Devlet ve ‘Derin Devlet’

Devlet ve ‘Derin Devlet’

Bugünkü devlet-derin devlet ayrışmasında görünürdeki devlet ağırlıkla lalettayin işlerle ilgilenir. Derin devlet ise esas kudret sahibidir ve bu derin devlet esas kudret sahibi olmakla birlikte görünür değildir, görünür olan kudret sahipleri üzerinde de otorite sahibidir.

***

erin devlet, derinliği olan devletin derinliğinin tam karşıtıdır. Önce derinliği olan kadim devletin de- rinliğinin, tam karşıtı olan bir derin devlet tanımlanır. Ve ortaya çıka(rtıla)n ikiliğin bir bölümüne görünmeyen hükümet veya derin devlet denmekte ve asli devlet olarak ‘o’ tanımlanmaktadır. Burada bir ikilik tanımlanmaktadır. Herşeyi parçalama ve bunun neticesi her alanda ikilik ortaya çık(artıl)ması modernitenin karakteridir. Bu her alanda kendisini tezahür ettirir. Aslında bir tane devlet olur ve o devletin derinliği olur. Bu ise ikiye bölünmüş bir devlettir ve bunun bilinen manada bir olan ve derinliği olan devletle bir irtibatının olmadığı açıktır. Bu ikiye bölünme şirkin tezahürlerinden biridir. Burası her türden kullanıma, manipülasyona, operasyona açıktır ve bunun vasıtası ve kaynağıdır.

EDWARD BERNAYS VE “GÖRÜNMEYEN HÜKÜMET”

Sigmund Freud’un yeğeni ve Avusturya asıllı bir Amerikalı olan Edward Bernays’in “görünmeyen hükümet” kavramından da bir açıdan derin devleti anlamak çok yanlış olma- yacaktır. “Kitlelerin organize davranışlarının ve fikirlerinin bilinçli ve akılcı (intelligent) manipülasyonu demokratik toplumun önemli bir elementidir. Toplumun görünmeyen bu mekanizmasını yönetenler ise gerçek yönetici güç olan görünmez bir hükümeti oluştururlar. Büyük çoğunlukla hiç duymadığımız insan- lar tarafından yönetilmekteyiz; zihinlerimiz şekillendirilmekte, zevklerimiz(beğenilerimiz) oluşturulmakta ve fikirlerimiz bize sunulmak- tadır. Bu demokratik toplumumuzun (society) organize edilmesinin mantıksal sonucudur. Eğer çok sayıda insanın düzenli işleyen bir toplum oluşturması isteniyorsa, onların bu tutumla (manner) işbirliği içinde olması gerekmektedir. Görünmeyen yöneticilerimiz bir çok durumda bu içeri kabinede bulunan kendisi gibi üyeleri tanımamaktadır. Onlar bizi doğal liderlik niteliklerini, gerekli fikirleri sağlama becerile- rini ve sosyal yapıdaki anahtar pozisyonlarını kullanarak yönetirler. Bu duruma karşı nasıl bir tavır takınırsa takınsın, günlük yaşamdaki neredeyse tüm eylemlerimizi gerek politika gerek işletme alanında, toplumsal davranış ya da etik değerlerimizde kitlelerin zihinsel süreçlerini ve sosyal düzenini anlayan küçük bir zümre, kabaca 100’e karşın 20 milyonluk bir oran, ta- rafından domine edildiğimiz gerçeği bir olgu olarak kalacaktır. Toplumsal zihni kontrol eden, ipleri elinde tutan, sosyal güçleri (kuvveyi, force) dizginleyen, dünyayı birleştiren (bir tutan, bind) ve yönlendiren yeni yöntemler geliştiren kişiler onlardır.” ( Edward Bernays, Propoganda, S. 9)

İKİlİĞİN ORTAYA ÇIKIŞI ve DERİN DEVLET

İslam-Osmanlı geleneğinde devlet “zıllullahu fi’l-arz ” (Allah’ın yeryüzündeki gölgesi) şeklinde ifade olunur. Devlet bir olur, bir olan devletin de- rinliği olur. Ama mana otoritesine, yani manevi önderlere tâbi ise bu devletin derinliği olur. Dev- letin derinliği de esas itibarıyla bu derin akıldır. Yoksa bir takım etkili insanların bir araya gelerek bir çete, şebeke kurması değildir. Ve de tasarlan- mış bir çözümü hayata geçirmek maksadıyla, büyük ölçüde tasarım ürünü organizasyonlar vasıtası ile kaos üretmesi ve/veya üretilmiş kao- sun bir parçası olması demek değildir.

