Bir Neo-Paganizm Olarak Spor

Spor, hayatın her alanıyla ilişkili bir faaliyettir. Sporun her şey olmadığını, ama her alanla kolaylıkla ilişkisi kurulabilen bir faaliyet olduğunu söyleyebiliriz. Günümüzde insanlar, sporun olmadığı bir hayatı düşünmemektedirler.Birçok kişi, sosyal hayatı spordan ibaret görmektedir. Hayat ve sporun yoğun bir şekilde içiçe geçmiş olması, spora yüklenilen anlam ve değerin de değişmesine  neden olmuştur.

Spor, artık boş vakitlerde yapılan bir  faaliyet veya eğlence olarak görülmemektedir. İnsanlar, spora varoluşsal anlamlar yüklemekte, sporu hayatın nihai gayesi  haline getirmektedirler. Sporun varoluşsal bir konu ve yaşamsal bir amaç haline getirilmesi, sporun  çok yüksek  terimlerle ifade edilmesine neden olmaktadır.Spor, inançla, fedakârlıkla,  bağlanmayla, ölümle, kaderle, ruhla, acıyla bayramla, kutlamayla ve başarıyla ilişkilendirilmektedir.

Bir futbol maçından önce taraftarlar,  maçı kazanacaklarına ve şampiyon olacaklarına inandıklarını ve  oyuncuların da aynı inançla oynamalarını istemektedirler. Spor, bugün bir iman konusu haline gelmiş bulunmaktadır. İnsanlar, destekledikleri takıma iman boyutunda  inanç beslemekte ve  spor  müminleri olarak   takımlarını yani cemaatlerini desteklemektedirler.

Spor ve dinin birbirinden ayrı alanlar olduğu bir gerçektir. Dinin spora indirgenemeyeceği açık bir gerçek olmasına rağmen sporun dinleştirilmesi olgusuyla karşı karşıya bulunmaktayız. Sporun dinimsi bir düzeye çıkartılması, sporu din gibi icra edilen  bir faaliyete dönüştürmektedir. İnsanların çoğu için  sportif faaliyetler, dini ibadetler gibi insana mutluluk, huzur ve keyif vermektedir. Huzuru ve hazzı bulmak için dini aktivitelere katılmak için dini turizme katılan insanlar, aynı şekilde  hazzı ve heyecanı tatmak için  maçları  takip etmek için spor turizmi yapmaktadırlar. İnsanlar için dindarlık tecrübesi gibi, spor tecrübesi de vazgeçilmez bir  faaliyete dönüşmüş durumdadır.

Sporun hayatın  nihai amacı haline getirilmesi, sporu  modern dünyada paganist  bir dine dönüştürmektedir. Kişiler, hiç tanımadıkları  sporculara, takımlara ve kulüplere taparcasına bağlanmakta, onların  galibiyetleriyle övünmekte, kendilerini onlara bağımlı hissetmekte, kişisel veya cemaatsel olarak stadyumlarda  veya salonlarda onların  sadık  seyircileri olmaktadırlar. Sporda taraftarlık, bir tapıcılığa ve ibadete dönüşmüş durumdadır.

Stadyumlar, arenalar veya salonlar, birer kilise işlevi görmektedir. Spor kilisesinin ibadethanesi konumunda olan stadyumlara ve  arenalara doluşan binlerce insan, idol  haline getirdikleri  oyuncuları ve takımlarına tapmakta, müsabaka boyunca nefeslerini tutmakta ve onların  galibiyetleri için içlerinden dua etmektedirler.

Spor paganizminin olmazsa olmazı, tezahürattır. Tezahürat, kitlenin zikir halidir. Takımlarına tezahüratta bulunan  binlerce insan,  dini bir ritüelde söylenmesi gereken duaları, ilahileri ve zikirleri söyler gibidir. Coşkulu tezahürat sonucunda  taraftar kitlesi, kendisini kaybetmekte, takımıyla ve oyuncuyla bütünleştiğini vehmetmektedir.

