gücü almışken şimdilerde artık zihin gücünün yerini yapay zekânın alacağı iddia ediliyor. Yine, sistem daha evvel “birey” olmayı bir hak olarak sunarken günümüzde aile, mahalle vb. birincil ilişkilerle ilgili örülü geleneksel yapıları merkez ülkelerde neredeyse ortadan kaldırmış ve insan tekini “birey” olmaya mahkûm etmiştir. Belki artık bu çağda çare geleneğe dönmek ve bu şekilde düşünen ülke ve halklarla dayanış- ma içine girmektir. Durumu Rusya açısından değerlendiren Dugin, ‘Rusya yeter ki kendi köklerine dönsün ben iPhone olmadan yaşamaya razıyım’ diyor. Peki ya biz?


  • Sayı: 164
  • Sayı: 163
  • Sayı: 162
  • Sayı: 161
  • Sayı: 158
  • Sayı: 157
  • Sayı: 156
  • Sayı: 155
  • Sayı: 154.Sayı
  • Sayı: 153
E-Mail listemize katılarak yeni yayın ve etkinliklerimizden haberdar olabilirsiniz.
Email :