KURBAN

Kurban, bir temsildir. Abdest temsil, namaz temsil, oruç temsil, Hac temsil…

Asıl olan; Allah’a yaklaşmaktır. Allah’a yaklaşmaya vesile kılmaktır ibadetleri.

Kurban da, namaz da, oruç da; Allah’ın sevgisini, memnuniyetini kazanmaya, O’nu görme mutluluğuna ermeye, cennete girmeye karşılık; Allah’ın buyruklarına itaat etmeye söz veriştir. Akittir. Ahitleşmedir. O’na kulluğa yöneliştir.

Abdest alıyorsunuz. Hemen ardından abdesti bozan bir durum oluyor. Tekrar abdest alıyor; yıkamış olduğunuz azalarınızı tekrar yıkıyorsunuz. Oysa az önce yıkamıştınız. Amaç sadece temizlik olsaydı, tekrar yıkamaya gerek var mıydı? Temsilidir abdest. Allah’a, o azalarınızla itaat edeceğinize, asi olmayacağınıza, günah işlemeyeceğinize söz veriştir. Temsilen günahlardan yüz çevirip yeniden Allah’a itaate yöneliyorsunuz.

Namaz kılarken yaptığınız davranışlar (rükûunuz, secdeniz) birer temsildir. Allah’tan başkasının önünde eğilmeyeceğinize, önünde yerlere kapanmayacağınıza söz veriyorsunuz. Namazda Kur’an okuyuşunuzla, tekbirinizle, tesbihinizle itaatinizi dillendirip O’ndan başkasına kulluk etmemeye dair ahitte bulunuyorsunuz.

Oruç tutuyorsunuz. Allah’ın size helal kıldığı bazı şeyler bile belli bir zaman diliminde haram oluyor size. Deneniyorsunuz. Allah’a olan itaatiniz sınanıyor.

Hacda Kâbe’nin etrafında dönmeniz ne anlam ifade ediyor? Kâbe’nin etrafında dönmeniz de, namazda Kâbe’ye yönelmeniz de Allah’a olan itaatinizden dolayıdır. Mina’da, tekrar tekrar şeytan taşlamanız neyi temsil ediyor? Şeytan, o taşladığınız yerde mi? Başka yerde yok mu ki, yalız orada taş atıyorsunuz? Ve attığınız o küçücük taşlarla şeytana ne zarar veriyorsunuz? Bu temsili davranışınızla; hayatınız boyunca her zaman, her yerde şeytanın büyüğüne de, küçüğüne de, ortancasına da itaat etmeyeceğinize, sürekli şeytanlarla mücadele edip kovacağınıza, taşlayacağınıza; yalnız Allah’a itaat edeceğinize söz veriyorsunuz.

Ve… Kurban! Allah’ın (haşa) ihtiyacı mı var sizin kestiğiniz kurbanlıklara? O Samed’dir, Ğanidir, Rezzaktır. Hiç kimseye, hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Herkes, her şey O’na muhtaçtır. Fakirler de size muhtaç değil. Siz kendi zekânız, gücünüz ve kuvvetinizle mi zengin oldunuz? Böyle düşünenleri kınıyor Rabbimiz.[i] Allah vermezse, siz acınızdan ölürsünüz. Mülk Allah’ın. Rızkı veren O’ dur. Dilediğine kısar, dilediğine genişletir. Fakirlikle de, zenginlikle de kullarını deniyor Yaratan. Kul, elbette çalışacaktır. Fakat dilediğini zengin, dilediğini yoksul kılan O’dur. Sınıyor kullarını. Kurban kesmekten maksat; kan akıtmak değil… Et yemek ve yoksullara et dağıtmak da değil. Kurban temsildir. Takvaya, Allah’a yakın olmaya, O’nun rızasını kazanmaya, vesiledir.