Kişiler, takımlarına ait objelerle,  tezahüratlarla, formalarla bayraklarla,  bandajlarla ve diğer şeylerle donanarak stadyumlara, salonlara ve arenalara koşmaktadırlar. İnsanlar, stadyumda diğer taraftarlarla beraber o takımın ritüellerini yerine getirmek için tribünleri doldurmaktadırlar. Takım taraftarlığı, kişinin  bir kabileye mensup olma halinden farklı değildir. Her takımın marşını, bütün  taraftarlar bilmekte ve  birlikte söylemektedirler. Takım için söylenen  ortak şarkı veya marş, o taraftar kitlesinin  fatihası gibidir. Stadyumda, arenada veya salonda herkes, kendi  takımının taraftar grubu için ayrılan tribünlerde ve bölümlerde saf tutmaktadır.Taraftarlar, takımlarına destek olmak ve onları motive etmek için aynı sloganları atmakta,  aynı ritiimle alkışlamakta ve  bayrak sallamaktadırlar.Slogan atmak, marş veya şarkı söylemek,   kutsal bir metni okumak ve ilahi okumak gibi bir coşku ve  trans hali oluşturmaktadır.

Bir neo-paganizm olarak spor, insanda  bir üstünlük duygusu ve düşüncesi oluşurmaktadır.Kişiler, taraftarı oldukları takımların en üstün, doğru, iyi ve güzel olduğuna inanmaktadırlar. Tuttuğu takımın  doğrunun, iyinin, güzelin ve hakikatin  mutlak temsilcisi ve tekelcisi olduğuna inanan kişi ve  grup, rakip takımları yoldan çıkmış  sapkın gruplar olarak görmektedir. Spor müsabakası, sapkın  olarak görülen  rakip takımı, doğru yola getirmenin mücadelesi olarak görülmektedir. Karşılaşma sonunda elde edilen galibiyet,  desteklenen takımın doğru yolda  olduğunu tescillediği gibi,  karşı takımın  sapkın yolda olduğunun  delili olarak yorumlanmaktdır.Spor paganizminda hakikatin ölçüsü,   galibiyet veya mağlubiyettir. En çok  galip gelen ve şampiyon olan,  doğru yolda olarak kutsanırken, mağlup ve alt sıralarda olan    ise dalalet içindeki sapkınlar ve  kaybedenler olarak konumlandırılmaktadır. 

Takipçilerini arttırmak isteyen  bir kült gibi, her takım da seyirci sayısını arttırmaya çalışmaktadır. Takım ve kulüpler için her şey, seyirci ve taraftar merkezli olmaya başlamıştır. Tribünlerin doluluğu,  spor cemaaati konumunda olan  takımın   maddi ve manevi gücünü göstermektedir.  Taraftarlar,    tribünleri doldurmak suretiyle  inançlarının ve kültlerinin  temsilcisi   konumunda  olan takımlarını yalnız bırakmadıkları mesajını  mistik tarzda vermeye çalışmaktadırlar. Takımının   karşılaşmalarını izlemek, daha doğrusu seyircisi olmak,    spor tarikatı veya kültü konumuna yükseltilen takıma karşı yerine getirilmesi gereken kutsal bir vazifedir. Seyircisiz maç oynama cezası, bir takıma verilecek en büyük ceza olarak  görülmektedir.Seyircisiz  oynanan bir maç,    cemaatsiz yapılan  bir ibadet ve ritüel değerinde  algılanmaktadır.

Spor paganizmi,  sadece takım oyuncularının  aktif olmasını ve  olabildiğince çok sayıda insanın seyirci olmasını  teşvik etmektedir. Seyirci ve taraftar olmak, spor paganizmini besleyen, güçlendiren en  büyük  pozisyondur. Seyirci olmak için kişilerin özel bir yeteneğe, inanca veya çabaya sahip olmaları gerekmemektedir. İnsanların oturdukları yerden   tarikata mürit olmak gibi takıma taraftar olmaları yeterlidir. Spor paganizmi, toplumu  seyirci haline getirmek suretiyle tembelleştirmekte, onları etkisiz ve verimsiz   objelere dönüştürmektedir.

Seyircilerin ve taraftarların hayatlarında tuttukları takımlar ve hayran oldukları yıldız oyuncular, detay konumunda değildirler. Seyirci ve taraftarın hayatında, takım ve oyuncuyla ilgili olan her şeyin  takip edilmesi, bilinmesi ve yorumlanması varoluşsal düzeyde anlamlı ve önemli görülmektedir. Takımı ve oyuncuyu  hayatının merkezine koyan seyirci ve taraftar, günlük hayatın monotonluğundan kurtulduğunu ve çok özel kutsal bir merkeze odaklaştığını  hissetmektedir. Bir tarikata veya külte  mensup olmak,  bir şeyhe veya ermişe bağlanmak suretiyle günlük hayatının kutsallaştığını  düşünmek ile bir takımın ve oyuncunun  hayranı olmak suretiyle günlük hayatının özel, eğlenceli ve  tutkulu  hale geldiğini düşünmek arasında büyük fark bulunmamaktadır.

