Dirilişe Çağrıdır Kurban

Dirilişe Çağrıdır Kurban

ispanya’da, Meksika’da ve bazı Avrupa ülkelerinde arenalarda, matadorlar tarafından enselerine mızraklar saplanarak boğalar vahşice öldürülürken; bunu eğlence haline getirip, matadorları alkışlayanlara neden sessiz kalıyorlar? Samimi değiller. Hayvanları da, doğayı da sevmiyorlar. Dertleri başka onların: Kurban bilincini köreltmek…

erüveni, insanın yaratılışı ile başlayan, günümüze dek çağlayarak akıp gelen, bütün çağlara bir sesleniş, bir nida, Allah’ın bir selam muştusudur kurban.
Dirilişe, uyanışa, bilinçlenmeye çağrıdır.
Salatı, kurbanı, kulluğu, hayatı ve ölümü; ortağı olmayan âlemlerin Rabbi Allah’a adayış şölenidir. Tevhidin, gönüllere yeniden nakşediliş törenidir. Rabbe itaat ve teslimiyet ahdimizi yeni- leyişin sevinç günleridir. Eskimesin, yıpranmasın, unutulmasın diye her yıl tazeliyoruz bu ahdimizi.
Kurban; Cebrail’in, yılda bir tekrarlanan diriliş surudur.
Kurban, hayattır. Yeni bir hayata doğuştur. Toprağa atılan tohum gibi… Ölmeden tohum; yeni filizler yeşermiyor.
Bir başka yönüyle karz-ı hasendir Kurban. Allah’a borç vermektir. Bu bir ticarettir. O’nun memnuniyetini kazanma ve cennette daha gü- zellerine sahip olma karşılığında; -yine Allah’a ait olup kendisine emanet verilen- canı, malı, gücü, kuvveti, aklı, düşünceyi, eşi, çocuğu; bütün varlığını, Allah yolunda harcamayı göze almaktır. O’na kurban adamaktır. Kesilen kurbanlıkta kendisini ve kendisine emanet verilen bütün varlığını görmektir.
Bu bilinci temsilen kurbanlığı kesiyoruz.
Hz. Âdem’le başlıyor bu şuur uyanıklığının

tarihi. Bir eylem olarak kurbanın tarihi ise; Hz. Âdem’in çocukları (Habil ve Kabil) ile başlıyor.1
Daha sonra ise bütün elçilerin ve ümmetleri-
nin yapması istenen bir ibadet…2
Allah’ın ihtiyacı yok kesilen kurbanlığa. Ku- lunun takvalı olmasına da ihtiyacı yok O’nun. Sâmed olan Allah’ın hiçbir şeye ihtiyacı yok. Kul muhtaç Yaratanına. O’na karşı takvalı olmaya… Her şey O’na muhtaç. Herkesi, her şeyi O yarattı. Sayısız nimetler vererek bütün canlıları O, yaşa- tıyor. Biz muhtacız O’na. O’na yaklaşmaya… O’nun rızasını kazanarak hayat bulmaya…
Yaratana kurban adayış; diriliştir. Allah’tan gayrısına kurban adayış ise; ölümdür. Gerçek ölüm budur.
Canını Allah yolunda kurban adayanların ölümü için; “Onlara ölüler demeyiniz. Bilakis onlar diridir; fakat siz anlamazsınız.” buyuruyor Yaratan (c.c.).3 Allah yolunda olmayanlar için; yaşasalar da, onların ölüler olduklarını ifade buyuruyor.4
Kurban; İbrahim’in itaatinden ve İsmail’in
teslimiyetinden hayat fışkıran bir ibadet… Resullerin ve onların sadık yâranlarının unutul-

