Yabancı Kültürde Yaşayan Müslüman Azınlıklar

Yabancı Kültürde Yaşayan Müslüman Azınlıklar

ünyada ‘Magna Ca önemli anaya sözleşme sayılan ‘M dine Vesikası’ n
Müslümanlarla Yahudilerin ‘bir niyet’ söz konusu olmadığı süre imani açıdan olmasa da, sosyal alanlar açışından bu iki toplulu reel anlamda bir ümmet o tanımlandığı bilinmektedir.

Hz. Muhammed(s)’in pr edip idealleştirdiği mevzuya günümüz açısından bakıldığın da, biz Müslümanların, bu g örneği görmezden gelerek yeri Müslümanların, yerine göre de –
aynı kavme mensup ama farklı inançlara sahip ‘yerli’ insanın dahi azınlık psikolojisi içerisinde değerlendiriliyor oluşu modern paradigmaların ‘kalıcı’ sonucu olsa gerekir.

İdeal olan Medine’de yaşatılmak istenen tabloydu, ma Müslüman zihin hem o önemde ve hem de modern önemlerde kırıla kırıla hem endini ve hem de bir diğerini eki kalıbı içerisinde değerlen- rmeye başlamıştı.
Buna itiraz ederek baktığımız- Medine’deki ideal olandı. Ama mdi ise ondan farklı bir realite dı ve her konuda olduğu üzere konuda da kendini gösteriyordu…

O halde azınlığı iki şekilde tanımlayabiliriz: İlki “Bir toplulukta herhangi bir nitelik yönünden ayrı ve ötekilerden sayıca az olanlar. “Derneğimizde bu yönde düşünenler azınlıktır, çoğunluk öyle düşünmez” örneğindeki olduğu gibi… Diğeri ise “Bir ülkede, o ülkenin yurttaşı olmakla birlikte soyu, dili ve dini yönün- den ülkenin sayıca baskın öğesi olan halktan az olan topluluk.” .”Eskiden Rumlar azınlıktı…”

Realiteyi kanıksayıp manzaraya baktığımızda Müslüman coğrafyada –çeşitli açılardan yer yer grileşmiş ‘kadim’ kültüre rağmen- azınlık konu- sunun pek de öne çıkmadığı bilinmektedir. Ki Müslüman coğrafyada yaşayan gayr-i Müslim topluluklar aslında o toprakların esas insanı idi sonuçta.

Batıda ise, tarihte vuku bulan ve büyük çoğunluğu tevafuk olan karşılaşmalar sonucu oluşan Müslüman toplulukların durumu – Almanya’da yaşayan Müslümanlar- örnek olarak verildiğinde İslam topraklarında yaşayan ve oranın yerleşik halkı gibi – Kıptîler- olmuyordu, olamıyordu…

Zira Batı ta Yunan’dan bugüne kendi dışındakine öteki ve barbar demişti. Ki bu yargı her ne kadar hurafe kabilinden ele alınacak olsa da, onun için reel ve olması gereken şeydi!

Onlar öyle düşünüp o minvalde öyle davrandıklarında ise, bir aqsü’l-amel olarak Müslümanlarda kendi vatandaşına aynı gözle bakacaktı. ‘Bu ideal bir şey miydi?’ Tabii ki hayır! Ama bir de hemen herkesi yanıltan bir realite ve yaşanmışlıklar vardı işin içerisinde…

‘Yabancı Kültürde Yaşayan Müslüman Azınlıklar’* ile ilgili Almanya örneğinden hare- ketle var olan problemlere yönelik olası çözüm önerilerini içeren ve müellif Abuzer Yücekaya imzasını taşıyan eser Çıra Yayınları/Akademi serisinin 37. kitabı olarak, adı geçen yayınevi tarafından istifademize sunulmaktadır.

Müellif konuya girerken şu cümlelere yer vermektedir; “…toplam Müslüman nüfusun 1/3’i yabancı kültürlerde azınlık halinde bulunmaktadır.Uluslararası antlaşmalarla azınlıkların haklarının korunmasına yönelik her ne kadar iyileştirici önlemler alınıyor görünse de özelde azınlık Müslümanların durumunun pek konu edilmediği, bu nedenle onların daha fazla problemlerle karşılaştıkları düşünülmektedir.”

Eserin ‘özet’ bölümüne bu çalışma ile ilgili olarak, ilk bölümde azınlıkların uluslararası örgütlerdeki hak ve hukuku incelemeye tabi tutu- lurken, kitabın da ana konusu sayılan Almanya’da yaşayan ‘Türkiye kökenli’ Müslüman azınlıklarla ilgili konular araştırılmaktadır. Üçüncü ve son bölümde ise, Almanya’da yaşayan Türklerin dinî, sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik problemleri ile bu problemlere çözüm önerilerinin geliştiril- meye çalışıldığı belirtilmektedir.

Müellife göre, azınlık konusu ‘tarihte çeşitli açılardan dolayı azınlık olgusundan bahsedildiği- ni, ama bunun daha çok ‘göç ve köle hareketleri’ bağlamında Roma’dan beri tarihin tüm devirle- rinde azınlıklardan söz etmek mümkün olmakla birlikte esasen Avrupa’daki din savaşları sonucu uluslararası bir boyut kazanmıştı.

Yazar, azınlık mevzuunun temelinin eskiye, yani Roma’ya kadar uzandığını, bununla birlikte Hıristiyanlaşma süreci içerisinde vuku bulan mezhep/din çatışması, savaşının sonuçlarının akabinde daha da belirgin hale geldiğini belirt- mektedir. Uzun süren din savaşları sonrasında oluşan modern dönemde ortaya çıkan işgal ve sömürgecilik saikiyle Batı’nın kendi kendisini azınlık formuna tabi tuttuğu gibi, bir de işgal ettiği ve sömürdüğü deniz aşırı toprakların insanını da ‘yerinde’ azınlık hale getirdiği ger- çeğine değinir… Eserin ana konusu olan ve Almanya’ya gidip kalkınmasında emek veren Müslüman Türk toplumunun iyiliğine rağmen Almanlar tarafından ‘istenmeyen azınlık’ olarak resmedilip yargılanması konusu eserin ana ko- nusu olarak sunulmakta ve Müslüman Türklerin
–aynı zamanda Kürtlerinde- çeşitli sorunları dile getirilmekte ve onlara yönelik çözüm önerileri sıralanmakta…

Eser, emek mahsulü bir çalışma olduğundan, Çıra Yayınevi tarafından ‘Akademi’ serisi içerisin- de yayımlanmış.
___________________________________________________________
Yabancı Kültürde Yaşayan Müslüman Azınlıklar Abuzer Yücekaya,
1. Baskı Nisan 2018 Çıra/Akademi, İstanbul

Yorumlar

Site Yorum 0