BİR EĞİTİM ÖNCELİĞİ OLARAK KİTABIN İLKELERİ (2)

BİR EĞİTİM ÖNCELİĞİ OLARAK KİTABIN İLKELERİ (2)

Kitap cenneti anlatır, cehennemi hatırlatır. Vakıa suresini okurken bunu çok açık bir şekilde hissederim. Yine iyi (takva) ve kötü (fücur) nün insan yapısında ortaya çıkabileceğini söyler. Bu anlatımdan birçok şey anlaşılabilir ancak benim burada öne çıkarmak istediğim anlam şu şekilde özetlenebilir: İnsan iyi ve kötüyü tanımalı ancak iyi olanı yapmalıdır, bu tavrıyla adamlığını korur ve iblisleşmez, iblis karakterli olanlara karşı kendini ve hayatı korur. Hayat bütünüyle iyi veya bütünüyle kötüyle dolu değildir, kötüye karşı iyi olan damarı güçlü tutacak insan yetişmelidir. Bu nedenle insan sadece iyi olanı bilmekle değil aynı zamanda kötüyü tanımakla da yükümlüdür. Kötüyü tanımazsa ona karşı duramaz, tedbir ve tavır geliştiremez.
Bu noktada ikinci husus; bir insan sonsuza kadar kötü olamaz, dönüşebilir, kendini onarabilir. Allah Rasulünün “mümin olarak sabahlayabilir ama aynı şekilde akşama çıkamayabilirsiniz” mesajını okurken bunu düşünürüm. İyilerden olmak bir sürekliliği gerektirir; mücadele, gayret kesintiye uğramaz. “Oldu ve bitti ”denilemez, iyilik direnişi ölümle sona erer ve bu direnişin getirisi, öldükten sonra bile geride bırakılan iyilik yolunun süren duasından istifade etmektir. Yani iyi bir şey yaptın mı o seni öldükten sonra bile besler, kötü bir şey yaptın ama sonra farkına varıp pişman olmadın, tevbe etmedin, hayattan özür dilemedin, işte bu durumda da kötülüğün cehennem esintisi arkan sıra esmeye devam eder.
İyilik ve kötülük bilinci adamlığı belirler. Bu bilinci ancak ilimle besleyebilirsiniz.
İlim için okumak, düşünmek, araştırmak, kendini yeterli görmemek ve hep daha iyisini aramak gerekir. Zira Allah insana kelimeleri öğretti ve insan bu emaneti yüklendi. Kelimelerin açılımı ancak kesintisiz bir okuma, araştırma ve düşünme ile mümkündür. Hiçbir kelimenin anlamı, bu gayret olmadan kendini insana açmaz. Bu nedenle vahyin ilk ifadesi oku ile insana öğretilir.
Oku yani düşün, yani araştır… Kendini oku, hayatı oku, tabiatı oku, cisimleri oku, yeryüzünü, denizleri, gökyüzünü, uzayı ve derinliklerini, geceyi ve gündüzü, canlıları ve cansız olarak gördüklerini, hayvanları ve bitki örtüsünü oku, düşün, araştır. Bu araştırman biterse kendini bitirirsin, gücünü yitirirsin. İlimde derinleştikçe gücünü korursun. Bu gücün olmadan kötülüğe karşı üstünlüğünü kaybedersin. Bu araştırmanı kötülüğü beslemek için değerlendirirsen cehennemi inşa edersin. Cehennemi inşa edenler sana galebe çalarsa hayat çekilmez olur.
Kendini asla yeterli görmemelisin. Kendini yeterli görmeye başladığın andan itibaren kaybetmeye başlarsın, sapmalar ortaya çıkar, yoldan çıkarsın. Kendini her şeye yeter gördüğün an, tanrılaşma belirtileri ortaya çıkar; bu belirtiler seni dürter, hayata, tüm canlı ve cansız âleme, insanlara karşı “tanrı-egemen” gibi davranmaya başlarsın. Bu seni zulme götürür. Diktatör huylu olursun. Kimseyi dinlemez, başına buyruk hareket eder ve zulümle bulunduğun ortamı kasıp kavurursun. Bu da senin sonun olur. Bu son cehennemi getirir. Adaleti sağlayabilmen ilimde derinleşmene veya ilimde derinleşenlerle yol yürümene bağlıdır. Her şeyi bilmek edası veya her şeyi bildiğini sananların kibri ile adaleti sağlayamaz, ekini ve nesli koruyamazsın.