“Onların (kurbanların) ne etleri, ne de kanları Allah’a ulaşır; fakat sizin takvanız O’na ulaşır. Böylece size yol(unu) gösterdiği için Allah’ı tekbir edesiniz diye Onları (kurbanlıkları) bu şekilde size boyun eğdirdi. Güzel davrananları müjdele...”[ii]

Habil’in, Kabil’e cevabı da ilginç... Kabil’in kurbanın Allah tarafından kabul edilmeyişini takvasızlıkla açıklıyor:

(Kabil), Allah, (kurbanı) sadece takva sahiplerinden kabul eder, dedi.” dedi.[iii] 

Esasen takva da bu değil mi?.. Allah’a adanmak… Kayıtsız – şartsız O’na teslim olmak… “Yap” dediğini, sevdayla, şevkle yapmak… “Yapma.” dediğinden, itaatsizlikten, asilikten; ateşten kaçarcasına kaçmak, sakınmak… En çok onu sevmek ve en çok O’ndan korkmak… O’na yakın olmaya çalışmak… Kurban ibadetini bütün benliğiyle yaşamak… Bu bilinci, inanç, düşünce ve bütün fiillerine yansıtmak… Canını, malını, ömrünü; bütün varlığını Allah’a adayabilmek… Kurbanlıkları bu niyetle kesiyoruz.

Niyet de bu işte!..

Niyet, ne yaptığını düşünerek, bilerek, inanarak yapmak; yaptığı işin şuurunda olmak demektir.

Kurbanlığı keserken söylediğimiz söz, ne güzel özetliyor anlatmak istediğimizi!    

“Şüphesiz ki ben, bir hanif (muvahhid, Allah'ı bir tanıyıcı) olarak yüzümü o gökleri ve yeri yaratmış olan Allah'a yönelttim. Ben müşriklerden değilim.”[iv] “Benim “salât”ım (namazım, duam ve bütün ibadetlerim), “nusuk”um (kurbanım, bütün kulluk ve itaatlerim), hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi Allah içindir. Onun ortağı yoktur. Bana böyle emrolundum.’ Ve ben Müslümanların öncüsüyüm (öncüsü olmak için -hayır yarışında- ceht ve gayret içerisinde olacağım).”[v] Ey Rabbim, (bu kurbanlık, bize) sendendir ve sanadır (senin rızan için kesiyoruz ve sana adıyoruz.) Ey Rabbim, Muhammed ve ümmetinden bunu kabul buyur. Bismillahi, Allahu ekber.”[vi] 

İbrahim gibi oğlunu; İsmail gibi kendini -Allah için- kurban etmeye amade olanlarla;[vii] dinini, imanını, şeref ve haysiyetini mal, makam ve şehvet için harcayacak kadar alçalanların ayrıştığı bir potadır kurban.

Bu önemine binaen; “Biz, her ümmetten kurban kesmeyi bir ibadet olarak öngördük.” buyuruyor Rabbimiz:[viii]

“Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.” buyuruyor.[ix]

Bu nedenle; insanlığın tarihiyle başlıyor kurbanın tarihi. Habil’i ve Kabil’i izleyenler belli olsun diye… Başka bir ifadeyle; Allah’ın kitabını rehber edinerek Peygamberini izleyenlerle, şeytanları izleyenler ayrışsın diye…

Ve asıl önemli olan husus: Kurbandan sonra, verilen ahdi yerine getirmek… Allah’a adanmışlığını, hatırdan hiç çıkarmadan bütün düşünce ve fiillerine yansıtabilmek…

Kurbanda sadece kan döküp et yiyerek bayram edenler; kurbanın mesajına kulak vermeyenler, kurban öncesi ve sonrasında halinde hiçbir olumlu değişiklik olmayanlar; temsili olan bu ibadetle Allah’a takvasını sunamayanlar için ne önemi var kesilen kurbanlıkların!

 


[i] Bkz. Kehf Suresi

[ii] Hac, 22/37

[iii] Maide, 5/27

[iv] Enam, 6/79

[v] Bkz. Enam, 6/162, 163

[vi] Ebu Davud, Dahâya 4, (2795); Tirmizi, Edâhî 21, (1520); İbni Mace, Edâhî 1, (3121)

[vii] Bkz. Saffat: 37/102-107

[viii] Hacc, 22/34

[ix] Kevser, 108/2


  • Sayı: 162
  • Sayı: 161
  • Sayı: 158
  • Sayı: 157
  • Sayı: 156
  • Sayı: 155
  • Sayı: 154.Sayı
  • Sayı: 153
E-Mail listemize katılarak yeni yayın ve etkinliklerimizden haberdar olabilirsiniz.
Email :