1 Bkz. Maide: 5/27 2 Bkz. Hac: 22/34 3 Bakara: 2/154
4 Bkz. Yasin: 36/70; Neml: 27/ 80, 81; Fatır: 35/22; Rum:
30/52, 53

ispanya’da, Meksika’da ve bazı Avrupa ülkelerinde arenalarda, matadorlar tarafından enselerine mızraklar saplanarak boğalar vahşice öldürülürken; bunu eğlence haline getirip, matadorları alkışlayanlara neden sessiz kalıyorlar? Samimi değiller. Hayvanları da, doğayı da sevmiyorlar. Dertleri başka onların:
Kurban bilincini köreltmek…

mazlığı da bundan kaynaklanıyor işte: Emre itaat ve teslimiyet… “Emrolunduğu şekilde dosdoğru olmak” da diyebilirsiniz buna. Müslüman olmak da bu değil mi! Ebubekir, Ömer, Osman, Ali… (Allah, cümlesinden razı olsun.) Hakk’ın yoluna kurban adamasalardı hayatlarını; unutulup giderlerdi. Onlar gibi niceleri geldi geçti Hica- zın çöllerinde. Unutulup gitti adları. Bu güzel insanları yaşatan, kurban sınavını başarmış olmalarındandır.
Hayatta olduğu halde, ölüdür o Allah yolunun kurbanı olmayanlar. Onlar için şöyle buyuruyor Hak Teâlâ:
“(Bu Kur’an, Muhammed’e verildi) ki, diri
olanları uyarsın.”5 Evet, yaşayan ölüleri değil; “diri olanları”…
“Sen ölülere duyuramazsın. Arkalarını dön-
müş kaçarken, sağırlara da çağrıyı işittiremezsin. Ve sen, kör(ler)i, düştükleri sapıklıklardan çıkarıp (Allah’ın çizdiği doğru) yola getirecek değilsin.”6 İnatla ve ısrarla Allah’ın yolundan gayrı yollarda yorulanların; körler, sağırlar ve ölüler oldukları vurgulanıyor bu ayette. Onlar, gittikleri yolun sapık olduğunu anlayıp pişman olmadıkça, kimse onları zorla doğru yola getirecek değil elbet. “Kendinizi öldürmeyin!” buyururken Rabbi- miz,7 fiziki manada ölümü de kastediyor elbet.
Ama asıl tembih; manen ölmekten korunmaya çalışmaktır. Bu daha önemli değil mi?
İnsanlar, canlarını, mallarını, zamanlarını;

5 Yasin: 36/70
6 Neml: 27/80, 81; Fatır: 35/22; Rum: 30/52, 53
7 Nisa: 4/29

bütün varlıklarını Allah yolunda kurban adama- dan; dirilmiyorlar.
“De ki: Benim namazım (bütün ibadetim, ita- atim) kurbanım, hayatım ve ölümüm; âlemlerin Rabbi Allah içindir. O’nun ortağı yoktur. Bana böyle emrolundu.”8
İşte dirilişin, dünyadan ayrılsa da insan; hayatta kalışın formülü…
Çocukken acırdık kurbanlıkların kesilmesine. Bunun bir diriliş eylemi olduğunu düşünemez- dik. Çocuktuk… Her kesilen hayvana, her şeye acırdık, ağlardık…
Yaşlansalar da, hep çocuk kalanlar var. Perde- nin önüne (sahneye) bakıyor onlar. Perde arkasını görmüyorlar, anlayamıyorlar. Allah yolunda öl- dürülenlerin diri olduklarını nereden bilecek onlar! Toprağa gömülen bir habbenin, diriliş mevsimi gelende, yedi yüz habbeyle (hatta daha fazlasıyla) dirileceğini denemeselerdi nerden bilecekti insanlar? Atıyorsunuz tohumu güzün toprağa. Yağmur dolu, kar yağıyor… Şiddetli soğuklar oluyor. Çürümesi, yok olması gerekir o tohumun. Bahar gelende, yeni bir hayatla çoğa- larak dirildiğini hayretle seyrediyoruz. Hâlâ bunu görmezlikten gelip dirilişi yadsıyanlar var.
Bazıları da hiç acımıyor. Ne insanlara, ne de hayvanlara… Ve de hiçbir şeye… Kendilerine bile acımıyor onlar. Acıma duyguları körelmiş. Ama bu işin simsarlığını yapmaktan da geri durmuyorlar. Kimseye kaptırmak istemiyorlar “acımak”, “mer- hamet”, “şefkat”, “barış”, “esenlik” kelimelerini.
Kurbanlıkların kesilmesine -güya acıyarak- karşı çıkan bu insanları, insanlar imha edilirken, bütün hakları ve hukukları çiğnenirken neden sahnede göremiyoruz? Nerelere saklanıyorlar bu merhamet havarileri? Şehirleri işgal edilen, evleri bombalanan, kurşunlanan masum çocukların, gençlerin, yaşlıların yanlarında olduklarını bil- diren kaç bildiri yayınladılar? Hangi açıklamaları yaptılar? Neden o zaman hiç duyulmuyor sesleri?
Vahşetten kaçarken yolda telef olanları… Sulara
gömülenleri… Sahillerdeki bebek cesetlerini gör- müyor onlar. Ayakaltı edilen iffetleri, namusları, şerefleri, onurları umursamıyorlar. Avrupa’da kay-

