EĞİTİM PARADİGMASINI YENİDEN DÜŞÜNMEK

EĞİTİM PARADİGMASINI YENİDEN DÜŞÜNMEK

Ülkemizde uzun süredir eğitim sisteminin uygun bir zemine oturmadığı ve ülke insanına uygun bir sistemin geliştirilemediği tartışmaları yapılmaktadır. Sınıf geçme sistemleri, sınavlar, öğrenci seçme sistemi, bir üst okula öğrenci yerleştirme sistemleri sürekli tartışılmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı her dönemde yapılan eleştirileri dikkate alarak gerekli düzenlemelerin yapılacağını belirtmesine rağmen, sisteme yönelik eleştirileri ve talepleri karşılayabilecek düzenlemeler yeterince yapılmamaktadır. Her hükümet değişikliğinde ve her Milli Eğitim Bakanı değişikliğinde eğitim sisteminin problemleri tartışılmakta ve çözüm arayışlarına girilmektedir. Ancak bu tartışmalar hiçbir dönemde minimize edilememiştir. Eğitimde sistemsel olarak sürekli bir sıkıntın olduğu dile getirilmektedir ancak alınan tedbirlerin yeterli olmadığı, üzerinde yeterli derecede çalışılmadığı, yapılan eleştirilerin yoğunluğundan da ortaya çıkmaktadır.
Son 16 yıllık AK Parti hükümetleri döneminde eğitim alanında önemli gelişmeler olsa da yapılan tartışmaları sona erdirmede ve eksiklikleri tamamlamada yeterli olmamıştır.
Milli Eğitim Bakanlığına, alandan gelen, sistemi bilen, eğitimden anlayan kişilerin getirilmesinde sıkıntılar yaşandığından ve eğitim alanına uzak kişilerden atama yapıldığından sürekli olarak üst düzeyde, merkez teşkilatta sıkıntıların oluşmasına ve sistem oluşturulamamasına sebep olmuştur.
Merkez teşkilat yapısının oluşturulmasında liyakatli kişilerin atanması yerine siyasi kaygılarla atamaların yapılması ve eğitim alanı dışından bürokratların atanması sıkıntı yaşanmasının sebeplerindendir. Merkez teşkilatta görevlendirilecek bürokratların alan tecrübesi olan kişilerden seçilmesi alan tecrübesinin merkez politikalarına yansıtılmasında önemlidir.
Merkez teşkilatta yaşanan belirsizlikler ve yetersizlik durumu taşra teşkilatlarına, okullara, öğrencilere, öğretmenlere ve velilere olumsuz olarak yansımaktadır.
Eğitim sisteminin problemlerin çözümünde sırasıyla ilk olarak bakanlık makamına, alanı bilen, alanında yetişmiş, öğrencileri, okul ortamlarını bilen bakan atamasının yapılması, Milli Eğitim müdürlüklerine liyakatli ve lider özellikli kişilerin atanması problemin çözümünde ilk sırada yer almaktadır.
Kuşkusuz her iktidar kendi değerlerini eğitim sistemine ve müfredatına yansıtmak ister. Ancak bu değerlerin toplumsal taleplerle uyumu eğitim sistemindeki başarıyı belirlemede önemli bir parametredir. Toplumun talepleri ile çatışan sistemlerin başarılı olması mümkün değildir.
Ne yazık ki ülkemizde uzun süredir eğitim alanındaki sistemsel tartışmalar katlanarak devam etmektedir. Hem toplumsal talebi karşılamada hem de sistemsel işleyişte bir sıkıntın olduğu gözlenmektedir. Bu sıkıntıyı gidermede ciddi çalışmaların yapıldığı söylense de alan uygulamalarda sistemin aceleci hazırlandığı, arka planın iyi düşünülmediği aileleri, öğrencileri ve eğitimin diğer bileşenlerini mağdur edebilecek yönlerinin olduğu ortaya çıkmıştır.
Sistemsel değişikliklerin eğitimin tüm bileşenleri tarafından tartışılmadan ve konuşulmadan alelacele hazırlanması sıkıntılara sebep olmaktadır.
Gelinen noktada eğitim sisteminin temel felsefesinde değişiklik gerekliliği ortaya çıkmıştır. Öncelikle nasıl bir insan yetiştirme sorusunun karşılığının sağlıklı bir biçimde yeni dönemde, yeniden tartışılması gerekmektedir. Ülkeyi geleceğe taşıyabilecek insan tipinin yetiştirilmesi konusunda ciddi değişiklikler yapılması gerekmektedir.
Eğitim sisteminin temel felsefesi tüm boyutlarıyla, tüm bileşenler tarafından tartışılarak ortaya çıkan çözümler ve alternatifler ortak bir havuzda toplanmalıdır. Bu düşüncelerin tamamı alandan gelen eğitimciler ve akademisyenler tarafından değerlendirildikten sonra ülke şartlarına ve dünya şartlarına hitap edebilecek yeni bir eğitim felsefesinin kurgusunun tekrardan yapılması temel ihtiyaç olarak ortaya çıkmıştır.