Bilenlerle bilmeyenler bir olmaz. İlimde derinleşenler, tefekkürü ihmal etmeyenler hep daha iyisini ortaya çıkarmanın yollarına erişir.
İlimde derinleşenler farklılıkları görür. Farklılıkların bir zenginlik olduğunu görür. Anlarsınız ki, sizin farklı anlayışlarınız zenginliğinizdir, ancak bu zenginliklerin hiçbiri tek başına bir anlam ifade etmez. Ta ki bu farklılıklarla bir araya gelip cemaat olana kadar. Cemaat aynı düşünceye mensup olanların değil, farklılıklarıyla bir araya gelenlerin oluşturduğu bir bütündür. Bu bütünü oluştururken dikkat edeceğiniz önemli özellikler vardır.
Öncelikle farklılıklarla bir araya gelişiniz, Allah’ın ‘sağlam ip’ dediği asıl birliktelik, kopmaz iptir. Kötüler bu ipi koparamaz ancak birliktelik için dikkat etmeniz gereken özellikleri gevşetir; fakat önemsemez ve tedbir almazsanız kötüler bu birliktelik içinde sizi boğacak düğümler oluşturur.
Öncelikle birlikteliklerin kişilerden, onların özellik ve kişiliklerinden besleneceğini veya eriyeceğini unutmayın. Kişiler ihmal edilemez beslenme, zenginleşme ve zayıflama sebeplerindendir. Besleyici, zenginleştirme potansiyeli olan kişileri değil zayıflatıcı, eritici kişileri tercih ederseniz emekleriniz yok olur. Bu nedenle “içinizde sizi hayra götüren, hayrı besleyen bir topluluk bulunsun” denir. Ola ki yanlışa yönelim oluşur, bu topluluk devreye girer, uyarır, uyandırır, doğrultur. Bu uyarıcı topluluk ancak ilimde derinleşmek ve tefekkür ile yetişir. Eğer böyle bir topluluk yerine, olumsuz özellikleri öne çıkan kişilerle yola çıkar, onlardan beslenirseniz kaybetmeye mahkûmsunuz. Birlikte yola çıkacağınız veya yetişmesine vesile olacağınız insanlar, hayrı besleyici olmalıdır.
Hayrı besleyecek insan biriktirmezseniz kaybedersiniz.
Hayrı besleyecek insanı biriktirmek için, insan eğitiminde dikkat edilmesi gereken ve kitabın dikkat çektiği özelliklerine baktığımızda, öne çıkan hususlar şu şekilde ele alınabilir:
1-Alak suresinin dikkat çektiği; okuyan, araştıran, düşünen ve hep daha güzeli vardır bilinciyle asla kendini yeterli görmeyen yani okumaya, araştırmaya, düşünmeye ara vermeyen insan. Okumayan, düşünmeyen, araştırmayan değil… Okuyanı, düşüneni, araştıranı küçük gören değil…
2-Hümeze suresinde dikkat çekilen; ötekiyle alay etmeyen, aşağılamayan, küçük düşürmeye çalışmayan insan. Bu olumsuz özelliğin yıkıcılığı önemli olmasaydı, konuya dikkat çeken ayetler kitapta yer almazdı. Alay, küçük görme, aşağılama güzel işler yapılabilecek ortamları verimsizleştirir, insanları uzaklaştırır.
3-Ali-İmran ve Kalem surelerinde dikkat çekilen; kaba-saba davranışlarıyla itici olmayan insan… Ölçüsüz ve yakışıksız, kaba konuşur, saygısızdır… Ali-İmran suresinde “eğer kaba davranışlı olsaydın, insanlar senin etrafında birikmez, dağılıp giderlerdi” anlamında bir uyarı yer alır. Allah Rasulü de buna şöyle dikkat çeker: ‘’Allah’ın insanlar arasında sevmediği kişiler kaba insanlardır.’’ Ayrıca İsra suresinde “Kullarıma söyle, güzel konuşsunlar!” diye ihmal edilmez bir uyarı vardır.
4-Kalem suresinde dikkat çekilen; yalancı insanlar biriktirmemek, onlarla yola çıkmama uyarısından hareketle, yalan hayatları olmayan insanlar… Ki Allah’ın Rasulü, kendisine sorulan sorular üzerine, Müslümanın insan olarak, her insanın işleyebileceği bazı günahları işleyebileceğini ancak asla yalancı olamayacağını ifade eder. Yalan yok edici bir özelliktir. Yalancı insanları öne çıkarmak, onlarla yol gitmek, iş gördürmek yok olmayı kabullenmektir. Yalancı kendisiyle birlikte yalan hayatlar üretir, itimadı yok eder ve fedakâr duyguları bitirir.
