‘’Güzel Yenilmek Çirkin Kazanmaktan İyidir’’

Spor konusundaki yaklaşımlarımı, soracağım şu iki soru ve onlara vermeye çalışacağım cevaplar doğrultusunda ortaya koymaya çalışacağım.

İlk sorum şu: Spor denince aklımıza ne gelmelidir?

Hemen aklımıza gelmesi gereken üç kavram var. 1. Sağlık, 2. Zindelik, 3. Mutluluk. Bu noktadan hareketle spor kavramını şu şekilde tarif etmek mümkündür. Spor, insanı sağlıklı, mutlu ve zinde kılan, sosyalleşmesine katkı sunan, kötü alışkanlıklar ve zaman israfından koruyan, onu zihnen ve bedenen geliştiren oyunlar ve hareketler bütünüdür. Evet, spor denince akla bu ve buna benzer şeyler gelmelidir. Peki, durum böyle mi? Maalesef durum hiç de böyle değil. Önce teşhis sonra tedavi hiyerarşisine riayet etme sadedinde bu alandaki sorunlar yumağını ortaya koymaya yardımcı olması bakımından ikinci sorumu soruyorum.

Bugün spor denince aklımıza ne geliyor? Hemen aklıma gelenleri söyleyeyim. Maalesef spor denince aklıma hiç iyi şeyler gelmiyor. Mesela spor denince aklıma, acımasız, korkunç ve çirkin bir rekabet geliyor. Öyle bir rekabet ki bu hiçbir kural, hiçbir değer ve hiçbir erdem tanımıyor. Bu sahada ne yazık ki kardeşin kardeşe bile zerre kadar merhameti ve insafı yok. Büyük balık küçük balığı yutar tecrübesi kendisini en çok spor alanında hissettiriyor.

Bugün spor denince zihnime; lotosuyla, totosuyla, iddiasıyla, bahisiyle, at yarışlarıyla, gençliğimizi bir ahtapot gibi yutmayı bekleyen sinsi bir kumar pazarı geliyor.

Bugün spor denince aklıma; itişme, kalkışma, çatışma, çarpışma, sataşma, kapışma hâsılı kronik bir fanatizm hastalığı geliyor. Bana öyle geliyor ki derin ve sinsi bir el tüm dünya halklarını spor aracılığıyla daha doğrusu sporu sinsi menfaatlerine alet ederek kimliksizleştirip kişiliksizleştirerek dünyamızı düşünmeyen insanların yaşadığı bir gezegen haline getirmek istiyor. Bunda da pek başarısız sayılmazlar.

 Bugün spor denince aklıma; genel de dine özel de İslam’a karşı oluşturulmaya ve geliştirilmeye çalışılan bir ideoloji ve yaşam tarzı geliyor.

Bugün spor denince aklıma; rakipler arasında bazen şeytana pabucunu ters giydirecek derecede gerçekleşen ayak oyunları, hileler, tuzaklar ve entrikalar geliyor.

Bugün spor denince aklıma; yaşadığı dünyayı sadece tuttuğu takımın renklerinden ibaret gören milyonlarca renk körü geliyor.

Bugün spor denince aklıma; çoğu zaman bir hiç uğruna her şeyini kaybeden kitleler geliyor.

Bugün spor denince aklıma; iki takım ya da iki rakip arasındaki normal bir müsabakayı adeta bir savaşa dönüştüren holiganlar geliyor.

Bugün spor denince aklıma; kulakları sağır eden ıslıklar, kornalar yer yer insanı çileden çıkaran küfürlü tezahüratlar ve bazen galibiyet bazen de mağlubiyet sarhoşluğuyla sağa sola rastgele sıkılan ve nice masun insanların ölmesine ve yaralanmasına sebep olan maganda terörü geliyor.

Bugün spor denince aklıma; vaktiyle ceza sahasında topa uzanan eli göremeyen, bugün ekrandan kırk yaracağı küçük bir kılı gören namı diğer hakemler geliyor.

Bugün spor denince aklıma; binlerce din, ilim, bilim, sanat ve siyaset adamının bir ömürde edinemeyecekleri servetin kat kat fazlasını bir sezonda edinen futbolcular ve teknik adamlar geliyor.

Bugün spor denince aklıma; şeytanın çok rahat bir şekilde içini doldurduğu gençliğimizi ve geleceğimizi tehdit ettiği servet, şöhret ve şehvet tuzakları, silahları geliyor.

