158. Sayı / Editör'den...

Bahar’dan kalan ılık bir mevsimde Ramazan ayının sımsıcak iklimini

teneffüs ediyoruz bugünler. Oruç içimizi ısıtıyor. Yoğun bir duygu

seli yaşıyoruz her an. Oruç değiştiriyor, d.nüştürüyor… Kalıcı olması

umutlarımız… Nasıl ki namazın değiştirici bir gücü varsa, namazla

şer uzlaşmaz ikili ise, oruçla da hayatımızı kontrol altına alabilmeliyiz.

Oruçlu olduğumuz her halimizden belli olmalı bizim, .ünkü oruçlu

olmamız daha bir duyarlı olmamızı gerektiriyor. Kendimizle ve toplumla

olan ilişkilerimize bir çerçeve kazandırıyor oruç.

Hepimiz kendimizi izlemeliyiz. Bir muhasebe yapma zorunluluğumuz

var zaman zaman, zaman tükenmeden. “Ben namaz kılıyorum, ben oruç

tutuyorum ama!...” demeliyiz… Bildiğimiz halde yanlışlar yapmamalı ve

o günahı işlememeliyiz… İbadetlerimiz hayatımızın birer parçaları, ama

hayatımızı bu ibadetlerden ibaret g.rürsek yanılgıya düşmüş oluruz.

Topyekûn bir hayatımızın, namaz anı gibi olmasını, oruç hali gibi olmasını

hangimiz istemeyiz? Kıyametimiz kopmadan, ansızın soluduğumuz

hava tükenmeden şu oruçlu günlerimizi, onda inen ayetleri unutmadan

ve onu önemseyerek günlerimizin kıymetini bilmeliyiz.

Her gün tekrar etmemiz gereken namaz, her yıl gelen oruç bize

anlamlı mesajlar veriyor, bu son imkân olabilir, diye. İşte arkasında nice

sevapların olduğu oruç, onunla infak ve sadaka da bir imkân… Kendin

için bir adım at; hem sen kazan hem de o. Zekâtı, devlete verdiğin vergi

kadar önemse… Ne vergi kaçır, ne de zekât. Müslümanlığını o birine

gösterdiğin duyarlılıkla ölç. Ve bilmeliyiz ki, mülk; taşınır-taşınmaz her

şey Allah’ındır. Ve onda yoksulların doğal hakları vardır. Kendine ait

olarak bildiğin o mülkte, o sermayende muhtaçların payı var. Doğrusu,

esasen o pay Allah’ın payıdır. Ve biz, yerine getirmek boynumuzun

borcu olsun demeliyiz…

Bu ayın özelliğinden de hareketle sıcağı sıcağına bu kavramlarımızı

ve onda hepimize düşen sorumluluklarımızı hatırlamak/hatırlatmak

amacıyla, meselenin fıkhını, sosyolojisini, felsefesini anlamlandıran

yazılar kaleme aldık. Bir de Kur’an’ın savaş açtığı “Kenz’ konusunu.

Hasan Köse kaleme aldı ‘Kenz’i. Servet yığmanın, biriktirmenin,

paylaşmamanın liberal/ kapitalizm zihniyetinin herkesi kuşattığı bütün

zamanlarda bilmeliyiz ki bunun panzehiri infaktır, zekâttır, sadakadır ve

cömertliktir.

Dosya konumuz dışında bu sayımızda Mustafa Doğu “Türkiye İslamcılarının

Evrilişi”ni yazdı. Bir tespit, bir muhasebe, bir eleştiri… Eğitimde

yılın sonuna geldik. Çok söyleyecek s.zümüz var ama eğitimle ilgili,

şimdilik bir yılın kısa ve ılımlı bir değerlendirmesini yazarımız Rüstem

Budak yaztı: “Eğitim ve Öğretime Yıllık Bakış” başlığı altında…

Bu arada Anadolu Platformu 5. Genel Kurulu seçimi de yapıldı. Bu

seçim ve süre.le ilgili hareketin önde gelen isimlerinden Zekeriya

Şengöz ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Gözden kaçmayan dikkat çekici

tespitler ve .ng.rüler yer alıyor bu söyleşide…

Dergimiz Haziran sayısı özetle bu kadar. Bir demet Ramazan sunduk,

paylaşmanın önemini vurguladık. Kü.ük de olsa bir kıpırdanış sağlayabildiysek

ne mutlu bize


  • Sayı: 164
  • Sayı: 163
  • Sayı: 162
  • Sayı: 161
  • Sayı: 158
  • Sayı: 157
  • Sayı: 156
  • Sayı: 155
  • Sayı: 154.Sayı
  • Sayı: 153
E-Mail listemize katılarak yeni yayın ve etkinliklerimizden haberdar olabilirsiniz.
Email :