8 Bkz. Enam: 6/162, 163

bolan; fuhuş ve organ mafyasının ellerine geçtiği tahmin edilen binlerce göçmen çocuklardan hiç bahsetmiyorlar. Sesleri çıkmıyor mazlumlar için. Kör ve sağır kesiliyorlar.Vicdansızlaşıyorlar… Etle- rini insanların yemeleri için yaratılan hayvanların, yılda bir defa ibadet amacıyla kurban edilmelerine kıyamet koparıyorlar. Kendilerinin sofralarında et eksik olmazken; o kurbanlıkların etiyle, -belki yılda bir- fukaranın da sofrası et görüyor. Bunu neden düşünmek istemiyorlar.
Kurban bayramının gösterilecek birçok güzellikleri varken nedense bazı televizyon kanalları da her zaman kaçan bir kurbanlığı, kazaları, hayvanların kesim anını, kanı vs. gös- teriyorlar sadece.
Hadi diyelim boğaları, insanlardan çok se- viyorlar; İspanya’da, Meksika’da ve bazı Avrupa ülkelerinde arenalarda, matadorlar tarafından enselerine mızraklar saplanarak boğalar vahşice öldürülürken; bunu eğlence haline getirip, ma- tadorları alkışlayanlara neden sessiz kalıyorlar?
Samimi değiller. Hayvanları da, doğayı da sevmiyorlar. Dertleri başka onların: Kurban bilincini köreltmek… Bunun için bayramları da, bayramlıktan çıkardılar. Sılairahim yapılmasın diye tatil yapma haline çevirdiler.
Kurban, bir sınanıştır. Gerçekten veya ya- landan yana olmanın sınanışı… İkiyüzlü veya samimi olmanın denenişi… İnsanlıktan ne kadar nasibimizin olduğunun analizi… Yaratan’a ne kadar yakın olduğumuzun göstergesi… Cevheri, cüruftan ayıran bir potadır kurban.

yıldabirdefadeğil;hayatımızınheranında kurban ile deneniyoruz. Her an bir şeyleri, bir şeylere kurban ediyoruz. Farkında mıyız? Zaman hızla akıp giderken bazı şeyleri terk edip bazı şeylere yöneliyoruz. Mesela; sabah namazı vaktinde; kimileri, uykusunu namaza kurban ediyor; kimileri de, namazı, uykusuna…

Allah yoluna adanarak hayat buluş veya baş- ka yollarda ölüş… Dirilişten veya ölümden yana tavır alış… Kurban eylemimiz belirliyor bunu.
Yaklaşmak demektir kurbanın kelime anlamı. Allah’a yaklaşmak! Yaratıcısına yaklaşan, ölür mü hiç? “Hayy” olana yaklaşan hayat bulur. Hayatı da, ölümü de yaratan O. Yaratıcısından uzakla- şan, ölür; yaşasa da… O’na yaklaşan hayat bulur; ölse de…
Kozmik âlemde herkes ölür. Ölecektir. Dünya fanidir. Ölümlü yaratılmıştır bütün canlılar. “Her canlı fanidir (ölümlüdür). Yalnız celal ve ikram sahibi Rabbinin yüzü (zatı) baki kalacaktır.”9 Ölümü tatmayacak hiç kimse yoktur.
“Sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, (bir
gün mutlaka) sizi de bulacaktır.”10 “Allah, eceli geldiğinde hiç kimseyi ertelemez.”11