Bendeniz spor olgusuna o kadar da olumsuz bakan birisi değilim. Fakat spor sahaları ve salonlarında yaşananlar benim zihnimde bu tür çağrışımlar bırakıyor.

Spor ve sporun her dalıyla ilgili birçok şey söylemek mümkün hatta her bir spor dalı için müstakil bir dosya da açılabilir, açılmalıdır da. Yukarıda sorduğum soruların ötesinde sorulması gereken en önemli bir soru da şu: Bir Müslüman olarak spor kavramına nasıl yaklaşmalıyız? Sporun neresindeyiz, neresinde olmalıyız? Spor bir imkân mıdır yoksa imtihan mıdır?..

Müslümanlar olarak sporda etkin ve yetkin olanların sporu seküler ve pozitivist bir enstrüman olarak kullanmalarından dolayı spora yaklaşımımız hep dışlayıcı, savunmacı ve temkinli oldu. Yapacak çok önemli işlerimiz vardı. Üstelik Müslümanlar da durmadan acı çekiyordu. Hem bugünkü sporun kaynağı da vahşi Batı idi. Batı’dan gelen her spor dalı nesillerimiz için zihinsel bir uyuşturucu unsuruydu. Spor lüzumsuzdu, bidat ve gaflet idi. Böyle bir ortamda sporla meşgul olmak akıntıya kürek çekmekten başka bir şey değildi. Yani spor boştu, beyhudeydi, zaman israfıydı.

Bu yaklaşım tarzı tamamen haksız da sayılmazdı. Hatta ana hatlarıyla doğru ve şuurlu bir yaklaşım tarzıydı da. Bu ve buna benzer durumlardan dolayı Müslümanlar olarak, hep sporun içinin boşluğuyla meşgul olduk. Bundan dolayı sporun içini de dolduramadık. Bugün hiç kuşkusuz spor dünya insanlığına açılan en önemli kapılardan biridir. Sadece bir kapı değildir, spor aynı zamanda durduğumuz yerden bütün insanlığa değerlerimizi haykırabileceğimiz bir kürsüdür de. Bugün dünya kamuoyuna mâl olmuş bir sporcunun söz, düşünce ve hareketleri o ülkenin ilim, bilim, sanat ve siyaset adamlarının söz, düşünce ve hareketleri kadar yer yer daha da fazla etkili olmaktadır. Portekizli futbolcu Cristiano Ronaldo’nun terör devleti İsrailli futbolcularla forma değişmeyi reddedip ben katillerle forma değişmem diyerek meydan okuyuşu hâlâ sıcaklığını ve etkisini koruyor.

Bugün spor lisan-ı hâliyle bize şöyle diyor: Ey Müslümanlar; bugün en az kültür, sanat, müzik, siyaset ve edebiyat kadar bu dünyada ben de varım. Mademki birileri benim içimi boşalttı, öyleyse gelin benim içimi inanç, ahlak ve karakterle siz doldurun. Benim aracılığımla hiç hayal etmediğiniz kitlelere ulaşabilirsiniz. Davanıza ve davetinize beni aracı kılabilirsiniz.

Evet, tıpkı sağlık gibi spor da ihmale gelmez. Spordan uzak durarak hiçbir yere varamayız. ‘’Harekette bereket vardır’’ hakikati, bizim için spor da mühim bir yol haritasıdır. Bugün gençliğimize mutlaka bir spor ahlakı ve ilmihali sunmak durumundayız. Çünkü çoğu zaman centilmenliği bozan şeyler insanın itikadını da bozabiliyor. Şayet sahada Müslümanca bir duruş şuuru, ilmihali oluşturabilirsek üstadın “yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır” dizesi sahada sağduyumuzun vizesi olacak ve merhum Erol Battal’ın şu cümlesi spor dünyasındaki nefsi ve şeytani bütün tahrikleri yerle bir edecektir. “Güzel yenilmek çirkin kazanmaktan iyidir.”


  • Sayı: 164
  • Sayı: 163
  • Sayı: 162
  • Sayı: 161
  • Sayı: 158
  • Sayı: 157
  • Sayı: 156
  • Sayı: 155
  • Sayı: 154.Sayı
  • Sayı: 153
E-Mail listemize katılarak yeni yayın ve etkinliklerimizden haberdar olabilirsiniz.
Email :