Günümüz insanının ihtiyaçları, toplumsal talepler, dünya ile uyum, değer yargılarının davranışlara yansıtılması konularının yeniden tartışılması gerekmektedir.
Müfredat ve ders içeriklerinin ortak değer yargılarını davranışa dönüştürecek biçimde düzenlenmesi gerekmektedir.
Ders içeriklerinin yeni neslin yetişme tarzına uygun hale getirilmesi ve davranışlarını olumlu tarafa kanalize etme konusunda yeniden kurgulanması bir gereklilik olarak ortaya çıkmıştır.
Yeni dönemde aday öğretmen eğitimlerinin ve hizmet içi eğitimlerinin sağlıklı bir biçimde yapılması gerekmektedir. Oluşturulacak yeni eğitim felsefesinin öğretmenler eliyle okula, dolayısıyla öğrencilere ve topluma yansıtılması ayrıca önemlidir. Bundan dolayı öğretmenlerin öncelikli ve acil bir biçimde oluşturulacak eğitim felsefesine uygun bir biçimde yetiştirilmesi önemlidir. Öğretmen yeterliliklerinin tekrardan konuşulması oluşturulan eğitim felsefesine uygun hale getirilmesi sistemin alanda uygulanmasında önemli bir etkendir.
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından oluşturulacak sağlıklı bir eğitim felsefesinin alanındaki uygulayıcıları/ yürütücüleri öğretmenler olduğundan, öğretmenlerin yeni eğitim felsefesini anlayabilmeleri, kavrayabilmelerini ve davranışa dönüştürebilmelerini sağlayabilecek, kaliteli bir hizmet içi eğitim planının hayata geçirilmesi gerekmektedir.
Oluşturulan sistem ne kadar sağlıklı olursa olsun alan uygulamalarını yapacak kişilerin oluşturulan sistemden ve felsefeden habersiz olmaları ve bu felsefeyi anlayamamış olmaları sistemin başarısızlığına sebep olacaktır.
Ülkelerde uygulanan eğitim sistemleri temel felsefe olarak ister doğru ister yanlış olsun alan uygulayıcılarının bu felsefeyi uygun bir biçimde alanda uygulamaları sisteminin başarısını ortaya koyacaktır. Dolayısıyla oluşturan sistemin alanında uygulanabilmesi için öğretmenlerin ciddi bir hizmet içi eğitimden geçirilmesi önemlidir.
Bugün toplumda tartışılan eğitim sisteminin başarısızlığının bir ayağının da alan uygulayıcılarının mevcut şartların gereğini ve günümüz anlayışını tam olarak kavrayamıyor olmaları, bu felsefeyi kabullenememeleri ve yeni dönemi içselleştirme konusunda yaşadıkları sıkıntılar olduğu gerçeğidir.
Ülkenin geleceği olan nesli yetiştirecek kadrolar ülkenin toplumsal değerlerini alana/öğrencilere yansıtma konusunda sıkıntılar yaşamaktadırlar. Çünkü mevcut felsefeye kendileri inanmış değillerdir. Dolayısıyla yeni felsefeyi ne kendileri davranış haline getirebilmekte ne de öğrencilere bu konuyu gerçekçi bir biçimde yansıtabilmektedirler.
Bu nedenle öğretmenlerin mutlaka iyi ve kaliteli hizmet içi eğitimlere alınarak uygun öğretmen yeterliliğine sahip olabilmesi için çalışmaların yapılması gerekmektedir.
Yeni dönemde oluşturulacak eğitim felsefesini alanda uygulayamayacak olan öğretmenlerin alanda çalıştırılmaları konusunun yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir.
Ülkenin ortak değerlerini öğrencilere aktaramayacak olan öğretmenlerin eğitimin başka alanlarında görevlendirmelerin daha uygun olacağı düşünülebilir.
Teknoloji ve iletişim araçlarının güçlü olduğu çağımızda teknoloji dilinin uygun bir biçimde kullanılması önem arz etmektedir. Önümüzdeki dönemlerde ve gelecek yıllarda teknoloji her alanda daha fazla kullanılacaktır. Tüm mesleki alanlarda teknoloji üst düzeyde kullanılacağından çocuklara/öğrencilere teknolojiyi sağlıklı ve verimli bir biçimde kullanabilecek yeterliliklerin verilmesi gereklidir.
Eğitim felsefesi/sistemi öğrencileri strese ve yarışa sokmak yerine içsel sorumluluk kazandıracak bir biçimde düzenlenmelidir. Öğrencilere kazandırılacak olan sorumluluk bilinci ile birlikte bu sorumluluklarını sürdürebilecek ve yeterliliklerini geliştirebilecek mesleki, sanatsal ve sportif alanların genişletilmesi ve geliştirilmesi önemlidir.
