Küresel Sisteme Boyun Eğmeyen Türkiye Cezalandırılıyor

Prof.Dr.Ergün YILDIRIM

 

1. Bütün dünya üzerinde yaygın bir biçimde işleyen sistem demektir. Dünya sisteminin küresel bağlam çerçevesinde varlığını sürdürmesidir. Dünya sistemi her zaman vardır. Bir dönem Roma’ydı, Osmanlı devletiydi. 18 yüzyıldan sonra Avrupa olmaya başladı. Soğuk savaş döneminde dünya sistemi ikiye ayrıldı. Sovyetler ve ABD başını çekiyordu. Soğuk savaşın sona ermesiyle beraber dünya sistemi küresel bir niteliğe dönüştü. Yeni uydu teknolojileri, neoliberal politikalar, yeni üretim tarzı ve mesafelerin dönüşmesi gibi köklü değişmelerle beraber dünya düzeni de küreselleşti. Kapitalizm, modernlik, kıtalar arası köklü etkileşimler gibi ana faktörler küresel sistemi tanımlayan ana özelliklerdir. Günümüzün dünya sistemi artık küreseldir, küresel bir dünya sistemi vardır.

2.Küreselsistemi yekpare bir yapı olarak düşünmek doğru değildir. Hem tekleşmeyi, benzerliği, ayniliği ve homojenliği getiriyor hem de farklılığı ve çoklu- ğu. Bundan dolayı tek tip bir küresel sistemin hukuk, siyaset ve kültüründen bahsetmek zor. Ancak dünya birbirine daha fazla bağlı hale geldiği için ekonomik düzeyde de her şey aynileşiyor. İster kapitalizm, ister neoliberal ekonomi ya da serbest piyasa diyelim sonuçta bütün dünya ortak bir ekonomik sistem içinde çalışıyor. Çin komünizmi de Putin otoriterizmi de Avrupa demokrasileri de bu ekonomi çarkı içinde faaliyet gösteriyorlar. Başlangıçta siyasal kurumlar ve pratikler de demokrasi, hukuk devleti ve insan hakları etrafında ortak bir yükseliş trendini gösterirken, bugün aynı şeyi söylemek zor. Küresel öncesi dönemdeki otoriter cumhuriyetler büyük siyasal isyanlar ve terör olaylarının meydan okumaları ile karşılaşıyorlar. Etnik milliyetçilikler de burada önemli. Küreselleşme farklılıkların temsilini destekliyor. Ancak bu temsil arayışları statükoları sarstığı gibi toplumların huzurunu da kaçırıyor.

 3. Küreselleşme ile beraber aslında dünya sistemi iki kutuplu bir varlık olmaktan çıkarak çoklu kutuplar halini getiriyor. ABD, AB, Rusya Federasyonu, Çin ve Hindistan yeni küresel güçlerdir. Her biri kendi küresel sistemine uygun bir biçimde çevre hegemonya alanları oluşturmak istiyorlar yeniden. Çünkü eski dünya sistemi çöktü. Ortadoğu artık eski askeri cuntalara dayalı ihtilallerle kurulan cumhuriyetlerle yürü- müyor. Bu nedenle krizler, çatışmalar, kaoslar ortaya çıkıyor. Bunun karşısında yeniden milliyetçilik dalgaları yükseliyor. Çünkü etnik milliyetçilikler doğuyor. Yerel temsil talepleri ortaya çıkıyor. Yeniden milliyetçilik dalgaları için en büyük düşman küreselleşme( küreselcilik değil sadece) oluyor. Çünkü onlar eski klasik ulus devlet moduyla varlıklarını sürdürerek yeniden entegrasyon ve birliği sağlayacaklarına inanıyorlar. Oysa küreselleşme yeni üretim tarzı, yeni teknolojik ağlar ve yeni kurumlarıyla beraber yeni bir çağı anlatıyor. Onun ürettiği sarsıntılar ve krizlerle başa çıkmak için eski düzenlere sarılmak sorunlarımızı çözmeyecek. Yeni bir siyaset tarzı ve yeni bir toplumsal yol bulmak zorundayız.