Kalem suresinin girişinde yer alan “nun” ifadesinin bir anlamının da “doğru söz” olduğu üzerinde durulur, haliyle doğru söze vurgu vardır. Yalan fitneyi besleyen bir özelliktir ve fitne bilinen her olumsuzluktan daha şedid sonuçlar üretir. O halde yalana, yalan söyleyenlere, söyledikleri yalanlarla fitne üretenlere, hakkı alt üst edenlere uyma, onlarla yola çıkma, yola çıktığın insanlar yalancılardan olmasın! Yalanla iş yürütmek isteyenler aranızda fitne yayar, düşmanlıklar üretir; onlara uyarsanız, aynı sonuçlara düşersiniz. Yalancı insanların yetişmesine göz yummayın ve biriktirmeyin.
5-Yine Kalem suresinde dikkat çekilen; yağcılıkla öne çıkmayan insan… Onlar yağcılıklarıyla etrafınızda birikmek ister. Yaptığınız yanlışları bile yağcılıklarıyla güzel göstermeye ve varlığınızın anlamını yok etmeye çalışan bu tür insanlara dikkat etmeli, bunlarla yol yürümemelisiniz. Çünkü onların varlıklarının amacı hatalarınızı bile size süsleyip göstererek, sizin yok oluşunuzu hızlandırmaktır. Yağcı insanlar dost değildir. Doğru kararlar almanıza mani olurlar. Hayrı besleyen insanlardan uzaklaşmanızı sağlarlar. Yağcılık yalancılığın en derin hallerinden biridir. Yağcı insan yetiştirmeyin ve etrafınızda biriktirmeyin. Elmalılı merhumun ifadesiyle “…yağcı diller, yağcı kalemler ve onları dinleyenler büyüklükten, yüce ahlaktan, akıldan uzak ve itaat edilmeye (birlikte yol almaya) layık olmayan zavallılardır.”
6-Yine Kalem suresinde dikkat çekilen; olur olmaz her şeye yemin etmeyen insan… Kendi zayıf ve zavallı hallerini, yanlışlarını örtmek için yemin edip duran insanlar… Olur, olmaz her şeye yemin eden, konuşmasına sürekli yeminle başlayan insanın bu özelliği dikkat edilmesi gereken bir özelliktir. Bu vasıfta insan yetişmesine yol açacak tavırlardan kaçınmak gerekir. Normalde yemin bir doğruyu tekid etmek için başvurulan bir durumdur, ancak insan kendisini yemin edip durmaya alıştırmamalıdır. Elmalı merhumun şu ifadelerini önemli görüyorum: “…insan kesin olarak bildiği hakta dahi çok çok yemin etmekten sakınmalıdır. Zira düşüncesizce yemin eden, yalan yere yemin etmeye de alışır. Doğruya eğriye yemin etmeye alışmış olanlarda ise şu niteliklerin hepsi bulunabilir; alçak, görüşü ve düşüncesi önemsiz, bayağı düşünür, kendi kendini küçük düşürür, yalancı, değersiz, her kalıba dökülür, her fenalığa sürüklenir.”
7-Kalem suresinde dikkat çekilen; koğucu olmayan insan… Koğucu insan; laf getirip götürür, arkadan çekiştirir, insanların gizli hallerini araştırıp, onları birbirine düşürmek için hafiyelik, boşboğazlık yapar.
8-Kalem suresinde dikkat çekilen; hayra engel olmayan insan… Hayra engel olan; hak yer, güzel işler yapan, yapmak isteyen ve yapacak olanlara çeşitli oyun ve şekillerle engel olur.
Bunlar her çağın dikkat edilmesi gereken halleri ve bütün zamanların ruhunu doğru okuyacak nesillerin yetişmesi için bilinmesi gerekenlerdir. Zamanın ruhunu anlamak istiyorsanız, olumsuz özellikleriyle öne çıkan insanlardan uzak durun… Ortaya konacak eğitim sistemi, olumsuz özellikleriyle öne çıkan insan tipini yetiştirmemelidir.

Yorumlar

Site Yorum 0