Bir tarikat veya kült, müridinden kendisiyle bütünleşmesini ve kendinde fena olmasını isteyebilir. Aynı şekilde   seyircinin veya taraftarın fiziki ve ruhi olarak takımıyla bütünleşmesini sağlamak içinde değişik çabalar sarf edilmektedir. Taraftarlar, yüzlerini takımın renkleriyle boyamakta, takım formalarını giymekte, arabalarına takımlarının sembollerini  yapıştırmakta, evlerine takımlarının bayraklarını asmakta, galibiyetlerden sonra  arabalarıyla sokaklara çıkmaktadırlar. Bütün bunları yapmakta amaç, kişinin takımla bir  ve bütün olduğu mesajını güçlü bir şekilde  vermektir.

Spor dünyası, çekici, baştan çıkarıcı ve sonu gelmeyen rekabetlerin, oyunların, hilelerin,  komploların, kavgaların, çıkarların ve  ilişkilerin olduğu  kirli ve karanlık bir alemdir. Kulüp yöneticileri, takım oyuncuları ve spor medyası arasında  güç, şöhret ve şehvet için bir mücadele verilmektedir. Takımların, oyuncuların ve yöneticilerin güç, şöhret ve şehvet  için verdikleri mücadeleler, mitolojik Yunan tanrılarının hırslarından, kıskançlıklarından ve çekememezliklerinden  kaynaklanan  sonu gelmeyen acımasız mücadelelerine benzemektedir. Spor paganizminin sahte idolleri,  doyumsuz ve açgözlü bir şekilde birbirleriyle mücadeleye devam etmektedirler. Seyirci ve taraftar,  spor  dünyasının sahte idolleri  ve tanrıları arasındaki  mücadeleyi  şöhret, güç ve şehvet için değil, takımın kutsal başarısı için verilen  kutsal bir savaş olarak takip etmektedir.

Bir din haline getirilen spor, doğal olarak kendisine dair bir ilahiyatın yani teolojinin geliştirilmesine ihtiyaç duymaktadır. Spor yorumcuları, aslında spor teologlarıdır. Dinde neyin doğru neyin yanlış olduğunu ortaya koyan teologlar gibi  spor yorumcuları da,  karşılaşmada hangi takımın iyi olduğunu, hangi futbolcunun iyi oynadığını, hakemin hatalarını, teknik direktörün   oyun düzenini,  kulübün yönetim anlayışını  yorumlamakta, eleştirmekte, sorgulamakta ve doğruyu gösterme iddiasında bulunmaktadırlar. Spor ilahiyatçıları olarak  görebileceğimiz  yorumcuların  dediklerine seyirci ve taraftarın, ciddiyetle kulak kabarttığını söyleyebiliriz.Kişi, kült ve tarikat düzeyinde  inandığı ve ait olduğunu hissetiği takımın  batıni yüzü hakkında da daha fazla bilgi edinme açlığı duymaktadır.Spor teolojisi,  takımın zahiriliğinin arkasındaki batıni hikmetleri çözme iddiasındaki bir uğraş olarak karşımıza çıkmaktadır.

Modern dünyada  spor, sahih dinin yerine ikame edilmeye çalışılan sahte, yapay, köksüz ve tüketlen bir paganizm konumuna ve işlevine sahiptir. Kitleler, spor da  anlam, amaç ve değer ihtiyaçlarını tatmin etmeye çalışmaktadırlar. Sporun  eğlence ve oyun gibi sınırlı bir faaliyet olmaktan çıkıp hayatın tamamını etkileyen bir yaşam tarzına dönüşmesi, onu  modern dünyanın   paganist dini haline getirmektedir. Sporun pagan bir din haline  getirilmesi, sporun insanın içini boşaltan,  hayatın asli anlam ve amacını  değersiz hale getiren bir esaret yolu olmasına yol açmaktadır. Sporun  kendisi din değildir, ancak spor din olarak kurgulanmakta ve icat edimektedir. Din olarak icat edilen spor, özgürlüğü ortadan kaldırarak insanı ve toplumu köleleştirmektedir.


  • Sayı: 164
  • Sayı: 163
  • Sayı: 162
  • Sayı: 161
  • Sayı: 158
  • Sayı: 157
  • Sayı: 156
  • Sayı: 155
  • Sayı: 154.Sayı
  • Sayı: 153
E-Mail listemize katılarak yeni yayın ve etkinliklerimizden haberdar olabilirsiniz.
Email :