157.SAYI

İstanbul’un olumlu yönlerinden bahsetmeye kalksak buna gü. bile yetiremeyebiliriz.

çünkü İstanbul tarih ve medeniyetler yatağı demek… Bugün o tarih ve medeniyetin,

görüntü ve yazılarıyla, eserleri ve hali hazırda kalıntılarıyla zaten iç içeyiz. Bunlarla

birebir yüzleşmek bile bizi tarihin derinliklerine götürmeye yetebiliyor. Bu yönüyle

İstanbul canlı bir tarih ve geçmişin izleriyle hâlâ canlılığını koruyor… Bu şehri bu

yönleriyle bilenler ve anlayanlar için İstanbul’da yaşamak bir şans, hatta bir ayrıcalık bile…

Ne ki, bu şehrin bir başka yüzü de var ki, o da gerçeğin ta kendisi. Acı gerçek. İstanbul

bugün araç ve insan kalabalığından geçilmiyor maalesef. İçimizden bu şehre bir toz

dahi kondurmamak geçiyor ama her an-her gün aralıksız yaşanan sıkıntılar, stres ve

gerginlikler artık çekilir gibi değil… İstanbul’un bir de böyle bir yüzü var maalesef…

Söylemeye kıyamadığımız…

Seksen milyonluk koca Türkiye’nin yaklaşık dörtte biri burada yaşıyor. Düşünebiliyor

musunuz? Bunun nedenlerinden mi bahsetsek yoksa gelmiş-geçmiş yönetimleri topa mı

tutsak, faydasız! Ve en acısı bugün İstanbul’u yöneten iktidarın ‘ne olacak bu İstanbul’un

hali’ gibi bir derdi de yok, g.rünen. Arkası kesilmeyen göçe ve milyonlarca kalabalık

insan topluluğunun haline bir ..züm getirilmiş değil, maalesef… Her gelen yönetimin

İstanbul’a k.tülük ettiğini söylersek, abartmış olmayız. Bu İstanbul onların eseri! G.nül

ister ki, bu dünya şehrine en kü.ük bir laf edilmesin. .ünkü bu şehir her türlü .vgüyü hak

eder niteliklere sahip. Ama ta öteden beridir k.tü yönetilmiş ne yazık ki, bu besbelli.

Her gelen yönetim İstanbul’a rant g.züyle bakmış. Hem yönetelim, hem soyalım;

yönetirken soyalım-sağalım diye diye bugünlere gelmişiz… Uzun yılların biriktirilmiş

sorunları var burada… Saymakla bitmez. Çok basit bir şey; belki lafı bile edilmemeli ama

bir ‘trafik’ ve ‘park yeri’ meselesi bile ..zülebilmiş değil, yazık.

Rica edelim, bu şehri yaşanılır olmaktan çıkarmayalım artık. Bu şehri yönetiyorsak eğer,

hem iktidar hem de Belediye olarak, yönettiğimiz yerin hakkını verelim!. Referandum

sonuçları bile büyük şehirlerin SOS verdiğini hissettirmektedir. İstanbul için sonuçlar

ağırlıklı olarak yereldir. Bu dikkate alınır bilinmez ama; ‘’atı alan .sküdar’ı geçmez’’

inşallah…

Dosya konumuz ‘İstanbul’da Yaşamak’ veya ‘İstanbul’u Yaşamak’ şeklinde tecelli etti bu

ay. Hakikaten İstanbul konuşulması gereken bir şehir… Ne yazık ki, İstanbul’un devasa

sorunları bir deprem gerçeği kadar bile ele alınmıyor. Arkası kesilmeyen göç, yapılaşma

problemi, trafik ve onlarca- artık dibe vurmuş- sıkıntılar, hiç gündeme gelmiyor.

Bu şehir de, şehrin ve İstanbullunun yıpranma yüzdesi tavan yapmış durumda… Nerede

kaldı İstanbul’un tarihi derinliğini okumak, doğal güzelliklerinden yararlanmak, hak

getire…

Bu mütevazı dergi sayfalarında İstanbul’u nasıl ele almak gerekirdi. .vgüler mi dizelim,

göklere mi çıkaralım, yoksa her gün herkesin yaşadığı sıkıntılardan hareketle yerin

dibine mi sokalım! Hayır! İstanbul bunların hiçbirini hak etmiyor, derken şehrin hayat

tarzı, zorlukları, güzellikleri ve sorunları bir bütün olarak canlandı zihinlerimizde… Her

iki y.nlü düşünelim diye… Oysa methedilmeye daha layık İstanbul, yeter ki o üzülmesin,

incinmesin… Biz her bedeli ödemeye hazırız, dercesine…

O yüzden Abdülaziz Tantik ‘’İstanbul Aşktır’’ başlığını koydu yazısına… İsmail Doğu

İstanbul’un tarihini yazdı. İstanbu’unl tarihinin bundan daha güzel bir özeti olamaz,

gerçekten.

İstanbul’u nasıl hissederiz; ‘Histanbul’ başlığını da Ayşe Şener attı. Ahmet Mercan’ın,

Mehmet Turgut’un, Selvigül Şahin, Yusuf Tosun ve Bülent Acun’un katkıları unutulmaz.

Esan Gül ise İstanbul’un –iyi olmayan- psikolojisini kaleme aldı…

Referandum değerlendirmelerini kapsamlı bir şekilde ele alındığımızı söyleyebilirim.

Metin Kaya, Hasan Postacı, Av. Cüneyt Toraman ve Murat Güzel tarafından…

İstanbul’un Fethi dolayısıyla İstanbul’un sorunlarını konuşmak bizce anlamlı oldu… Belki

İstanbul bu y.nüyle de bir fetih bekliyor. Bakalım İstanbul’un Fatih’i kim olacak?..

Bu ay aynı zamanda mübarek Ramazan ayı. Kalplerimiz onunla tezkiye olacak… Adil

Akkoyunlu ve Ramazan Kayan yazıları ‘Ramazan Yazıları’ oldu doğal olarak…

Bu vesileyle tüm okuyucularımız Ramazan ayını tebrik ediyoruz. Onda-bilmediğimiznice

hayırların olduğu bu ay tüm İslam âlemine hayırlı olsun, beşeriyetin kurtuluşuna

vesile olsun inşallah…


  • Sayı: 164
  • Sayı: 163
  • Sayı: 162
  • Sayı: 161
  • Sayı: 158
  • Sayı: 157
  • Sayı: 156
  • Sayı: 155
  • Sayı: 154.Sayı
  • Sayı: 153
E-Mail listemize katılarak yeni yayın ve etkinliklerimizden haberdar olabilirsiniz.
Email :