4. Dünya sistemleri her zaman kendi çıkarlarını korumak isterler. Dünya sisteminin yeni küresel aktörleri için de bu geçerli. Küresel şartların sağladığı yeni fırsatlara ve gelişmelere göre kendi çıkarlarını güncelliyorlar. Etnik ve dini temsil taleplerinin ürettiği yeni dinamikler ve şartları kendi çıkarları doğrultusunda kanalize etmek istiyorlar. Küresel sistemin ana aktörleri olan güçlerle beraber çalışmayan ve belirlenen çevrenin hegemonyası ile bütünleşemeyen yerel siyasal güçler bu terör faaliyetleriyle cezalandırılıyorlar. Bu dünya sisteminin çevresi olarak varlığını sürdüren ulus devletleri bu terör gruplarıyla terbiye etmeye çalışıyorlar. Özellikle Türkiye gibi yeni ekonomik düzeyi, eğitimli iş gücü, dinamik nüfusu ve bölgesel varlığıyla hegemonyadan daha üst bir rol arayışında olan ülkeler için terör çok kullanışlı hale geliyor. NATO ve Batı ittifakı gibi küresel güçlerle yeni küresel şartlarda yeni ilişki düzeyi talep eden ve bunu zorlayan Türkiye, terör aracılığıyla engelleniyor. İç kargaşa ve kaosa sürükleniyor ülkemiz. PKK-PYD, DEAŞ ve FETÖ gibi yapılarla çevreleniyor. Türkiye’nin eski düzeyine boyun eğmeye devam etmesi isteniyor böylece. İslam dünyası için diktatörlük ve isyanlar diyalektiğinden kurtuluşun yolunu Türkiye, muhafazakâr demokrasi seçeneğiyle ortaya koydu. Arap Baharı bu arayışın ifadesiydi. Ancak Batı ve Rusya küresel düzenleri buna karşı çıktılar.( Bugün de hâlâ Ortadoğu da ABD ve Rusya aynı hegemonyanın peşinde. Nitekim iki küresel güç de Türkiye’ye karşı PKK-PYD’ yi desteklemeyi tercih ediyorlar). Yerli işbirlikçileri de istemedi bunu. Nitekim ilk elden Gezi Olayları patlak verdi ve arkasından da Çözüm Süreci, PKK’nın yeniden silahlandırılması ve harekete geçirilmesiyle sabote edildi. Bunları peş peşe 17 Aralık Paralel Yapının cunta girişimi ve en üst düzeyde FETÖ’ nün 15 Temmuz darbe girişimi izledi.

5. Küresel sistem bir realitedir. Türkiye’nin bunu reddetmesinin hiçbir rasyonalitesi yok. Türkiye ABD, Rusya ve Çin’i karşısına alarak savaş başlatacak bir durumda da değil! Sadece retoriğini yapabiliriz. Bu küresel sistem içinde kendimizi daha adil, daha bağımsız ve daha eşit temsil edecek bir mücadele içinde olmalıyız. Türkiye işgücü, demokrasi tecrübesi, İslam kimliği, tarihsel vizyonu ve modern tecrübesiyle önemli bir müktesebata sahiptir. Bunun üzerinden giderek hem küresel düzenle yeni bir üst ilişki düzey kurmalıdır ve bunun için mücadele etmelidir hem de bölgesine bu müktesebatıyla model olmalıdır. Ortado- ğu artık isyanlardan, savaşlardan ve diktatörlerden tek yol ile kurtulabilir. O da muhafazakâr/ Müslüman demokrasi ve adil ekonomik paylaşımdır. Bu iki ana tez Ak Parti kadrolarının dünya görüşlerinde ve tecrübelerinde mevcut. Bunu tamamıyla küresel güçlere karşı meydan okuma ve çatışmayla harcamadan kanalize etmelidir. İran’ın Şii dinamizmi, Arabistan’ın Vehhabi dinamizmine karşı Türkiye’nin dinamizmi Müslüman demokrasi ve adil ekonomik paylaşım arayışıdır. Ortadoğu’nun küresel güçlerin çatışma ve hegemonya alanı olmaktan kurtuluşunun ucu da buradan gözüküyor.


  • Sayı: 164
  • Sayı: 163
  • Sayı: 162
  • Sayı: 161
  • Sayı: 158
  • Sayı: 157
  • Sayı: 156
  • Sayı: 155
  • Sayı: 154.Sayı
  • Sayı: 153
E-Mail listemize katılarak yeni yayın ve etkinliklerimizden haberdar olabilirsiniz.
Email :