İktidar Asası İçten Çürüyünce

İktidar Asası İçten Çürüyünce

İktidar; Süleyman’ın asası misali çürüyene kadar fırsat kollayanlara istedikleri zemini sunmaz. Asanın çürüdüğünü ise asayı elinde tutan dâhil kimse anlamaz. Önemli olan asayı doğru tutmak, yenilemek, sineklerin üşüşeceği hale getirmemektir. Bu bakış açısı ve adalet, fırsat eşitliği, eşit vatandaşlık, mal, can, nesil ve akıl emniyetinin tesisi asanın çürümesini engeller; imkânların adil ve doğru kullanılması ömrünü uzatır.
Tüm zamanların sorununa gelince; ne şekilde olursa olsun saatlerin iktidara ayarlanmasıdır. Haliyle çürüme daha kısa vadede gerçekleşmekte, asanın çürüdüğünü hissedenlerin kirli iştahlarını beslemektedir.
İnsan, saatini iktidara ayarlarsa kadranı kontrol etmesi zorlaşır, çünkü iktidar saatinin zaman ayarlayıcısı çoktur. Çıkara ayarladır, el değiştirip durur. Hele ki nemalanmak isteyenler iktidar asasının gölgesine göre hareket eder veya asanın içten çürümesini bekleyip durur ya da çıkar kurtçukları asaya içten musallat olur ve çürütür.
İktidar asasının gücüne göre çalışma saatlerini ayarlayanlar vardır. İçten hesaplı hareket ederler. İçten çaba gösterenleri devre dışı bırakıp asanın gölgesinden daha çok istifade etmek, sonra da asaya musallat olup çürütmektir dertleri, bütün çabaları… İmkânları doğru yönetememenin sonucu olarak gaflet anları oluşur ve çıkarcılar asayı çürütürler.
Kendisini yenilemeyen iktidarlar, gafleti büyütür, asanın çürümesini engelleyemez olur. Kendisini yenileyenler ise ömürlerini uzatır.
Pusuda yatanlar vardır. Asanın duruşunu, gölgesini takip eder, adımlarını ona göre ayarlarlar. Marifet pusuyu atanları tanıyabilmektir. Asıl marifet ise zulümden uzak, adil, eşit, özgürlükten yana, katılımcı yani doğru istişare zeminleri oluşturabilmektir.
Pusuya yatanları tanımak hem bilgi, hem irfan gerektirir. Belki de asıl söylenmesi gereken ilk şey; bencil, çevresine ve istişareye kapalı, alkışlara bayılan, övgülerle kendinden geçen birileri olmamaktır. Zira bunlar pusuyu atanların önem verdiği özelliklerdir.
Pusuya yatanların davranışlarını doğru okumak gerekir:
Sever gibi yapar, zayıf anları gözetir, imkân ve iktidar gölgesinin kısalacağı zamanlara odaklanır, saatleri buna göre ayarlarlar. Varlığın eriyeceği anları yakalayıp sakladıkları arzularını yürürlüğe koyarlar. Makamlara bir şey katmaz, makamlarla kendilerine imkân oluştururlar. Makamların gölgesi onları besler ve onları ellerinde tutmak tüm gayelerin önüne geçer.
Pusudakiler vardır hayatta…
Onlardan bildikleriniz vardır, bilmedikleriniz vardır. Gördükleriniz vardır, göremedikleriniz de…
Dayandığınız bastonunuzun çürümesiyle her şey ortaya çıkar.
Gizlenenler atarlar ellerindekileri, çalışır gibi yaptıkları aldatıcı görüntülere son verir, üzerinize yürürler.
“Onca zamandır, olmayan gücünle yön verdin bize, artık buyuracak durumda değilsin” derler, “biz varız ama artık sen yoksun” derler.
Süleyman’ın bastonu çürür ve düşer bir gün, pusudakiler gizledikleri ne kadar heves varsa, hepsini yerine getirmek için üşüşürler.