Bugünkü derin devlet, devlet ve toplum için- de etkin bazı kişilerin bir araya gelerek, devletin içinde devlet kudretini şu yahut bu düzeyde kullanabilen bir zümre oluşturmasıdır. Hatta birden fazla zümre vardır. Ve çoğunlukla bu zümreler hep beraber, ayrı ayrı veya çaprazlama birden fazla yurt dışı bağlantısına sahiptirler. Demek ki her talimat “dışarıdan” gelmese bile “dışarısının” olup bitenden en azından haberi vardır. Bu zümreler tarafından bazı işler icra edilir. Hatta bunlar seçilmiş hükümetleri de belli politikalara zorlarlar. Ve kudret bunlarda olduğu halde herhangi bir denetime kurala kaideye de tâbi değildirler. Bu bizde büyük ölçüde İttihat ve Terakki’den miras bir gelenektir.

Modern derin devlet karanlık yana geçmiş cemiyetlerin büyük ölçüde denetim ve güdümündedir. Yani aslında onun da tâbi olduğu, karanlık maneviyat diyebileceğimiz bir manevi otorite vardır. Dünyanın derin aklı, bir yanıyla efsaneye dön(üştürül)müş İllumunati, Tapınak Şövalyeleri, Gül-Haç gibi tarikat ve cemiyetler, Masonlar ve Masonik Cemiyetlerdir. Ve CFR, Chetham House, Bilderberg gibi kurumlar artık herkesin malumudur. Ve bunlara bağlı olarak çalışan bazı vakıflar, Davos gibi forumlar, ABD’deki bazısı açık, bazısı kapalı think tank’ler de, en azından bir ölçüde bu kapsamdadır. İktisadi-siyasi güç sahibi ve önemli bir bölümü Yahudi olan aileler de, bu organizasyonlarla dikey ve yatay irtibat halindedir, çoğunlukla iç içedir. IMF ve Dünya Bankası gibi kurumlar da işin mali bo- yutu kapsamındadır. Bunlar modern dünyanın derin aklının kurumları, asıl akıl birimleri ve görünmeyen hükümet(ler)i ve hükümran güçle- ridir. Dünya devlet ve hükümetlerinin çoğunun üzerinde, çeşitli düzeylerde tesir sahibidirler. Casusluk örgütleri, Gizli Servisler de bu yapı ile irtibatlıdır. Ama bu ayrı bir inceleme konusudur. Gladio tipi organizasyonlar işin operasyonel boyutu vurucu gücüdür. Derin devletten kasıt bu ikisidir. Zaman içinde başka cemiyetler, kulüpler, vakıflar- açık –gizli forumlar olarak bunların çeşitliliğinin arttığı bilinmektedir.

Karanlık alana geçiş ile birlikte hakiki manevi otoritenin etkinliği zahiren zayıflamış gözükmektedir. Modern dünyanın o manevi otoriteleri diyebileceğimiz cemiyet, örgüt ve tarikatımsı organizasyonların devletler üze- rinde kontrolü sağlamaları için, bir ikilik çıkartmaları ve bu ikiliğin görünmeyen bir yanını, karanlık yanını devlet idaresinin asıl yanı olarak tanımlanmalarını gerektirmiştir ve bu gerçekleştirilmiştir. Derin devletin kuralsız oluşu modern dünyanın kaotik karakteri ile de doğrudan irtibatlıdır. Bu modern dünyanın manevi otoriteleri olan cemiyetler, toplumsal planda kontrolü ele geçirmek için, devletler ile manevi otorite arasındaki irtibatı kesmek
-veya en azından zayıflatmak- için uğraşırlar. Bu mekanizmanın ortaya çıkışı ile laiklik prensibinin, deizmin, Protestanlığın ve de Selefiliğin yaygınlaşması arasında da irtibat vardır.

Ve bugünkü devlet-derin devlet ayrışmasında görünürdeki devlet ağırlıkla lalettayin işlerle ilgilenir. Derin devlet ise esas kudret sahibidir ve bu derin devlet esas kudret sahibi olmakla birlikte görünür değildir, görünür olan kudret sahipleri üzerinde de otorite sahibidir. Bu gö- rünmez olma hali onun karanlık yanının hem sebebi hem sonucudur. Oysa eski toplumlarda sultan, padişah, imparator, kral az çok o ülkenin gerçek hâkimidir. Onu etkileyen kişiler varsa da, bu az çok bilinir. Onlar da o sarayın içerisindedir. Veyahut ki tabi olunan akil insan diyeceğimiz manevi otoriteler vardır. Yani eski toplumlarda kudret sahipleri bilinirdi, görünürdü, aleniydi.

