156. SAYI ÇIKTI!

‘Küresel Dünya Sistemi’ tanımlaması, kullanımı çok eskilere dayanmasa da çok yalın

bir gerçeği ifade ediyor bize. İdeolojik, sosyolojik, ekonomik, askeri ve siyasi açılımı

çok önemli olmakla beraber; bugün bu tanımlamadan hepimiz, sade ve öz olarak

ABD ve Avrupa Devletlerini(AB) anlıyoruz. AB ülkelerinin ABD’nin gölgesinde

olduğunu düşünürsek bugün tanıdığımız Amerika’nın yeryüzünün tek küresel gücü

olduğunu görebiliriz. Kimseye ‘eyvallahı’ olmayan, kimseyi takmayan bir gü.. Gücün

şımarttığı bir ülke Amerika… Onun gücü diğer devletlerin gü.süzlüğünden (zayıf

bırakıldıklarından) ileri geliyor.

Küresel dünya sisteminin baş akt.rü ABD karşısında, ne yazık ki diğer ülkeler

durumdan vazife çıkarıyorlar kendilerince… Çağdaş köleler… Zayıf ve bağımlı… İradeleri

ve cesaretleri yok. Emre amade kullar gibiler ABD karşısında. Bırakın başkalarına,

kendilerine bile faydası yok bunların. Bu küresel ahtapot bir bahaneyle işgal eder

ülkeleri; savaşmaz, savaştırır, milyonlar .lür, yerinden yurdundan edilir insanlar. Mafya

ve çeteleşen gruplar karşısında korkan, sinen insanlar gibidirler durumları. Olan

bitenin, gidişatın farkındadırlar ama korkarlar, ses çıkarmazlar, ‘eyvallah’ çekerler her

şekilde… Risk almazlar; işim, çoluk-çocuğum, geleceğim der, hatta ‘kaderim’ der

teslim olur huşu ile… Ama ya .zgürlük, bağımsızlık, haysiyet, onur… Bütün bu değerler

için gerektiğinde ‘.lüm’ zor gelir insanlara, hatta imkânsız… Tıpkı bunun gibi, bu

devletçiklerin hali de böyle.

Kendilerine tahmil edilen zincirleri kırmazlar, ‘biz de bir adım atalım, yeryüzünde

küresel bir gü. olalım’ demezler. Biz .zgürlüğün, bağımsızlığın, adaletin ve insanlığın

ifadesi olalım demezler. Hep efendileri içindir her şeyleri. Onu kızdırmak istemezler,

ona rağmen tek kelime etmezler. Bu korkak tutum, bu iğrenç sessizlik, seyirci kalış

neredeyse gen haritamızı oluşturdu… Kalıcı, daimi bir köleliğe d.nüştü…

Küresel Dünya Sisteminin efendileri öyle bir mekanizma kurmuşlar, öylesine

kurumsallaşmışlar ki ‘sistem’ saat gibi çalışıyor. Herkes kendi ülkesinde kü.ücük bir

işini dahi kolayca halledemez iken, bu küresel devletler, halkın kaderini, geleceğini

etkileyecek/tersyüz edecek talimatları verebiliyorlar. İstersen yapma. İleri geri davranır,

mırın-kırın edersen ‘külahları değişiriz’ der, başına getirmedik iş bırakmazlar…

Oysa bedel ödemeyi göze alan, cesur, bağımsız ve .zgür kişiler, herkese adil ve eşit

anlayış sahipleri, alternatif küresel bir gücün ilk adımlarını atmış olabilirler. Bu noktada

kendimizi çok daha şanslı sayabiliriz, .ünkü haklıyız, itirazımız var; hak üzereyiz

kuşkusuz bir kitabımız var. Muvaffak olsak ya da olmasak bizi bekleyen bir Cennetimiz

var…

Bu sayımızda Küresel Dünya Sistemini, onun işleyişini, niteliklerini şöyle derli-toplu,

sade ve anlaşılır bir dille işlemeye gayret ettik. Konu ile ilgili çok sayıda bilgi varsa da,

bunu özetin özeti bir şekilde dergimizin sayfalarında daha güncel şekliyle ele almaya

çalıştık. Akademisyen/yazar hocalarımız konuyu sorularımızın şekillendirdiği .l.üde

kaleme aldılar, sağ olsunlar. Adem Levent, Ali Emrah Bozbayındır, Berdal Aral, Bilal

Sambur, Buhari Çetinkaya, Cüneyt Toraman, Ergün Yıldırım, Mehmet Şerefoğlu ve

Nihat Karademir. Yazılar ‘Küresel Sistem’i ‘deşifre’ etmeye yönelik olmalıydı. Bunun da

tahakkuk ettiğine inancımız tam


  • Sayı: 162
  • Sayı: 161
  • Sayı: 158
  • Sayı: 157
  • Sayı: 156
  • Sayı: 155
  • Sayı: 154.Sayı
  • Sayı: 153
E-Mail listemize katılarak yeni yayın ve etkinliklerimizden haberdar olabilirsiniz.
Email :