Mesele şu: Kim, ne oranda, çevresindeki bitmeyen kalabalıkların, onun dayandığı asasının çürüyeceği anı beklediğini biliyor!
Kim, hangi oranda, dayandığı asanın bir gün çürüyeceğini ve onu düşüreceğini, düşürürken de pusudakilere aradıkları fırsatı vereceğini biliyor ve buna göre yapacaklarını gözden geçiriyor?
Birileri bu konuyu diri tutmalı ve dayandığı asasıyla sürekli olarak hükümferma olamayacağını, tam bir insanlık ve kardeşlik diliyle, unutanlara hatırlatmalı!
Bugün birileri gelir yanınıza, güç aldığınız asanıza bakar, sizin için çalışmasının şart olduğunu, zira sizin kendisi için önemli olduğunuzu, hatta rol model olduğunuzu söyler. Ona belki en yakınınızda, belki başka önemli noktalarda görevler verirsiniz, gider. Giderken gözü asanızdadır. Nasılsa bir gün çürüyecek diye içinden konuşur. Amacı yakınınıza kadar gelebilmektir. Siz asanın verdiği güvenle ayrıntılara dikkat bile etmezsiniz. Elbette ne siz ne de onlar gaybı bilemez ama hesaplarını yaparlar. Güveler üretir, asanıza musallat olurlar. Siz de, basiretiniz köreldiği için, o güveleri, onların çalışma teri sanırsınız. Zamanla asanızı çürütürler.
Birileri asalara dayananlara zamanla körelen basiretlerini anlatmalı.
İşlerini yaratıcının istediği gibi; zulümden uzak, adaletle, kardeşlikle, özgürlüklere önem vererek, hakkı gözeterek yürütürlerse basiretlerinin körelmeyeceğini hatırlatmalı!
Bağ sahiplerinin anlatıldığı kitapta, onların ulaştıkları maddi güçleri yaratıcının çizdiği yola şirk koştuklarının hatırlatılmasından yola çıkılarak; bağ sahiplerinin düştüğü gafletin benzeri olarak birileri bugün ulaştıkları maddi ve makam gücünü şirkle kirlettiklerini, bu şirkin yaratıcıya direk ortak koşmak değil, gücün büyüsüne kapılarak yol almak olduğunu söyleyebilmeli!
Gücün büyüsü, asanın giderek çürüdüğünü görmeye engel olur. O çürümeyi gören pusudakilerse, körelen basiret sahiplerine karşı oyun üstüne oyun kurarlar.
Asayı güveler çürütür. O halde o güvelerin asaya musallat olmasına mani olacak tedbirler alınmalı. Bu çürümeyi ancak gücün büyüsüne kapılmayanlar görebilir ve tedbirleri de ancak gücün büyüsüne kapılmayanlar, bilgeliği besleyenler, bilgiden ve doğru istişareden uzaklaşmayanlar alabilir.
Dayandığınız asanıza bakıp sürekli alkışlayanlar o güveleri üretir.
Zayıflayan adalet duygusu o güveleri üretir.
Kardeşliği yaralayan çıkarcılık o güveleri üretir.
Bitmek bilmeyen hırs ve doymak bilmeyen iştah sahipleri o güveleri üretir.
Çıplak oluşunuzu bile alkışlayanlar o güveleri üretir.
Gördüklerini size ulaştırmak isteyenleri engelleyenler o güveleri üretir.
Her zaman “Kral öldü, yaşasın yeni kral” duruşuyla duran ve hak, adalet, özgürlük, eşitlik, kardeşlik ve eşit kardeşlik derdi olmayanlar o güveleri üretir.
Siz de bu pusudakileri görmezseniz; dayandığınız asanızın çürümesini ancak düştükten sonra anlarsınız. Oysa o an, etkinliğinizin olmadığı ölü anınızdır! O an geldiğinde, size umut bağlamış olanları da yıkmış olursunuz.
Kime yazdın bu yazıyı diyenler olabilir.
Bu yazının muhatabı, ben dâhil yaşayan herkestir!

Yorumlar

Site Yorum 0
DISQUS: 0