Hakiki kudret sahiplerinin ise büyük ölçüde görünmediği aşikârdır. Bu, bugünün dünyası ile eski dünya arasında devlet-otorite ilişkileri açısından esaslı farklardan birisidir. Dolayısıyla bu, devletin derinliğinin büyük ölçüde zayıflaması demektir. Burada devlet kadim devletten geriye giderek salt bir mekanizma kalır. Bizde Osmanlı kadim devletinin tasfiyesi de budur. Dolayısıyla “devletin devamlılığı” üzerine düşünülmesi gereken bir kavramdır.

Kadim devlet derinliği olan bir devlettir. Ama bu, gizli tertipler düzenleyen devlet demek değildir. Kural-dışı durumların kural kabul edilmesi ve bundan hareketle kurumlar ihdas edilmesi, eşyanın olağan akışının ters yüz edilmesidir. Diğer alanlarda da kendini gösteren bu düstur ve durum, kaostan düzene prensibi ile hareket edenlerin tarzını ve karakterini gösterir. Her devlette tertip olabilir, Osmanlı’da da Roma’da da vardır. Lakin devlet hayatının hâkim öğesi tertipçiler ve tertip değildir. Tertip düzenleyen şebekeler de devletin esası ve derinliği değildir. Osmanlı’nın derinliği Enderun’dur, Meşâyih’in veya buna benzer kurumlardır ve bunlar aleni- dir. Orta-Asya Turani geleneğinde, Aksaçlılardır, İhtiyarlar Meclisidir. Bunlar devletin manevi önderleri akil insanlarıdır; Derinlik budur.

Burada derin devlete tarihte mesnet göste- rilen hususlardan biri Osmanlı’daki “siyaseten katl” müessesesidir. Devlet, devlet iktidarına karşı bir tehdit olması durumunda, bu tehdidi normal hukuk kuralları haricinde usullerle ve doğrudan şiddetle bertaraf eder. Siyaseten katl müessesesi budur. Çok konuşulan kardeş katli de bu kapsamdadır. Lakin bu devletten ayrı “derin devlet” denilen organizasyonun işi değildir. Bu gibi işler olağan hukuk dışında ama çoğunlukla padişahın tasarrufundadır. Bu işleri padişah ve devletten habersiz ve bağımsız icra eden bir “de- rin devlet” ortada yoktur. Yine Roma’da Sezar’a suikasta Senato’da karar verilir. Ve suikast Senato önünde Senatörler tarafından gerçekleştirilir. Burada da Roma devleti dışında ve üzerinde bir “derin devlet” görülmemektedir.

MAHREMİYETİN İPTALİ VE DERİN DEVLET

Ayrıca derin-devlet, toplumu özellikle de toplum ve devlette yetki ve de etki sahibi kişileri denetim altına almak için kişilerin mahremi- yetine girer ve haklarında dosyalar tutulur. Bu, modern dünyanın bir karakteristik özelliği ile irtibatlıdır. Bu da modern dünyada mahremiye- tin ihlali ve iptali meselesidir. Böyle olduğu için, lüzum görüldüğünde kişilerin her şeyi ortaya dökülebilmektedir. Sanki George Orwell’ın 1984 romanında yazdıkları gerçekleşmiş, Orwell’ın her şeyi gözetleyen devleti tezahür etmiştir. Mahremiyetin ihlali ve de iptali bir kural iptalidir. Bu derin devlet’ in işlevi ve iş görme usulü ile alakalıdır. Çünkü derin devlet herhangi bir kural ve kaideye tabi olmayan bir alan demektir. Bu karanlık tabiatından dolayı da, insanların açığa çıkmasından hiç de hoşnut olmayacakları işle- ri-yönleri kayıt altına alınır. Sonra onlara lüzumu halinde tehdit ve şantajda bulunmakta da bir beis görmemektedir. Lakin bu sadece tehdit ve şantaj meselesi de değildir. Olan ve oldurulan, yani işlerin bütünlüğü bozucu kaotik niteliği ve “bu işlerde” rol ve vazife alanların varlık bütün- lüğünün şu yahut bu düzeyde bozulmuş olması ve de kaosa meyilli olmaları ve bu ikisi arasında bir irtibat olması, işin işleyişinin doğası gereğidir.

Nihayetinde de söylenmesi gereken devlet ve derin devlet ikiliğinin ve ayrımının bu alanda olması gereken birliği vahdeti ortadan kaldırmaya dönük bir ayrım olduğunun tesbit edilmesi gerek- tiğidir. Tıpkı şirkin kabul edilmezliği gibi, devlet de şerik-ortak kabul etmez. Devlet bir olmalı ve o bir olan devletin derinliği olmalı, denir… l

Yorumlar

Site Yorum 0