9 Rahman: 55/26, 27; Kasas: 28/88 10 Cum’a: 62/8; Nisa: 4/78; Kaf: 50/19
11 Münafikun: 63/26; Â� l-i İ�mran: 3/154

Fiziki âlemde bu böyle. Ama her şey, görü- nenden ibaret değil ki…
Kurbanda da, bütün ibadetlerde de şekli olan, görünen davranışlar bir temsildir sadece. Asıl amacın Allah’ın rızası olduğuna, takvanın merke- ze alınması gerektiğine dikkat çekiyor Rabbimiz: “Onların (kurbanların) ne etleri, ne de kanları Allah’a ulaşır. Fakat sizin takvanız O’na ulaşır. Böylece size yol(unu) gösterdiği için Allah’ı tekbir edesiniz diye onları (kurbanlıkları) bu şekilde size
boyun eğdirdi. Güzel davrananları müjdele.”12 Habil’in, Kabil’e cevabı çok ilginç. Kabil’in
kurbanın Allah tarafından kabul edilmeyişini
takvasızlıkla açıklıyor:
“(Kabil); ‘Allah, (kurbanı) sadece takva sa- hiplerinden kabul eder.’ dedi.”13
Mesele bu işte… Bu niyetle, bu bilinçle, takvayla adanan kurbanlıkları kabul ediyor Allah sadece.
Esasen takva da bu değil mi? Allah’a adan- mak… Kayıtsız – şartsız O’na teslim olmak… “Yap!” dediğini, sevdayla, şevkle yapmak… “Yap- ma!” dediğinden, ateşten kaçarcasına kaçmak, sakınmak… En çok O’nu sevmek ve en çok O’ndan korkmak… O’na yakınlık kurmaya çalışmak… Kurban ibadetini bütün benliğiyle yaşamak… “Benim namazım, kurbanım (bütün ibadet ve itaatlerim), hayatım ve ölümüm, âlemlerin Rabbi Allah içindir.” diyebilmek… Takva bu işte.

12 Hac: 22/37
13 Maide: 5/27

Kurban sınavını kaybedenler, takvadan nasip alamayan kimselerdir. Kurban sınavını başaran- lar, takva sahibi kimselerdir.
Yılda bir defa değil; hayatımızın her anında kurban ile deneniyoruz. Her an bir şeyleri, bir şeylere kurban ediyoruz. Farkında mıyız? Zaman hızla akıp giderken bazı şeyleri terk edip bazı şey- lere yöneliyoruz. Mesela; sabah namazı vaktinde; kimileri, uykusunu namaza kurban ediyor; kimile- ri de, namazı, uykusuna… Herkes geçen ömrünü düşünsün! Yaşadığı anı düşünsün! Ve gelecek için yaptığı planları düşünsün; neleri, nelere kurban ediyor? Allah’a ne kadar yakın olduğumuzu bu muhasebe ile tahmin edebiliriz. Önderimiz (a.s.) bir hadislerinde; “Kim, Allah katında değerinin ne olduğunu öğrenmek istiyorsa; Allah’ın kendisinin yanında değeri nedir, ona baksın.” buyuruyor.14 Beş paralık dünyalık bir kazanç için, namazlarını terk edenlerin; Allah’ı, her şeyden daha çok sevdikleri- ni söylemelerine kim inanır! Evet, Allah’ın, bizim yanımızda değeri ne ise; bizim de, O’nun yanında değerimiz o kadardır.
“Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine insanlar
arasında yürüyebileceği bir ışık verdiğimiz kim- se, karanlıklar içinde kalıp ondan hiç çıkmayan kimse gibi olur mu?”15
Bu ayette; “Ölü iken dirilttiği” kimselerden bahsediyor Rabbimiz. İşte kurban; yağmurun, yeri diriltişi gibi,16 gönüllere rahmet olarak iniyor; ölü ruhları diriltmek için…
“Körle gören bir olmaz! Karanlıkla aydınlık da bir olmaz! Gölge ile hareket eden de bir olmaz! Diriler ile ölüler de bir olmaz.” buyuruyor bir başka ayette.17
Bu anlamda kurban; aydınlıktır… Görmektir… Gölge olmaktan kurtulmaktır… Dirilmektir…
Selâm, keserken kurbanlığını; kulluk bilincini bileyen; bütün hayatını kurban şuuruyla Allah’a adayan diriliş erlerine…
Selam; bayramı hak edenlere! Bayram, onlara mübarek olsun.

Yorumlar

Site Yorum 0