Ülkemizde uzun süredir tekli eğitime geçilmesi konusu konuşulmaktadır. Cumhurbaşkanımızın bu konudaki hassasiyeti ve 2019’da tüm okulların tekli eğitime geçmesi ile ilgili çalışmaları bilinmektedir. Ancak okulların fiziki yapısının ve derslik sayısının birçok ilde ve bölgede tekli eğitime geçilecek yeterlilikte olmadığı da ortadadır. Fiziki altyapı tamamlanmadan hazırlanabilecek tüm sistemsel çalışmalarda aksamalar olacağı bir gerçektir. Dolayısıyla okulların fiziki olarak eğitim-öğretime uygun hale getirilmesi gerekmektedir.
Öğrencilerin çok erken saatlerde okula getirilmesi ve çok geç saatlerde evlere gönderilmesi zaten başlı başına önemli bir sorun arz etmektedir.
Birçok okulda öğretmen eksikliği yaşanması eğitim sisteminin alanda uygulamasında sıkıntılar ortaya çıkarmaktadır. Ülkemizde öğretmen atamaları her eğitim-öğretim yılı başında tartışılmaktadır ve yeterince öğretmen ataması yapılamamaktadır.
Sadece belli branşlarda değil, sınıf öğretmenliği branşında da önemli bir açık gözükmektedir. Hemen hemen her ilimizde önemli rakamda öğretmen açığı bulunmaktadır. Bu açığı kapatacak yeterli çalışma yapılmamakta ve ücretli öğretmenlikle sorun çözülmeye çalışılmaktadır.
Öğretmen eksikliği, sistemin alan uygulamalarında sıkıntılar ortaya çıkarmaktadır. Dolayısıyla öğretmen atamalarının sağlıklı, yeterli ve dengeli bir biçimde yapılması gerekmektedir.
Eğitim paradigması, erdemli, vasıflı, ülkeyi geleceğe taşıyabilecek, analiz yapabilme becerisine sahip öğrencileri yetiştirme konusu temel alınarak yeniden gözden geçirilmelidir.
Yeni eğitim felsefesi oluşturulurken eleştirel yaklaşabilen, çözüm odaklı düşünebilen problem çözme becerisi kazanabilen, hızlı öğrenme yollarını öğrenen insan yetiştirmeye yönelik olmalıdır.
Birlikte yaşama, farklılıklara saygı gösterme, hoşgörülü olma, insan haklarına saygı gibi konularının değerlere yansıtılması ve bu değerlerin davranışlara dönüştürülmesi konusunda müfredatta çalışmalar yapılması gerekmektedir. Daha önce hazırlanan müfredatın ve ders içeriğinin tekrar gözden geçirilerek ilmi/bilimsel olmayan örneklerin ve konuların ders kitaplarından, metinlerden ve müfredattan çıkarılması önemlidir.
Bireylerin ilgili birimlerce sağlıklı ve doğru bilgilendirilmediği süreçlerde, “sağlıksız ve yanlış anlayabilecekleri” bilgisinden yola çıkılarak öğrencilere daha sağlıklı/doğru bilgi verilmesi önemlidir.
Analiz yapabilme becerisinin kazandırılması, karşılaştırma becerinin kazandırılması, son dönemde yaşanan “yanlışa sorgusuz uyma ya da aklını başkasına emanet etme” gibi davranışların toplumsal davranış biçimine dönüşmesi ya da akıl tutulmalarının önüne geçilmesi konusunda önemli bir tedbir ve önemli bir sorun çözme yöntemi olacaktır.
Eğitim sisteminde başarı; toplumsal değerlerin ve inançların davranışlara dönüştürülmesi yeterlilikleri göz önüne alınarak yeniden yapılandırılmalıdır.
Başarı için salt bilginin yeterli olmadığı, bilginin davranışa dönüşebilmesi başarı parametrelerinden biri olarak değerlendirilmelidir.
Öğrenciyi sadece sayısal veriler ve teorik bilgiler ile değerlendirmenin doğru olmadığı kabul edilmelidir.
Değerleri davranışa dönüştürebilen, sorun çözme becerisini kazanabilen, çözüm odaklı düşünebilen, karşılaştırmalı düşünen ve analiz edebilme davranışı gösterebilen öğrenci, eğitimin her kademesinde başarılı olarak değerlendirilmelidir.
Eğitim sistemi tartışılırken başarının sürekli olarak öğretim ve sınav istatistikleri üzerinden değerlendirilmesi doğru değildir.
Yeni sistem ile birlikte atanan Milli Eğitim Bakanının alandan gelmesi, alan problemlerini bilmesi, ülke eğitim sisteminin problemlerini çözme konusunda bir umut oluşturmuştur.
Ancak Milli Eğitim Bakanının tek başına problemleri çözebileceği elbette düşünülemez. Problemleri çözmede sistemin yeniden ve baştan düşünülmesi daha umut verici olacaktır.

Yorumlar

Site Yorum 0